BAŞARI BEDEL İSTER
Davut Çoban

Davut Çoban

BAŞARI BEDEL İSTER

15 Mayıs 2021 - 00:25

BAŞARI BEDEL İSTER

İnsan olarak yeryüzünde ayrıcalıklı bir hayat yaşıyoruz. Diğer canlıları bir düşünün ayna da kendi suretinize bir bakın farklı olduğunuzu hemen göreceksiniz. Yaratan nasıl yaratmış her bir çizgiyi kusursuz farklılığınız ne kadar ’da belirgin ve insan olmak eşrafı mahlukat olmak demektir. İnsan olmak ALLAHIN yeryüzünde ki halifesi olmak demektir. Ve insan bu ayrıcalığı bildiği zaman ne yapması gerektiğini daha çok düşünen tefekkür eden bir yapıya kavuşur. Arzuladığımızda bu

İnsan olarak yeryüzünde kâinata dünyaya canlı ve cansız ne varsa her şeye fayda sağlayan yeryüzünü imar eden, güzelliklerle izler bırakan, adaleti temsil eden hakkı hukuku bilen arayan ve estetik bir dünyayı bedi bir dünyayı kurabilmek için çaba gösteren varlıklara dönüşebilmek bütün hayalimiz bu insan eşrefi bir mahlukat olarak yaratıldı ve yeryüzüne gönderildi bir imtihanla baş başa insan asla tembel durması gereken bir varlık değil çünkü sınırlı bir hayat, sayılı bir ömür, sayılı nefesler nefesi tükendiğinde çekip gider bu dünyadan eğer biz üzerimize düşeni tam anlamıyla yapabilirsek bizden sonraki nesillere yeryüzünün diğer misafirlerine elimizden geldiği kadar güzel şeyler ikram etmeyi ve bırakmaya çalışırsak dünya bizi tüketse de ömrümüz bitse de biz çoğalarak gideriz. Biz bu dünyada  tembel tembel yaşamaya var olanları tüketmeye ve herhangi bir şeyleri ortaya koymamaya gayret edersek o zaman dünya bizi tüketir ayrılıp gideriz bu dünyadan yerin altındakiler üstündekilerden çoktur yerin üstündekiler  yerin altındakilerden kaç kişiyi hatırlıyor kaçı var ki insanlara fayda sağlamış güzellikler bırakıp gitmiş aziz dostlarım bunu düşünelim ömürlerimiz tükendi dünya bitti ayrılıp gittik buradan ne kaldı geriye işte kalan başkalarına sunabileceğimiz bir başarı hikayesi ile anlam ifade eder. Bizden sonraki insanlar nesillerimiz çocuklarımız gençlerimiz hayatlarımızdan örnek alabilirlerse biz bir şey ifade etmiş oluruz yoksa unutulup gideceğiz.

Eşrefi mahlukat olarak sizler bizler RABBİMİZ den aldığımız ruhla yaşıyoruz. Bu ruhun gereğini yapmak mecburiyetindeyiz. Bu ruh yalnızlığı tek başınalığı söylemiyor çünkü biz hiç tek başımıza değiliz bize şah damarımızdan daha yakın yaratıcı ile beraberiz ve biz dünya faaliyetleri hengamesi içinde hayallerimizin gelecek için yapacaklarımızın ufkumuzda var olan hakikatlerin bizi başarıya doğru yönlendiren bütün meselelerin takipçisi olmak mecburiyetindeyiz. Bunun içinde aziz dostlar kendinize ve insana bir yolculuk yapmamız gerekir. Hayallerimiz önemli rüyalarımız önemli, nereye gitmek istediğiniz son derece önemli ufkumuzda gerçekleştirmemizi amaçladığımız bir şey yoksa biliniz ki yolculuk bizim için hüsranla sonuçlanır. Bu aynen neye benzer biliyor musunuz? Bir yolculuğa çıkıp ta nereye gittiğini bilmeyen bir adamın haline benzer dünya bir yolculuk mekânı biz bu yolculukta nereye varmak istediğimizi bilmek zorundayız.

Tolstoy dediği gibi ‘Neye ihtiyacı olduğu yetisi verilmemiştir insana’ izaha muhtaç bir söz. Tolstoy burada haklı olsa da bir şeyi unutmamak gerekir insana akıl verilmiştir çünkü insan akılla neye ihtiyacı olduğunu düşünebilecek tefekkür edebilecek bir varlıktır.

İnsanın neye ihtiyacı var dostlar bence kendisini tanımaya ihtiyacı vardır. Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, ne yapmalıyım ve dünya nedir? Yıldızlar neyi ifade ediyor? Zerreden kâinata kadar galaxy lirden hücreye kadar atoma kadar bütün varlık alemi neyi ifade ediyor. Benim aklım bunları algılayarak bir nimet bu nimetle ne yapmalıyım neden diğerlerinde akıl yok bende var. Ben aklımla kendimi düşünemeyeceksem yeryüzünde neyi düşünebilirim. Kendisini düşünmeyenin bizim kültürümüzde mesafe alması kat etmesi mümkün değildir. Bizim irfan dünyamızda kendini bilmek, kendini tanımak ve düşünmek inanmakla neredeyse eş değerdir. Çünkü fahri kâinat efendimiz ‘Hz. MUHAMMED (S.A.V) nefsini bilmeyen RABBİNİ bilemez’ diye buyuruyor.

Kendimizi bilelim yapacaklarımıza kabiliyetlerimizle neleri gerçekleştireceğimize gücümüzün nelere yeteceğine düşünelim   ancak o zaman bir hayale doğru bir ufka doğru yolculuk içerisinde şuurlu adımlarla bilinçli adımlarla yürüyebiliyoruz. İşte o zaman farkındalığımızı ayrıcalıklı olduğumuz noktasında netleşebiliriz.

Değerli dostlar bizler hayal kurabiliyoruz, rüya görebiliyoruz, kurduğumuz hayali ve rüyayı yorumlaya biliyoruz, geçmişi düşünebiliyoruz tarihimiz var. Geleceği düşünebiliyoruz istikbalimiz var, yaşadığımız yerin farkındayız coğrafyadan haberdarız gökyüzünü hayal edip değerlendirebiliyoruz yeryüzünün ayrıntılarına derinliğine inebiliyoruz. Hiçbir canlı varlık bizim gibi değil bütün bunların içinde kendimize karşı kör kalmayalım insanın en büyük körlüğü kendisine karşıdır. Kendisine karşı kör olanın yaratıcısını düşünmesini tefekkür etmesi imkansızdır. Bu nedenle kulak verelim insana insanla ilgili yolculuğa kulak verelim.

Necip fazıl kısa küreğin dediği gibi ‘İnsan bir su misali kıvrım kıvrım akar ya bir yandan akan benim diğer yandan Sakarya’ Hayatın özü sudan yaratılmış akıp gidiyoruz denizimiz nerede nereye akıyoruz bunu düşünmemiz gerekiyor.

İnsanla o kadar söylenecek söz var ki sizlere batı felsefesi bakış açısından da bahsetmek istiyorum.

Homoekonomikus  Homosapiens menfaatperest varlık düşünen varlık bizde diyoruz ki bütün bunlar insanların noksanlaştırılmasından ibarettir. Biz sadece düşünen varlık değiliz biz aynı zaman hisseden varlığız biz duygusal zekası olan varlıklarız biz fikreden, akleden, düşünen, yorumlayan ama aynı zamanda hisseden empati kurabilen değerlendirebilen acı çekebilen sevinç duyabilen varlıklarız. Eşrafı mahlukat oluşumuz bundan biz homoekonomikus olamayız yani menfaatperest varlıklar olarak hareket edemeyiz. İçinde yaşadığımız dünya başkalarıyla paylaştığımız bir dünyadır. İşte paylaşma duygusunu taşımayanlar kendilerine ve çevrelerine nasıl zaman verdiklerini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu nedenle aziz dostlar insana dair telakkimiz başarının ön şartıdır. İnsanı nasıl değerlendiriyorsak bizim için böyle bir hale böyle bir kavrama dönüşür. İnsan eşittir başarı insan ve başarı yanyana ise dünya güzelleşir. İnsan ve başarısızlık yanyana ise dünya yaşanılmaz bir hale dönüşür. Gelecek nesiller için güzel şeyleri oluşturmak temennimizdir. Nasıl bir insan olacağımıza dair bir kabulümüz yargımız hayatın temelidir. Biz nasıl bir insan olacağız başaran üreten başkalarına menfaat sağlayan sadece kendi menfaatini düşünmeyen yiğip içen tüketen ama bir şey ortaya koymadan bu dünyadan çekip giden bir insan mı olacağız yoksa kendimize ayırdıklarımızı başkalarına ayırdıklarımızla karşılaştırdığımızda kendimize ayırdıklarımızın çok küçük başkalarına ayırdıklarımızın çok büyük olduğu bir dünyada insanlığı çoğaltarak mı büyüterek mi yaşayacağız. Bunu görmek o kadar zor değil en basitinden bir medeniyetimiz var buraya baktığınızda tembellikle ilgili çalışkanlıkla ilgili büyük insanların güzel sözlerine, ayetlere, hadislere neye bakarsanız bakın bizim karşımıza çıkan yol bellidir. Biz çalışmak ve üretmek mecburiyetindeyiz biz öyle bir ufkun öyle bir hayalin insanlarıyız ki beş dakika sonra öleceğimizi bilsek dahi bir tohumu toprağa atıp ağaç olması için mücadele edecek bir ruha sahibiz diyebilirsiniz sorabilirsiniz burada insan ne anlam katar? Biz ölüp gittikten sonra o tohum yeşerecek ağaç olacak dalına kuşlar konacak gölgesinde insanlar oturacak dalındaki meyveler den her canlı tüketecek işte attığın bir tohum insanlık için bir hazineye dönecek kültürümüz değer yargımız bize bunu söyler bu nedenle aziz dostlarım nihai kelam olarak şunu ifade edebiliriz. Zatına dön bir hoş bak şöyle kendine bir bak bir değerlendir. Kendin olarak sen küçük bir kâinat numunesi sin sen kâinatı evreni kendisinde taşıyan küçük ama büyük bir numunesin küçük duran ama tüm bir kâinatı   düşünebilecek kadar eşrefi mahlukatsın sen, şöyle yaratılmışlara bak ayrıcalığını gör yaratılmışların gözbebeği olan insanoğlusun öğleyse gereğini yap öyleyse varlığının gerektirdiği bütün davranışları göster. Tembel tembel yaşama çalış ve başarılı ol ama unutmaki başarı bedel ister durduğun yerde emek vermeden başarı gösteremezsin ve değerli kardeşim.

Cihanı süsleyenler cihanda işaretlerini bırakmışlardır ama göremiyorlardır. Aziz dostlarım balık denizin farkında olmayabilir kimse balığa bir şey söyleyemez, kuş gökyüzünü bilemez, köstebek toprağı ve korana virüs virüs olduğunun farkında değildir. Bütün insanlığın derdi haline gelmiştir toplasanız bir bardağı bile doldurmaz. Ama insan bunların hepsini biliyor atlası coğrafyayı biliyor kendisini nasıl bilmez? Bunları bilen insan kendisini bilmemesi kadar büyük bir paradoks olur mu? Lütfen kendinize karşı hayatınıza insanlığınıza bir yolculuğa çıkın iç yolculuğunuza çıkın ne olur insanı tanıyın işte burada başarı sağlanır ve bedeli rahat ödersiniz ve böylelikle insanlık kazanır insanlık kazandığında sen kazanmış olursun.

Sevgi ve muhabbetle aziz dostlar.                                                            DAVUT ÇOBAN

Bu yazı 265 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum