• Reklam
  • Reklam
Fatih KÖSE

Fatih KÖSE

MERCEK

BÜYÜK GÖÇ

11 Aralık 2019 - 17:27


İlk başta okuyunca sanki belgesel ismi gibi geliyor akla. Hatta Penguenlerin ve kutup ayılarının büyük göç diye de çekilmiş birkaç belgesel var ama benim burada bahsetmek istediğim farklı bir konu.

İnsanların insan olabilmesinin en büyük özelliği bence Muhabbet edebilen varlıklar olmasıdır. Bezm-i Alem Valide Sultan’ın sıkça kullanmış olduğu mühründe kazınarak şunlar yazılmıştır; Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl? Sözünün tecellisi ile muhabbet meclislerinde bulunmasını severim.

Yine böyle bir girişten sonra bunun bizimle ne alakası var diyenleriniz olmuştur ya da acaba buradan nereye bağlantı olacak da demiş olabilirsiniz.

Evet, hayvanlar sürekli bir göç içerisindedir. Kuşlar, sürüngenler, kemirgenler, dört ayaklılar suda yüzenler ama bunların hepsi bilinçaltında öğretilen güdüler gereği sorgulamadan yapmak zorunda olduklarını hatasız kusursuz yaparlar. Onlar sadece zamanı geldiğinde bir yeren başka bir yere gider. Bu gidişte bir duygu, düşünce bir arayış yoktur. Ruhları bu yolcuğun manasını bilmez sadece hqyatlarını sürdürebilmek için göçerler…

İnsanoğlu’da aslında böyle büyük bir göçün içerisindedir. Doğar büyür ve ölür bu olması gereken bir döngü ve zaruri bir göç. Bizim esas konumuz ise en başa gelerek anlatayım Muhabbet meclislerinde çok kıymetli bir büyüğüm dedi ki “Ben kendimi büyük bir göçün içerisinde hissediyorum” önce anlamadım ne demek istediğini. Sonra şöyle sözlerine devam etti büyüğüm, “Bayburt’ta doğduk biz. Oradan Erzincan’a geldik. Sonra İstanbul sonra ailemizin büyük kısmı Almanya’ya gitti. Biz de gittik. Sonra döndük Gebze’ye geldik. Çocuklar hala bir göç içerisinde birisinin bir ayağı sürekli yurtdışında. Hayat bizi sürekli büyük bir göçün içinde hissettirmeye çalışıyor” diye ekledi. Belki bundan 50 sene önce Bayburt ekonomik açıdan yeterli olsaydı biz hiç tanışamayacaktık ya da büyük göç başlamayacaktı.

Bu göç olayının olaylarının sosyo ekonomik açıdan çok ciddi incelenmesi irdelenmesi gerekir aslında. Hayat bir sebepler ve vesileler halkaları çıkarıyor önümüze ve tercih etmek bize kalıyor. Benim vurgulamak istediğim konu sosyo ekonomik açıdan bir göç değil. Muhabbet açlığı ve ruhun doymaması ile gerçekleşen göçler. Bazen düşünürüz her şeye sahibiz ama ruhumuz buraya ait değil diye. İşte burada insanın neye tatmin olmak istediği ortaya çıkıyor. Bizim göçümüz ne için olmalı. Ruhumuzu besleyen kaynaklar neler olmalı. Ya da önceliklerimiz neler. Ne bizim ruhumuzu doyuma ulaştırır. Dost meclislerinde yapılan sohbetler ruha nasıl şifa oluyor.

Bizim en büyük göçümüz insanoğluna yararlı olabilecek bir döngünün içerisinde olmak olacaktır. İnsanoğlu sürekli bir göçün içerisinde olmak zorunda. Bu fiziken bir göç olmasa da zihnen ve fikren sürekli bir göç bir çalışma bir mesafe kat etmeli. Kamil mana da bir insan olabilmek için yanmak lazım yanmak için çaba harcamak çaba harcamak içinde yorulmak lazım. Ruhunu dünyaya teslim etmeyen insanların göçü hiçbir zaman bitmez. Çünkü onlar sürekli yeni bir arayış ve üretim içerisinde olurlar. Her yeni bir kitap her yeni bir muhabbet meclisi aslında büyük bir göçtür. Böyle muhabbet ehli dostlara sahip olanlar için ruhları sürekli bir göçün içerisindedir.

Ve bizleri büyük göçün içerisinde olduğumuzu hatırlatıp buradan sadece fiziki mana da göç ile düşünmememizi sağlayan sağlamaya fırsat veren konuyu dile getiren kıymetli büyüğüm Necati Korkmaz’a bize böyle bir düşünme alanı verdiği için teşekkür ederim. 

Hepimiz büyük bir göçün içerisindeyiz…

Göçümüz Muhabbete meftun olsun…

Selam, Dua ve Muhabbetle…

Bu yazı 355 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mustafa Erol
    1 ay önce
    Kalemine sağlık Allah razı olsun
  • Necati
    1 ay önce
    Elinize yüreğinize sağlık nede güzel ifade etmişsiniz. Sağlıkla huzurla başırılı bir ömür diliyorum.