Yiğitbaşı Velî Ahmet Şemsettin Marmaravi Hz. Mesciti Ve Ulu Cami
Adevviye Şeyda Karaslan

Adevviye Şeyda Karaslan

Yiğitbaşı Velî Ahmet Şemsettin Marmaravi Hz. Mesciti Ve Ulu Cami

23 Kasım 2019 - 15:33

Geçtiğimiz eylül ortasında, önceki yıllarda zaman zaman dayanılmaz bir istek duyarak yaptığım gibi, cuma vakti Manisa ulu camide olmak, o uhrevi atmosferde dua etmek istedim. Yiğitbaş Velî Ahmet Şemsettin Marmaravi Hz. ve yakında haberdar olduğum Yunus Dedeyi ziyaret etmek de namaz sonrası için niyetimdeydi. Ancak büyük bir hüsrana uğradım.

Ulu Caminin yıllardır süren  restorasyonu hala bitmemiş, etrafı alüminyum duvarla çevrilip dışarıdan heybetini  görmemiz bile engellenmişti. Hüzünle ve hiç olmazsa o doyumsuz küçük yeşil mescitinde namazımı kılabilmek umuduyla bir alt sokaktaki Yiğitbaş Velî hz. türbesine vardığımda ise büyük bir şok yaşadım.

 Zaten bahçede yıllardır yarım bir inşaat çirkinliği vardı ancak bu kez o güzelim mescit de yıkılmış, yerine temel kazılıp korkunç beton yığını iki sütun dikilip öylece yarım bırakılıp gidilmişti. Kentsel dönüşümün yarım bırakılmış  harabelerinden olmuş bu iki güzel uhrevi mekanımız da ne yazıkki. 

Taksiden inip demir yığınları arasında, hiç olmazsa güzelim kabrini görebilmek istedim. Çisil çisil yağmur altında gözyaşları içinde bir fatihayı zor okuyabildim. Üzerindeki ismi yazılı tabelanın bile yıkılmış rüzgarda sallanır halini görmeye daha fazla dayanamadım.

Ağlayarak taksiye binip Yunus Dedeye gittim. Bir buçuk saat boyunca kimse olmadığından kapıyı da kapayıp dolmuş içimi boşalttım bu küçük uhrevi mekanda. Yağmurun sesine karışan dualar ettim. 

Ertesi gün mesaj istekleri kutumda gördüğüm güzel haber yüreğime serin sular serpti. Paylaşımı okuyup etkilenen bir beyden geliyordu mesaj. Ulu caminin restorasyonu üç yıl sürecekmiş. Yiğit baş Veli hz.miz için de ona yaraşır bir külliye yapılacakmış.

İnşaat durmuş göründüğü için en azından kabrinin etrafı daha özenli korunabilir ricama ilgilenme sözü verdi mesajı yazan Manisa’lı duyarlı bey. Ben de gördüm, çok kötü gerçekten dedi. İnşallah gerekli özen gösterilir ve inşaat da yeniden başlayıp bir an önce bitirilir dileğimi de iletmiştim hatta.

Manevi mimarlarımızın mekanları ve ulu camilerimiz çok önemli çünkü. Biz manevi gücümüzü oralardan alıyoruz. Manisa yanında, Bursa, Kars, Kahramanmaraş ve Malatya gibi pek çok ilimizdeki ulu camilerde de namaz kılmak nasip olduğu ve büyüklerimden onların sırlarını anlatan çok hikaye dinlediğim için biliyorum önemlerini.

Gelmiş geçmiş tüm evliyalarımızın, şehitlerimizin oralarda cuma namazı için buluştuğunu unutmamalıyız. Mümkün olduğunca o mekanlarda namazlar kılıp dualar ederek manevi güçten faydalanmaya çalışmalıyız. Bu sebeple de mümkün olan en kısa zamanda bakım-restorasyon işlerinin yapılıp hizmete açılmaları çok önemli.

Önceki gün çalan telefonumla, Manisa’daki görev  yıllarında tarihi mekanlarda çok hizmetleri olmuş, hatta Şekerci Babamızın nazarına nail olmuş olan, emekli arkeolog, Atalay Bayık- Ayşe Bayık çiftinden, İzmir’den ziyaret için gelmişken gördükleri  inşaatın hala durmuş vaziyette olduğu, hatta bahçedeki diğer kabirlerin dozerle yok edildiği, dergaha hizmeti olduğundan bahçeye defnedilmiş dervişlerin kemiklerini köpeklerin ağzında gördükleri haberiyle kanım dondu adeta.

İnşaatın ne durumda olduğunu tespite gelmiş Bursa'lı bir hafız hanımdan da söz ettiler. Güç birliğiyle bu konuda ne yapabileceğimizi istişare etmek istemişler. Bu konuda yeniden yazarak kamuoyu vicdanını harekete geçirmekten başka birşey gelmiyor elimden ne yazık ki.

Manisa'daki Yiğitbaşı Velî Hz. Vakfı ve sevenlerini inşaatın akibetiyle ilgilenmeye davet ediyorum. Her birimiz yazacağımız dilekçelerle bu konudaki rahatsızlığımızı yetkili mercilere iletmeliyiz.

 Manisa basın yayın organları aracılığıyla kamuoyu oluşturulmalı. İnşaatın bir an önce bitirilmesi için gerekli ivme kazandırılmalı. Aksi halde, mübareklerin de  çok rahatsız olduğu aşikar olan bu sorumsuzlukda kast düşünmek işten değil ve bu vebali hepimiz çok ağır ödeyebiliriz.

Geç olmadan herkesi bu konuda elinden geleni yapmaya davet ediyorum...

Adevviye Şeyda Karaslan

Bu yazı 553 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum