Bugün çocuklarımızı koruyamıyoruz.
Okullarda, sokaklarda, caddelerde çocuklar hayatlarını kaybediyor. Kimileri suç örgütlerinin ağına düşüyor, kimileri uyuşturucu tacirlerinin hedefi oluyor.
Her yeni olayda birkaç gün üzülüyor, birkaç gün konuşuyor ve sonra unutuyoruz.
Ta ki bir sonraki acıya kadar...
Çocuk henüz 15 yaşındaydı. İzmir'de bıçaklandı.
Yaralı halde sığındığı kafede, "Lütfen yardım edin, ölüyorum" diyerek son nefesini verdi.
Bir çocuğun son sözleri bunlar...
Bu cümleyi okuyup da yüreği sızlamayan var mı?
Çocuklarını koruyamayan, gençlerini geleceğe hazırlayamayan, acılar karşısında sadece hamaset üreten her anlayışın kendini sorgulaması gerekiyor.
Çünkü mesele siyaset üstüdür.
Mesele bir çocuğun yaşam hakkıdır.
En acısı da toplum olarak yaşananları sıradanlaştırmamız.
Bir film sahnesi izler gibi bakıyor, birkaç dakika sonra hayatımıza devam ediyoruz. Oysa kaybedilen her çocuk, bu ülkenin geleceğinden koparılan bir parçadır.
Bu yazıyı okuyan herkesten tek bir ricam var:
Bir dakikalığına empati kurun. O çocuğun kendi evladınız, kardeşiniz ya da yakınınız olduğunu düşünün. Sessiz kalmayın.
Çünkü çocuklarımız için mücadele etmezsek, yarın sıradaki acının kimin kapısını çalacağını hiçbirimiz bilemeyiz.
Artık "Yeter" demenin zamanı çoktan geldi.
Yorumlar
Kalan Karakter: