Her Cuma gününün değişmeyen şikâyetleri olan; hoca vaazı uzattı, camide yer bulamadım… Dışarıda kaldım.. yağmurda ıslandım.. Güneşte kaldım… Hoca hutbeyi uzun tuttu… Yine para toplandı vb. hepsinin artık hayatımızda olmadığı bir dönemdeyiz. Hepsinin ne büyük nimet olduğunu şimdi anladık ya Rab! Bizlere tekrar nasip et. Bizleri bu nimetlerden ayırma…
Günlerden Cuma mı değil miydi? “kopyala-yapıştır” veya “yanarlı-dönerli” Cuma mesajları da olmasa Cuma olduğunu bilemeyeceğiz! Allah’ım elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmeyi cümlemize nasip eyle.
Hiçbirimiz bu Ramazanda “sizin hoca hızlı, bizimki yavaş.. Bizim cami sıcak/soğuk… Ben o camiye gitmem orada çok çocuk var gürültü yapıyor vb.” tartışmalar yapmıyor. şikâyet etmiyoruz. ama yine de mutlu değiliz değil mi? Ah keşke o beğenmediğimiz nimetler yine olsa.. nimetin kıymeti genelde elden çıktıktan sonra anlaşılıyormuş.. Anladık Ya Rab! ama bu duruma alışmak gerçekten çok zormuş bunun da farkına vardır…
Ya Rab! Anladık mal senin, mülk senin, imkân senin, güç senin, dilediğin olur, dilediğini elimizden alırsın. Elimizin altından kayıp giden saf saf Cuma namazları kılmayı, vaaz-hutbe dinlemeyi, teravihlerle coşmayı, mukabelelerle bir araya gelmeyi, iftar sofralarında bir arada bulunabilmeyi tez zamanda nasip eylesin…
Hayırlı Cumalar.. Hayırlı ramazanlar…