Güle Güle Minik Kuşum
Adevviye Şeyda Karaslan

Adevviye Şeyda Karaslan

Güle Güle Minik Kuşum

29 Haziran 2020 - 15:32

Güle Güle Minik Kuşum

Dün gelecek misafirlerim için hazırlık telaşındayken balkonumdaki yavru  kedilerimin birden hareketlendiğini farkettim. Başımı uzatıp baktığımda anne kedilerimden Müezzamın ağzında tuttuğu bir kuşu yavrularına getirdiğini gördüm. Daha öncekilerde de olduğu gibi dehşetle söylenmeye başladım. Kuşun çoktan ölmüş olduğunu düşünüyordum.

 Bu arada kuşu yavrulardan biri kaptı. Annesi gibi ağzıyla boynu değil de kanadından tuttuğundan olmalı aniden kuş çığlık çığlık feryad etmeye başladı. Böylelikle hala yaşadığını öğrendim ve hemen balkon kapısını açıp yavru kedimin ağzından aldım minik kuşu. Kalbi nasıl da çırpınıyordu...

Mutfak tezgahımdaki su dolu yumurta haşladığım cezvem ilişti gözüme, hemen başını suya eğerek su içmesini sağlamaya çalıştım. Gagasıyla suyu aldığında  başını kaldırıp yukarı bakarak hamd ile içişi, minik boncuk gözleriyle arada bir yandan yandan bana bakışı görülmeye değerdi... 
Görünürde yarası yoktu, sadece çok korkmuştu.

 Hemen delikli çamaşır sepetimi kuş yuvası haline getirip içine koydum. Evde yiyebileceği şey olarak bulduğum ince bulguru bir süre yedirmeye çalışarak tabakla  bir kap suyla birlikte sepete koydum. Uzun süre sesi çıkmadan dinlendi. Hatta ölmüş olması  korkusuyla sık sık örtüyü kaldırıp baktım. Yaşıyordu, nefes alıyordu çok şükür.
Akşama doğru sesi çıkmaya, cik cik ötmeye başladı.

Bir süre sonra da sepetin tutacak boşluğundan pır diye uçuverdi. Henüz çok küçük ve hırpalanmıştı. Belkide kanadı da yaralıydı. Tekrar kedilerin eline düşmesi korkusuyla dışarı göndermeyi gönlüm el vermiyordu. Yuvasını, annesini bulma imkanım yoktu. Aslında hep kalsın, benim minik kuşum olsun istiyordum...

Bu arada misafirlerim geldi. Uzun süre evde uçuşup cik cik ötüştü. Acıkmış olabileceği düşüncesiyle misafirimle birlikte yakalayıp tekrar kafesine koyduk. Bulgur yemini yiyip suyunu içti, hatta su kabında duş aldı bir ara. Geceyi sakin, güzel bir uykuyla geçirdi.
Bu gün yine bir yolunu bulup kafesinden çıktı. Biraz uçsun, rahatlasın diyerek aldırmadım. Arka odadan cik cik sesi geliyordu ara ara.

 Sonra birden sesler hızlandı, çoğaldı. Merakla koşup baktığımda yavru kuşu balkon kapımın sineklik telinin iç kısmında, büyük ihtimal annesi olan aynı cins büyük kuşun da telin dış kısmında tutunmuş birbirlerine ulaşmaya çalıştıklarını gördüm. İnanılmaz bir sahneydi...

Kapıyı açıp kavuşmalarını sağlamaya çalıştım ancak ikisi de ürküp kaçıştılar. Kapıyı açık bırakıp çıkmasına imkan sağladım. Tekrar koltuğuma dönüp kaldığım yerden yazıma devam etmeye çalıştım. İçimde hem sevinç hemde hatıra kalacak bir fotoğrafını bile çekememiş olmanın hüznü vardı...

Az sonra bir cik sesiyle dikkat kesildim. Evet, oydu! Minik kuşum gitmemiş ya da açık kapıdan geri gelmişti. Etrafımda uçuşmaya başladı. Dün yorgun, güçsüz haliyle yarım saat uğraşıp evin içinde  yakalayamamışken bu gün daha sağlıklı, zinde olmuş olmasına rağmen adeta gönüllü yakalandı bana.

Pır pır kanatları, minik, nazende bedeni ile avuçlarımın arasındaydı. Hemen telefonumla fotoğraflarını çektim. Acelesi vardı. Annesi ve kardeşlerine yetişmek istiyordu sanki. Hemen arka balkon kapıma götürüp ellerimle uçurdum onu. Onunla birlikte gönlümden binlerce kuş uçtu sanki... 

Büyük ihtimal yuvalarının olduğu selvi ağacına uçtu. Dallarda kuş cıvıltıları arttı birden. Belli ki hepsi minik kuşun kurtuluşu, aralarına dönüşünü kutluyor ve bana teşekkür ediyorlardı. Minik kuş konduğu daldan arkasına dönüp son bir kez bana baktı. Veda eder gibiydi.

Elimi kaldırıp usul usul sallıyarak, güle güle minik kuşum, ait olduğun yerde ol, fıtratın gereği hep özgürce uç, şarkılar söyle, annen ve kardeşlerinle mutlu ol inşallah dedim...

Gözlerim dolmuştu, yüreğim tarifsiz duygularla harmandı. Tıpkı daha önce hiç gitmesinler istediğim halde onların iyiliği için ellerimle ait oldukları yere uğurladığım tüm sevdiklerimden sonra olduğu gibi...

Mutfağa girip yuvasındaki yemlerini ve büyük bir kaptaki suyunu arka balkon pervazına koydum. Minik kuşum yine sıcaktan fenalaşır, acıkır, susar ise burada da bir evi olduğunu bilsin istedim. Kimbilir belki annesi yuva yapar balkonuma, ya da ziyaretime gelirler ara sıra. Önceki yıl iletilen rüyada olduğu gibi, belki de kuşlar girip çıkar huzur yuvama. Feyzler katarlar asıl vatanına uçma arzusuyla yanan ruhuma...
 Amin Ya Rab'bi!

Her şeye rağmen, her koşulda, Rab'binin lütuflarının farkındalığıyla, coşkuyla, illa aşkla!..

Adevviye Şeyda
29 Haziran 2020

Bu yazı 834 defa okunmuştur .