Mehmet Leblebici
Duvar Siyaseti, Tarihsiz Güç ve Amerika Merkezli Hegemonyanın Çözülüşü
Bir devletin duvar inşa etmesi, tarih boyunca güvenin değil, zayıflamanın işareti olmuştur. Güçlü uygarlıklar çekim merkezi olur; zayıflayanlar sınır çizer, kapı kapatır, korkuyu betonlaştırır. Amerika Birleşik Devletleri’nin son yıllarda izlediği duvar, yaptırım ve korumacılık siyaseti; göç, güvenlik ya da ekonomiyle açıklanamayacak kadar derin bir hegemonik çözülmenin dışavurumudur.
Bu siyaset, ABD’nin kendisini hâlâ dünyanın vazgeçilmez merkezi olarak görme yanılgısından beslenmektedir. Oysa dünya artık bu varsayımı ne ekonomik, ne kültürel ne de tarihsel olarak kabul etmektedir.
Amerikan Yanılgısı: Dünya Amerika’dan İbaret Değildir
ABD’nin temel problemi, kendisini “tarih” zannetmesidir. Oysa Amerika bir uygarlık değil, çok yeni bir devlettir. Hafızası kısa, tarihsel sürekliliği sınırlıdır. Bu nedenle kriz anlarında strateji değil refleks üretir; vizyon değil korku ile hareket eder.
Bugün Washington’un dış politikası; çok kutuplu dünyanın yükselişini okuyamayan, üretim merkezlerinin kayışını kabullenemeyen ve kültürel hegemonyasını kaybettiğini inkâr eden bir zihniyetin ürünüdür. Duvar bu yüzden vardır: Dünya kontrol edilemediğinde, sınır çizilir.
ABD Ürünleri Alternatifsiz Değildir
Amerikan siyasal söylemi uzun yıllar boyunca şu varsayıma dayandı:
“Biz olmazsak dünya durur.”
Bu doğru değildir.
Amerikan ürünleri, Amerikan teknolojisi ve Amerikan markaları ikame edilebilirdir. Küresel piyasa bunu çoktan ispatlamıştır.
Teknolojide Asya; üretimde Çin, Güney Kore ve Japonya; yazılımda Hindistan; enerjide Rusya; sanayide Avrupa alternatif üretim merkezleri hâline gelmiştir. ABD artık yöneten değil, rekabet eden bir aktördür.
Korumacılık politikaları bu gerçeği gizleyemez. Aksine, ABD’yi küresel tedarik zincirlerinden dışlayarak süreci hızlandırır.
Amerika’ya Karşı Yükselen Güç Merkezleri
Çin
Çin artık yalnızca ucuz iş gücü değildir. Standart belirleyen, teknoloji üreten ve küresel lojistik ağları kontrol eden bir merkezdir. Elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve altyapı yatırımları ABD’nin geleceğe dair iddialarını anlamsızlaştırmaktadır.
Rusya
Rusya, enerji ve savunma alanlarında ABD yaptırımlarının mutlak olmadığını göstermiştir. Yaptırım siyaseti, Amerikan gücünü değil, sınırlarını ortaya koymuştur.
Japonya
Japonya, kısa vadeli kâr yerine uzun vadeli kaliteye dayalı üretim modeliyle Amerikan finans kapitalizminin yapısal zaaflarını yıllardır açığa çıkarmaktadır.
Hindistan
Hindistan, nüfus gücü, yazılım kapasitesi ve bölgesel etkisiyle ABD’nin “gelecek” anlatısına doğrudan rakip bir aktör hâline gelmiştir.
Bu ülkeler ABD’ye benzemeye çalışmamaktadır.
Tam tersine, ABD modelinin sürdürülemezliğini kanıtlamaktadırlar.
Kültürel Hegemonyanın Çöküşü
ABD’nin küresel gücü yalnızca ekonomi ve askerî kapasiteye değil, kültürel etkiye de dayanıyordu. Hollywood, Amerikan rüyasının vitriniydi. Ancak bu vitrin artık eski çekiciliğini yitirmiştir.
Dijitalleşme, çok merkezli kültürel üretimi mümkün kılmıştır. Avrupa sineması derinlik sunmakta, Asya anlatıları disiplin üretmekte, Latin Amerika toplumsal gerçekliği merkeze almaktadır. Amerikan kültürü evrensel olmaktan çıkmış, yerel bir tüketim nesnesine dönüşmüştür.
Tarihsel Derinlik: Amerika’nın Sahip Olmadığı Şey
ABD’nin en büyük stratejik dezavantajı, tarihsizliğidir. Tarih yalnızca geçmiş değil, kriz anlarında yön gösteren bir hafızadır.
Türkiye ve kadim coğrafyalar bu açıdan belirleyicidir:
Göbeklitepe, insanlık tarihini Amerika’dan on bin yıl geriye taşır.
Nemrut Dağı, iktidarın gökyüzüyle kurduğu sembolik dili anlatır.
Cendere Köprüsü, iki bin yıllık mühendislik sürekliliğinin somut kanıtıdır.
Benzer şekilde:
Mezopotamya yazıyı,
Mısır devleti,
Çin bürokrasiyi,
Hindistan düşünsel sürekliliği üretmiştir.
ABD ise hâlâ “şimdi”ye sıkışmış bir güçtür.
Bu yüzden panikler.
Bu yüzden duvar örer.
Duvar Siyasetinin Kaçınılmaz Sonu
Duvarlar göçü durdurmaz.
Yaptırımlar ticareti bitirmez.
Korumacılık rekabeti engellemez.
Bu politikalar yalnızca şunu yapar:
ABD’yi dünyadan değil, dünyayı ABD’den koparır.
Küresel tüketici davranışı değiştiğinde, üretici de değişir. Pazar sadakat tanımaz. Dünya, kibri ödüllendirmez.
Sonuç
Bu makale şunu açıkça ortaya koymaktadır:
Amerika Birleşik Devletleri’nin izlediği duvar ve yaptırım siyaseti bir güç gösterisi değil, hegemonik gerilemenin ilanıdır.
Tarihi olan ülkeler bağırmaz.
Duvar örmez.
Dünyayı tehdit etmez.
Çok kutuplu dünya başlamıştır.
Amerika bunu durduramaz.
#SokağınNabzı
Yorumlar
Kalan Karakter: