Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden faaliyete geçirilmesi yönündeki uluslararası açıklamalara sert tepki gösterdi. Özdağ, Amerika Birleşik Devletleri ve Yunanistan merkezli olarak yürütülen tartışmalara dikkat çekerek, okulun açılmasının basit bir inanç özgürlüğü meselesi olmanın ötesinde, Türkiye'nin egemenlik haklarını ve bağımsızlığını doğrudan ilgilendiren son derece kritik bir konu olduğunu vurguladı.
"Kararlar Yabancı Başkentlerden Duyuruluyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Amerika Birleşik Devletleri temasları sırasında yaptığı açıklamalar ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Ruhban Okulu hakkındaki son ifadelerini hatırlatan Özdağ, iktidarın bu süreçteki diplomatik tutumunu eleştirdi. Türkiye'nin egemenliğini yakından ilgilendiren bu denli önemli bir konuda, kararların Ankara yerine Washington ve Atina'dan duyurulmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini belirten Özdağ, milletin kendi ülkesindeki gelişmeleri yabancı başkentlerden öğrenmek zorunda bırakıldığını ifade etti.
Ekümeniklik ve Vatikanlaşma Tehlikesi
Fener Rum Patriği Bartholomeos’un son dönemde yaptığı açıklamalara da değinen Özdağ, 2026 yılının Eylül ayında okulun görkemli bir törenle yeniden öğrenci kabul edeceğine dair beyanlara hükümet cephesinden resmi bir cevap gelmemesine dikkat çekti. Amerika Birleşik Devletleri'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın da benzer yöndeki ifadelerini hatırlatan Özdağ, Ruhban Okulu tartışmalarının anayasal çerçevede değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Özdağ, "Ekümeniklik statüsü adı altında Heybeliada’nın Vatikanlaştırılması tehlikesi açıkça söz konusudur. Türkiye topraklarında devlet denetimi dışında, özerk bir yükseköğretim yapısının hukuken var olması ve Vatikan benzeri ayrıcalıklı bir yapının oluşturulmasına kesinlikle izin verilemez" şeklinde konuştu.
Lozan Antlaşması ve Mütekabiliyet İlkesi
Tartışmaların tarihi ve hukuki boyutlarına da vurgu yapan Selçuk Özdağ, sürecin Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Anayasa hükümleri ve Lozan Antlaşması çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğunu belirtti. Patrikhane'nin taleplerinin yalnızca bir eğitim faaliyetinden ibaret olmadığını iddia eden Özdağ, uluslararası alanda "ekümenik" sıfatının tanınmasının ilerleyen dönemlerde mülkiyet ve tazminat davalarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu. Özdağ, uluslararası ilişkilerde karşılıklılık esasına dikkat çekerek Yunanistan'ın Batı Trakya'daki Türk azınlığa yönelik kısıtlayıcı uygulamalarını da gündeme getirdi.
TBMM'de Şeffaflık Çağrısı
Mütekabiliyet ilkesinin devlet ciddiyetinin temel bir gereği olduğunu ifade eden Özdağ, Batı Trakya'daki soydaşların hakları tam anlamıyla güvence altına alınmadan Türkiye'nin tek taraflı taviz niteliğinde adımlar atmaması gerektiğini savundu. Konunun kapalı kapılar ardında yürütülen diplomatik görüşmelerle değil, doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ve şeffaf bir biçimde tartışılarak karara bağlanması çağrısında bulunan Özdağ, Lozan'da kurulan uluslararası dengelerin küresel baskılarla değiştirilmeye çalışılmasının milli egemenlik anlayışıyla bağdaşmadığını sözlerine ekledi. Yeni Yol Grubu olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayan Özdağ, hükümetten yürütülen görüşmelerin tüm detaylarını kamuoyuyla paylaşmasını talep etti.
Yorumlar
Kalan Karakter: