15 Temmuz 2016...Sıradan sıcak bir yaz günüydü. Herkes günlük telaşının ve dünya gailesinin peşinde akıp giden zamanın ritmine ayak uyduruyordu. İstanbul, o her zaman ki yirmi dört saat uyumayan, koşturmacası ve kaosu eksik olmayan bildik çehresiyle geceye hazırlanıyordu. Kim bilebilirdi ki! saatler akşama evrilirken, bu ülkenin ekmeğini yiyip bayrağı altında havasını soluyan bir avuç hainin karanlık dehlizlerde vatanı derdest etme planları yaptığını? Şerefli Türk askerinin üniformasının arkasına gizlenmiş hainlerin telefon direktifleri, tek bir hedefi işaret ediyordu. Ülkemizi ve geleceğimizi prangaya vurmak.
Saatler hainlerin saati olduğunda, şehrin damarlarına sızmaya başladılar. İstanbul'un kalbi Boğaziçi Köprüsü, tanklarla, ağır mühimmatlarla abluka altına alındı. İşte tam o zifiri karanlıkta televizyon ekranlarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sesi televizyon ekranlarında yankılandı:
Ey! Türk Milleti hepinizi meydanlara, sokaklara davet ediyorum...
O çağrı, bir milletin kader çizgisini değiştirdi. O gece İstanbul; dil, din, ırk mezhep ayrımını bir saniye dahi düşünmeden kavgası, gürültüsü, trafiği eksik olmayan o devasa metropol tek bir yürek halinde çarpmaya başladı. Türkü, kürdü, yaşlısı, genci, kadını ve erkeğiyle yüz binlerce yurtsever arkalarına bile bakmadan aileleriyle helalleşerek sokaklara döküldü. Hainlerin hesap edemediği tam olarak buydu. Onlar ellerindeki tanklara ve silahlara güveniyordu ancak halkın yüreğinde iman akıllarında ise vatan vardı ve o gece hainlere demokrasi dersi verildi. Bu toprakların her bir karışının şehit kanıyla sulandığını unutanlar, canı pahasına öne atılan o devasa dalgayı gördüklerinde çoktan kaybetmişlerdi.
O geceyi bizzat yaşayan o havayı soluyan biri olarak söylüyorum; Ne yazılsa, ne söylense o mahşeri anları anlatmaya az kalır. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, nereye baksanız ya bir şehitlik mertebesine koşan ya da yaralı halde direnen bir vatandaşı gördüğüm bir geceydi. Gözü dönmüş hainler, sivil halkın üzerine kin kusarken, silahsız insanlar tankların önüne direnerek tankların altında ezildi. O gece, kiminin anası, kiminin babası, kiminin gencecik evladı o köprüde, meydanlarda şehitlik şerbeti içtiler.
Zalimler, bu aziz milleti zincire vuracaklarını sandılar. Hangi akla hizmet önce İstanbul'u ardından koca bir ülkeyi teslim alabileceklerini sandılar? ve nihayetinde ilahi adalet tecelli etti. Yüce Rabbim o zalimlere, hainlere fırsat vermedi.
Gün ağardığında, gecenin kör karanlığında yaşanan o büyük destanın büyüklüğü ve acısı daha net ortaya çıktı. Bu vatanın " İstiklali " uğruna; genci, yaşlısıyla binlerce vatandaşımız yaralı ve yüzlerce vatandaşımız şehitlik mertebesine erdi. Onlar canlarını verdiler ama bu ülkenin namusunu, bayrağını hainlerin çiğnemesine izin vermediler.
Rabbime binlerce kez şükürler olsun ki! bizi o karanlıkta yalnız bırakmadı. Dualarımız ve temennilerimiz tektir. Yarabbi bu aziz millete bir daha 15 Temmuz gibi bir ihanet gecesi yaşatma. Şehitlerimizin ruhu şad, mekanları cennet olsun. Bu millet, o gece yazılan destanı ve ödenen bedeli unutmayacak.
Hasret Esin
Yorumlar
Kalan Karakter: