KOYUN NEREDE SÜT NEREDE
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

KOYUN NEREDE SÜT NEREDE

04 Ağustos 2018 - 19:39

 Dünkü insan ne ise, bugünkü insan da  dünkü insanın aynısıdır. Dün iyiler, dürüstler olduğu gibi  bugün de aynıları  vardır. Dün evetçiler, yalakalar   gölge haramiler  ve  dalavericiler olduğu gibi bugün de  aynıları  vardır. Aradaki fark  sadece zaman farkıdır.   Bu yazımda sizlerle on birinci yüzyılda yaşayan  ünlü  doğu klasiklerinden  Kelkavus’un  Kabusnamesinde  yaşanılan ve anlatılan bir olayı  paylaşmak istiyorum. Siz de  günümüzde  yaşananları bu olay vasıtasiyle bir gözden geçirin bakalım.

  Onbirinci yüzyılda Tebriz yakınlarında  yaşayan malı mülkü  ve sayısız koyunları olan  bir ağa yaşarmış. Bu ağanın da     iyi halli , haramdan sakınan  temiz yürekli bir çobanı vardır. Bu çoban her  akşam sağdığı sütü   ağaya getirir. Ağa ise gelen sütün yarısı kadar süte su katar  ve bunu da çoban sattırırdı.

 İyi kalpli tamiz çoban ağaya:  “ Ağam böyle yapma,  haramın binası  olmaz  kazandığını  fazlasıyla kaybedersin”  diye öğüt vermesine rağmen  ağa: “ Sen anlamazsın, sen benim dediğimi yap” diyerek sulu sütü sattırır ve haram para ile günden güne  zenginleşir.

Sonunda raslantı bu ya çoban bir yaz gecesi  koyunları gütmek üzere  dere kearına  götürdüğünde, aniden    şimşeklerin çakması, hava gürlemisi sonucu bardaktan boşanırcasına  yağan yağmur ve gelen  sel suları  koyunları alıp götürür. Çoban koyunları kurtarayım derken canını zor kurtarır. Koyunlardan bir tanesini bile kurtaramaz. Çoban büyük bir korku ve telaş içinde  ağanın yanına geldi. Çobanın yanında ne süt ne de koyun vardı. Bunun üzerine  ağa sordu:

 Niçin süt getirmedin? Koyun nerede  ki süt getireyim? Koyuna ne oldu? Ben sana  süte  su katma, halkı aldatma demez miydim? Sen dinlemezdin. İşte o  süte  kattığın  sular toplandı, birikti, bir ulu sel oldu, geldi  bütün koyunları  aldı ve gitti. Diye cevap verince, ağa hatasını  anladı ama   çok geç …

 Bazı  insanlar hile ve hurdayı  açık gözlülük sanıyorlar. Bir gün  çok temiz kalpli bir öğrencim vardı. Amcasının  çok yanlış işler  içinde olduğunu söyledi. Ve ikaz ettiğinde “ Yeğenim senin bu işlere aklın ermez, bu işler böyle  yürür” diye cevap verir. Gün gelir  amcası  tedavisi  mümkün olmayan  o malum hastalığa yakalandığında  yeğenine : “ Yeğenim sen bana hep doğruyu söyledin  ama ben hep yanlış yaptım. Keşke  seni dinleseydim “ diye, pişmanlığını  yana yakıla  anlattığını  yine bu temiz kalpli öğrencimden dinlemiştim.  

Hilekarların hilesi  sonuçta kendilerine  dokunur. Yüce peygamberimiz: “ Her kim  hileyle  yaşarsa, yoksullukla  ölür” Bu yoksulluğu sadece  mal mülk olarak algılamayalım.. Nice zenginler  tanıyorum ki  malı varken  bile  dost fakirliği yaşıyor.  Yakından tanıdığım  bir zenginin  çocukları  babalarının   cenazesende  birbirlerinin yüzüne bile bakmadılar. Yine  Hakim bir arkadaşımın anlattığına göre,  ailenin büyüğü öldüğünde  cenazesi morgda beklerken, çocukları  mal paylaşımına başlarlar, anlaşamayınca da   eve hakim çağırılır. Arkadaşım hakim bey   evde bulunan menküllere  masa ve kasaya tedbir koyar, tedbir konduktan  sonra  cenazenin defin işlerine başlanır.  

Allah hiçbirimizi  ve hiçbir aile büyüğünü bu duruma düşürmesin. AMİN… www.kadirkeskin.net



Bu yazı 1036 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum