1'inci Dünya Savaşı, 28 Haziran 1914'te Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Franz Ferdinand'ın Saraybosna'da Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından öldürülmesiyle tetiklendi, Genç Bosna (Mlada Bosna) örgütü üyesi olan aşırı milliyetçi Princip, Bosna'nın Avusturya'dan ayrılarak Sırbistan ile birleşmesini amaçlayan 'Kara El' ile bağlantılı bir suikastçıydı, aslında tam bir ruh hastasıydı.
2'nci Dünya Savaşı, 1 Eylül 1939'da Adolf Hitler yönetimindeki Nazi Almanyasının Polonya'yı işgal etmesiyle başladı, kısa sürede küresel bir savaşa dönüştü, saldırgan Hitler ırkçı ve milliyetçiydi, Almanların üstün ırk olduğuna inanıyordu, ne yazık ki geniş kitleleri etkisi altına almayı başardı, O da tam bir ruh hastasıydı.
Savaşlar sonrası dünyada hem Princip, hem de Hitler ile ilgili bir çok psikolojik araştırma yapıldı, bir çok görüş ortaya atıldı, ancak kimin ne sonuca vardığını burada irdelemek yerine, her ikisinin de ruh hastası olduğunu size çok basitçe ortaya koyacağım.
Milliyetçilik, klinik psikiyatride bir ruh sağlığı bozukluğu olarak tanımlanmıyor, aksine bireyin aidiyet, kimlik ve toplumsal bağlılık ihtiyacını karşılayan bir ideoloji, sosyo-politik bir tutum olarak kabul ediliyor.
Ancak iş aşırı milliyetçiliğe (şovenizm) vardığında durum değişiyor; dış gruplara yönelik düşmanlık, önyargı ve rasyonel düşünceyi engelleyen davranışlar üretebileceği için psikolojik ve toplumsal düzeyde patolojik/hastalıklı bir duruma dönüşebileceği savunuluyor.
Demek ki aşırı milliyetçilik, kendi milletini üstün görüp diğerlerini değersizleştirmek, yok saymak, öldürmek, soykırımda bulunmak düpedüz ruhsal bir hastalık, halk arasındaki deyimiyle delilik.
O halde 3'üncü dünya savaşı için delilik kıstası oluşmuştur diyebilir miyiz?
Tabi ki deriz, artık 3'üncü dünya savaşını başlatacak bir delimiz var çünkü.
Bakın BBC News'in 'Manik depresif, bipolar, psikopat: Bazı ABD başkanları ve sağlık sorunları' adlı yazısında şöyle deniyor: "Deli olduğu söylenen ilk ABD Başkanı Donald Trump değil, ancak uzmanlara göre bu şekilde hatırlanan bazı ABD başkanlarının, gerçek anlamda akıl sağlığı sorunları vardı."
Allen Frances de Trup için, "Trump, tartışmasız bir narsisizm sembolüdür. 1978'de yazdığım Ruhsal Bozuklukların Tanı ve İstatistik El Kitabı'nda (DSM) narsisistik kişilik bozukluğu için tanımlanan her bir semptomu saf haliyle sergiliyor" diyor.
Frances kim derseniz, MD, Duke Üniversitesi Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü başkanlığını yapmış ve ayrıca Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı'nın dördüncü baskısının revizyonundan sorumlu çalışma grubunun başkanlığını yürütmüş kişidir.
Trump Amerika'nın dünyanın en büyük gücü olduğunu düşünüyor, tek kutuplu bir dünya düzeni istiyor, bunun için yapamayacağı hiç bir şey yok, diğer insanların ölmesi umurunda bile değil.
Şu anda dünyanın dört bir yanında savaşlar var, bunlar iç savaşlar ve komşu ülke savaşları gibi görünse de etkileri küresel boyutta, ne tasadüf ki bu savaşlara etki eden ülke de Trump başkanlığında ki Amerika.
Rusya-Ukrayna savaşında Amerika, Gazze (İsrail-Filistin/Lübnan) savaşında Amerika, Sudan iç savaşı, Myanmar iç savaşı, Suriye, Yemen ve Meksika uyuşturucu savaşlarında Amerika, Afrika'nın Sahel bölgesi, Kongo DC, İran ve çevresi ile Nijerya'da da Amerika, Küba'yı kaşıyan Amerika ve Amerika'nın başında Trump.
İnsanlık bu filmi daha önce izledi, hem de iki kere, belli ki akıllanmak gibi bir sonuca varmadı.
Ne diyelim, deli deliyi, imam ölüyü severmiş.
O halde buyrun 3'ncü dünya savaşına.
Yorumlar
Kalan Karakter: