MİLLİ EĞİTİM BAKANIMIZ SAYIN ZİYA SELÇUK'A AÇIK...
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

MİLLİ EĞİTİM BAKANIMIZ SAYIN ZİYA SELÇUK'A AÇIK MEKTUP EĞİTİMDE NEDEN TÖKEZLEDİK.?

21 Temmuz 2018 - 17:03

Bir ülkede eğitim  sistemi düzelmedikçe  gelişmekten, kalkınmaktan  bahsediemez. Bunun idraki içinde  olan devletimiz, eskiden kibrit kutusu gibi  tip proje okullar yerine saray gibi okullar inşaa etti. Fatih projesi kapsamında   sınıfları akıllı tahta ile donattı.  Dağ başındaki köy okullarına  dahi internet bağlantısı kurdu.  Dünyada    17 milyon öğrencisine  ücretsiz kitap ve tablet bilgisayar  dağıtan nadir  ülkelerden biri olmamıza   rağmen eğitimde neden tökezliyoruz?   Eğitimde bunca alt yapı yadırımlarına  eğitim konusundaki durumumuzu     Sayın Cumhurbaşkanımız  4 Aralık 2016 ünü Bayrampaşa’da babası merhum  Kaptan Ahmet Erdoğan’ın  ismini  taşıyan  uluslararası eğitim  kampusunun  açılışında  şöyle  değerlendirmiştir.  “Eğitimde gerçekten güzel binalar yaptık. Yüz binlerce öğretmen atadık. Okulları bilgisayarlarla, akıllı tahtalarla, donattık, öğrencilerimizi ve öğretmenlerimizi tablet bilgisayarlarla güçlendirdik, Taşımalı eğitimden şartlı eğitim desteğine kadar pek çok imkânla pek çok öğrencimizin okulla buluşmasını sağlamaya çalıştık. Fiziki sorunları çözmeyi başardık ama aynı düzeyde ZİHİNLERİ GÜCLENDİREMEDİK, Eğitimin mantalitesinden memnun değilim” diye  üzüntülerini belirtmiştir.

 Yukarıda saydığım ve Sayın Cumhurbaşkanımızın  da   sözünü ettiği bu imkanlara  rağmen, bu imkanlara sahip olmayan bir Afrika ülkesi olan Senagal,  PİSA ‘nın tesbitine  göre  neden bizden ileride, biz neden Senagal’den gerideyiz?

Eğitim dışında  sağlıkta, ulaşımda,  enerjide, devrim niteliğinde başarılar gösterdiğimiz, hatta ve hatta  asırlık borç prangası  İMF halkasını bile boynumuzdan çıkarıp attığımız halde    eğitimde neden tökezliyoruz?  Bu sorunun bir cevabı olması gerekir.

Bu sorunun bir çok cevabı var da ben bir tanesini  izah emeye çalışacağım.  Bugün Sağlık Bakanı  deyince ilk akla  gelen Sayın Recep Akdağ, ulaştırma deyince de  ilk akla gelen  Sayın  Bianli Yıldırım, Ekonomi deyince Sayın Ali Babacan,  Sayın Mehmet Şimşek akla gelirken  siz, Milli Eğitim Bakanı deyince akla  gelen bir Milli Eğitim Bakanının ismini verebilir misiniz?  55 yıllık meslek hayatımda  ismi  belleklerden  silinmeyen  üç tare MEB bakanı vardır. Biri  rahmetli  Tevfik İleri ( Bizden  önceki kuşağın unutmadığı isim)  Avni Akyol, diğeri de   Allah uzun ömürler versin Mehmet Vehbi  Dinçerler’dir. Bunların dışında     bakanlıkta izi olan belleklerde yer tutan bir bakan ismi  söyleyebilir misiniz?   Son onaltı yılda  Erkan Mumcu’dan  Sayın İsmet Yılmaz’a kadar  6 tane bakan değişti. Bunların ismini hatırlayanız var mı? Neyise ben hatırlatayım: Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukcu, Ömer dinçer, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz.

Dersaneler  Milli eğitimin en önemli  kamburu idi. Dersane sahipleri dışında   öğretmeni, öğrencisi ve velisi herkes  dersanelerden şikayetçi idi. Ama dersanesiz de olmuyordu.  Bu sektörün en büyük  pastası da  hizmet hareketi kılığına  giren  FETÖ terör örgütünün   elinde idi.   Muhafazakar ailelerinin  çocuklarının gittiği FETÖ dersaneleri hem halktan, hem de bürokrasiden   çok büyük destek gördü ve büyüdü  de büyüdü. Bu büyümenin sonucu  hem ülkenin   parasını sömürdü, hem de çocuklarını çaldı. Sadece dersanelerle mi ? Hayır.  On beş tane üniversitesinin yanında  en büyük okullaşma oranı da bunlarda idi. Her alanda olduğu gibi  eğitim alanında da  bir parelel eğitim sistemi oluşturmuşlardı.

Bunun farkına varan devletimiz dersaneleri kapatma konusunda  düğmeye bastığında yeri göğü inlettiler. Olimpiyat  gösterileri ile stadyumları dolduran bu ihanet şebekesi büyük bir güç zehirlenmesi içine girdiler ve kendilerini  devletten daha  güçlü oldukları zehabına kapıldılar.  Ama şunu hesaplayamadılar. Devletle  güreşmek, dağlarla  güreşmekten  daha zordur. Dersanelerle  başlattıkları  savaşı 15 Temmuzda  kazanırız  dediler ama bir daha belini doğrultumayacak şekilde  kaybettiler. Bu savaş gerekliydi.  Bu savaşı devletimizin kazanması gerekirdi  ve çok şükür de  kazandı.

 Ancak eğri oturalım, doğru konuşalım.  Dersaneleri kapatmakla  yerine  bir şey koyabildik mi?  Dar gelirli aile çocukları için  ücretsiz Manisa’da Manisa belediyesine ait   MABEM, Soma’da Soma belediyesine ait SOBEM dersanelerini kuran, Balıkesir’de de  BABEM   dersanesinin kurulmasına  vesile olan  bir dersaneci olarak dersanelerin  yerini maalesef    ve maalesef  okullarla kapatamadık.

Eğitimin  koltuğunda  oturanların.  “ Evet kapattık,  dersane  ihtiyacını karşıladık”  diyebilirler.   Ama  inandırıcı olamaz. Ispatı ise; başka illere  gitmeye gerek  yok. Manisa’da eskiden  dersane  sayısı  iki elin parmağını doldurmazken, bugün dersanelerin yerine açılan etüd merkezlerinin tam sayısını  bilmiyorum  ama sayısı  dört elin parmaklarından daha fazla olduğunu  söyleyebilirim. Manisa ‘da  bütün apartman altları  etüd merkezi oldu.  Aile doktoru gibi  aile öğretmenleri  oluştu.  Özel ders için eve gelip giden öğretmenler bir tarafa,   değişen bir şey oldu mu? Kaldıki dersane ücretleri  bugünkü  etüd merkezlerinden ve özel  maliyetlerinden   daha düşüktü.

Her zaman ifade ettiğim gibi  bugün velilerin  en yumuşak karnı çocuklarının eğitimi ve sağlığıdır. Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda   veremiyeceğimiz organımız yoktur. Eğitimi konusunda da lokmamızdan, giyimimizden ve en zaruri ihtiyaçlarımıza kadar yapamayacağımız fedakarlık yoktur. Nitekim  fedakırlıklarımızı sonuna kadar zorluyoruz. Ki bu durumların birebir yakınen şahidiyim. Bir yerde  talep varsa,arz olacaktır. Ülkemizde dersaneler  ve etüd merkezleri  bir talebin sonucudur.

Hem okul müdürlüğü hem de dersanecilik yapan biri olarak  bir tesbitimi sizlere arzedeyim. Okulda bir öğretmenin  mazereti nedeniyle  derse gelmeyeceğini duyan öğrenciler  sevinçlerinden  “ Oley!!!” diye çığlık atarlar.  Dersanede  öğretmen derse gelmezse öğrenciler  topluca müdürün  odasına  doluşurlar: “ Hocam öğretmenimiz niye derse gelmedi!” diye.

 Okullarla, dersaneler  ve özel okullar arasındaki  farkı  bir İran Atasözüyle izah etmeye  çalışayım. “ Ez tü hareket, ez tü bereket. harektin olmadığı yerde başarı ve bereket olmaz.” Bugün okullarımız rekabetçi değildir. Bir milyon 60 bin öğretmenin hepsi başarılı mı? Siz hiç başarısızlığı nedeniyle sistem dışında bırakılan bir öğretmen duydunuz mu?  Ama özel eğitim kurumları,  verim alamadığı    öğretmeni sene sonu  sistem dışında bırakabiliyor. Manisa ‘da  sene sonunda  bir öğretmenin başarısızlığı nedeniyle  sitem dışına  veya  geri hizmete  çekildiğini duydunuz mu? Bir yerde lokmanını  rizikosu yoksa orada bereket, başarı   yoktur, atalet vardır.İnsanlar için iki yaptırım gücü vardır. 1-Allah korkusu ki viçdanen kendini heaba  çekmesi. 2- Kanun korkusu. Ya ikisi de yoksa?  Bunun   da cevabını siz okuyucularımla  çekirdekten eğitimci,  yeni Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya  Selçuk’a bırakıyorum.

 Yeni  bir döneme girerken eğitimin  mutfağından  gelen  Milli Eğitim Bakanımızı da eğitimde yapılacak atılımlar konusunda son şans olarak  görüyorum ve yeni bakanımızdan  ülkemiz eğitiminin geleceği için umutluyum.  Zira Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturacak bakanın  bir okulun nasıl idare edildiğini ve okul müdürlerinin ne şartlar altında   okulları idare ettiklerini bilmesi gerekir. Okulun eğitiminden, kapı, cam çerçevine  ve boyasına kadar  okulun  bütün problemleri  okul müdürlerinin omzundandır.  Bakanımız Sayın Ziya Selçuk  eğitimin her kademesinde görev yapmış bir meslektaşımız.  Nitekim öğretmen arkadaşlara yazdığı mektubunda:  “ kısacası ömrüm okullarda  eğitim ortamında  geçti. İçinizden  bazı öğretmen arkadaşlarımla bir çok çalışmada  aynı havayı teneffüs ettik, aynı mekanları paylaştık. Sizlerin neler hissettğinizin, neler düşündüğünüzün farkındayım.”  hitabı beni  umutlandırdı.

 İnşallah  Sayın Ziya Selçuk hakkında   umduklarımız, eğitimimiz  adına bulduklarımız olur.

 Başta  Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere  yeni dönemde görev alan bakanlarımıza  ve Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk beyefendiye  başarılar diliyorum.  Ülkemiz adına vereceğiniz hizmetlerde  Allah yardımcınız olsun.   www.kadirkeskin.net



Bu yazı 1876 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum