Şiddet tehdidi altında yaşam mücadelesi veren Esra Yalınkaya’nın durumu, kadınların korunmasına yönelik yasal ve idari mekanizmaların yeterliliğini bir kez daha tartışmaya açtı. Defalarca korunma talebinde bulunduğu ve hakkında uzaklaştırma kararları aldırdığı belirtilen Yalınkaya’nın, buna rağmen ölüm tehditleri almaya devam ettiği ifade edildi.

İddialara göre, tüm başvurularına rağmen güvenliğinin tam anlamıyla sağlanamaması kamuoyunda endişe yaratırken, Yalınkaya’nın çalıştığı iş yerinden çıkarılması da tepkilere neden oldu. Kadın hakları savunucuları, bu durumun yalnızca bir iş akdi feshi olarak değerlendirilemeyeceğini, aynı zamanda şiddetin dolaylı bir sonucu olduğunu savunuyor. Uzmanlara göre, şiddet tehdidi altındaki bir kadının ekonomik güvencesinin ortadan kaldırılması, riskleri daha da artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.

Kadın Cinayetleri Platformu Sorumlusu Rabia Aksu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, hakkında korunma kararı bulunan bir kadının hala tehdit altında olmasının ciddi bir ihmal göstergesi olduğunu vurguladı. Aksu, ilgili kurumların sorumluluğunu hatırlatarak, koruma kararlarının yalnızca kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini ifade etti. Ayrıca işverenlerin de bu süreçte sorumluluk taşıdığına dikkat çekerek, şiddet mağduru bir kadının işten çıkarılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

Kadın hakları savunucuları, mevcut yasal düzenlemelerin etkin şekilde uygulanmasının hayati önem taşıdığına işaret ediyor. Özellikle 6284 sayılı Kanun’un eksiksiz işletilmesi gerektiğini belirten savunucular, bu tür vakalarda hızlı ve etkili müdahalenin hayati sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor. Yetkililere yapılan çağrılarda, Yalınkaya’ya yönelik tehditlerin titizlikle soruşturulması, güvenliğinin sağlanması ve işten çıkarılma kararının yeniden değerlendirilmesi talep edildi.
Kadınların yaşam hakkının korunmasının yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken açıklamalarda, “Kadınlar öldükten sonra değil, yaşarken korunmalıdır” vurgusu öne çıktı. Yapılan çağrılarda, hiçbir kadının korunma kararı almasına rağmen tehdit altında yaşamaya mahkum edilemeyeceği ifade edildi.
Esra Yalınkaya’nın hayatta olduğu ancak halen güvenlik endişesi taşıdığı belirtilirken, kamuoyuna “Yasayı uygula, Esra’yı yaşat” çağrısı yapıldı. Olayın, kadınlara yönelik şiddetle mücadelede mevcut uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğu değerlendiriliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: