HEYY MANİSA SİYASETİ! ESNAF, ÇİFTÇİ PERİŞAN
  • Reklam
  • Reklam
Ramazan DUMAN

Ramazan DUMAN

HEYY MANİSA SİYASETİ! ESNAF, ÇİFTÇİ PERİŞAN

10 Ağustos 2019 - 23:22

Hayatta kalanlar için bayramlar geliyor, seçimler yapılıyor, kışlar bitiyor, yazlar geliyor, yaşlar gidiyor. Evet, son zamanlarda bu yazdıklarımı o kadar hızlı yaşıyoruz ki, hiç birimiz farkına bile varmıyoruz. Büyük ekonomik sıkıntılar içinde olan ülkemiz, bu anlattıklarımızdan nasıl etkileniyorsa, yaşadığımız şehirlerde o derece etkileniyor. Ekonomik olarak sıkıntı içinde olan binlerce vatandaşımız var. Yazı yaşadığımız ve bayrama yaklaştığımız bu günlerde dahi, vatandaşımızın yüzü gülmüyor. Siyasi vaatlerin havada uçuştuğu seçim günlerini unutmadı bu vatandaş. Manisa'nın tarım başkenti olacağı, çiftçinin direkt malını satabileceği, şehir merkezlerine yakın meyve sebze toplanma merkezlerinin kurulacağı, mazotta ve gübrede dışa bağlılığın azalacağı gibi vaatler sizler tarafından verildi eyy siyasiler. Ne çabuk unutuldu. Seçim bitti, dostluk bitti mi yani? Ankara'da olmakla olmuyor bu işler. Hanginiz seçim bittikten sonra bir köye gidip köylüyle bir çay içti, ya da bir hal hatır sordu? Yok! ESNAF, ÇİFTÇİ, İŞÇİ BİTME NOKTASINDA VE  UMUTSUZ Kapitalizmin ve emperyalist güçlerin altında ezilen, büyük market zincirleriyle rekabet etmeye çalışan, vergi yükleriyle ezilen esnafımız nasıl gülsün? Maliyetinin altında satışlar yapmak zorunda kalan,  mazota ödediği vergilerle boğuşan, ilacı gübreyi dışarıdan alıp ayakta kalmaya çalışan çiftçi kardeşim nasıl mutlu olsun? Küçük bir esnaf düşünün. Devletten iş istemiyor, aş istemiyor, yardım parası istemiyor, kira parası istemiyor, elindeki üç beş lira sermaye ile ayakta kalmaya çalışıyor. Hiç bir zaman devletinin sırtına kambur olmuyor. Ama devlet ne yapıyor ya da belediyeler? Bu küçük esnafımızı önce kurt gibi bekleyen odalar yakasına yapışıyor, sonra maliye “gel bakalım” diyor, ardından muhasebe tutuluyor, vergiler peş peşe geliyor, belediyeler durur mu? Reklam vergisi, tabela vergisi, yer işgaliyesi, dükkanın stopajı, bağ kuru, kirası, elektriği, suyu, interneti, gelir vergisi, eğitime katkı, oda aidatı vb artık saymak bile istemiyorum. Yani tüm bunları ödeyen ya da ödeyebilen esnaf kardeşim kalanı kazanç yapacak ve evine bir lokma ekmek götürecek. Güldürmeyin insanı lütfen.   Manisa esnafının yarısından fazlasının kredi kooperatiflerine borcu var. Zaten işler bozuk, kredilerde ödenemeyince bankalar yapışıyor yakamıza. Ya malını ya canını der gibi… Esnaf da ne yapıyor; elinde avucundakini yok değerinin altında mecburen satıp borcunu ödemeye çalışıyor. Öderse ne mutlu. Ondan sonra da dükkanına kilit vurup, yıllarca emeği ve sermayesi olan işine veda ediyor. Ne acı değil mi? İNSANLAR GÜLMEYİ UNUTTU O kadar zor bir hayat geçiriyor ki insanımız; trafikte, yolda, parkta, en ufak bir bakışmadan bile kavga çıkarıp, tabancaların yada bıçakların çekilmesine sebep oluyor. İnsanımız huzursuz, mutsuz… Ekonomik maliyetlerin bu kadar hızlı arttığı bir ülkede daha ne beklenebilir ki? Çocuğu olan dershaneye para bulmaktan, üniversiteyi kazanan okul masraflarından, okulu bitiren iş bulamamaktan, iş bulan düğün masraflarından yani her şey ekonomiye dayanıyor. 2000 TL asgari ücret alan ve ev kirası ödeyen birisi, söyler misiniz nasıl mutlu olur bu şehirde? Evet devletimiz çalışıyor. Köprüler, yollar, binalar, yapılıyor ama insanımızın mutlu olabilmesi ve ekonomik anlamda rahatlayabilmesi için, önce piyasanın rahatlaması gerekir. Somut adımlar atılması gerekiyor, insan odaklı çözüm merkezleri kurulması gerekiyor, kafası çalışan, ülkesini seven, liyakat sahibi insanlar devletin kademelerine geçmesi gerekiyor. Ama bakıyoruz biz Manisa olarak siyasilerden bu hamleleri beklerken, siyasilerin seks skandallarıyla, kim kimle bunları tartışıyoruz. Bu görüşteki siyasilerle bu rahatlamanın gelmeyeceğini hepimiz biliyoruz. GERÇEK EKONOMİK GÖSTERGE 'HAKLIN YAŞANTISI'DIR Bir ülke ne kadar gelişirse gelişsin, milli hasılası isterse kişi başı 15 bin dolar olsun, hazinesi parayla dolsun, altın rezervleri dolup taşsın, bunların hiç biri, halkın ekonomik yönden refah içinde olduğunu göstermez. Bir aile parasal yönden sıkıntı çekiyorsa, çocuğunun eğitim masraflarını düşünüyorsa, ailesinin asgari geçim masraflarını karşılayamıyorsa, eğitim, tatil, kültürel gibi etkinlikleri sağlayamıyorsa, bu ailenin parasal yönden sıkıntıları olduğunu gösterir. Mutsuz olduğunu gösterir. Gelecek kaygısı çektiğini gösterir. Böyle aileler olduğu sürece, hiç kimse bana o ülkenin zenginliğinden ya da ekonomik güçlülüğünden bahsetmesin. Siyasiler, parti liderleri milleti yanıltabilir ama reel olan bir şey vardır. O da rakamlar, evet rakamlar asla yalan söylemezler. Mesela son bağ-kur yapılandırmalarında yaklaşık 3 milyon vatandaşımızın yapılandırma yapmaya dahi gitmemesi, ekonomik olarak esnafımızın yok olma safhasına geldiğini göstermektedir. Değerli okurlarım… Size çok olumsuz bir tablo çizdiğimin farkındayım. Ama ekonomik veriler böyle söylüyor. Hadi onu da geçtim, bu yazıyı okuyan her insanımız, kendisinden ya da en yakın çevresinden bu yazdıklarımı görmüyor mu? Gönül istemez miydi şimdi kültürel etkinlikleri yada eğitimde daha nasıl ilerleriz bunları yazmayı. Okuyan, araştıran, tartışan bir toplumun dünya ülkelerine örnek olmasını yazmak ne güzel olurdu öyle değil mi? Hepinize mutlu bayramlar dilerim. Sağlıcakla kalın.

Bu yazı 939 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum