Yapay zekâ, günümüz dünyasında yalnızca teknolojik bir gelişme değil; aynı zamanda bireyin düşünme biçimini, ilişki kurma şeklini ve kendilik algısını etkileyen önemli bir psikososyal olgudur. Bir psikolog olarak, yapay zekânın insan yaşamına sunduğu olanaklar kadar, ruh sağlığı üzerindeki olası etkilerinin de dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yapay zekâ temelli uygulamalar, bireylere hız, verimlilik ve erişilebilirlik sağlamaktadır. Özellikle eğitim, sağlık ve psikolojik destek alanlarında kullanılan dijital sistemler, bilgiye ulaşımı kolaylaştırmakta ve bazı durumlarda bireyin kendini daha güvende hissetmesine katkı sunmaktadır. Ancak bu kolaylık, bireyin kendi bilişsel ve duygusal süreçlerini devre dışı bırakma riskini de beraberinde getirmektedir.
Psikolojik açıdan bakıldığında, yapay zekâya aşırı bağımlılık bireyin problem çözme becerilerinde zayıflamaya, sabır eşiğinde düşüşe ve gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşmaya neden olabilmektedir. Özellikle genç bireylerde, yapay zekâ ile kurulan tek yönlü ve kontrol edilebilir etkileşimler, gerçek sosyal ilişkilerin doğasında bulunan belirsizlik ve duygusal sorumluluklardan kaçınmayı teşvik edebilir.
Bir diğer önemli konu ise duygusal bağ meselesidir. Yapay zekâ sistemlerinin empatik dil kullanabilmesi, bazı bireylerde “anlaşıldığı” hissini güçlendirebilir. Ancak burada unutulmaması gereken nokta, yapay zekânın gerçek bir duygusal deneyime sahip olmadığıdır. Gerçek empati, karşılıklı ve insani bir süreçtir. Bu ayrımın net bir şekilde yapılmaması, özellikle duygusal olarak kırılgan bireylerde yalnızlık duygusunu derinleştirebilir.
Bu noktada psikolojik sağlığın korunabilmesi için yapay zekâ ile kurulan ilişkinin sınırlarının iyi belirlenmesi gerekmektedir. Yapay zekâ, bireyin hayatını destekleyen bir araç olarak konumlandırılmalı; duygusal ihtiyaçların ana kaynağı hâline getirilmemelidir. Dijital farkındalık, tıpkı duygusal farkındalık gibi, günümüz ruh sağlığı çalışmalarının önemli bir parçası olmalıdır.
Sonuç olarak, yapay zekâ ne tamamen tehdit ne de sınırsız bir çözümdür. Psikolojik açıdan belirleyici olan, bireyin bu teknolojiyle nasıl bir ilişki kurduğudur. İnsan ruhu, anlaşılmaya, temas etmeye ve gerçek bağlara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçlar göz ardı edildiğinde, en gelişmiş teknolojiler bile psikolojik iyilik hâlini tek başına sağlayamaz.
Yorumlar
Kalan Karakter: