Hayat, çoğu zaman bize fark ettirmeden akıp gider. Günler günleri, yıllar yılları kovalar. Koşturmaca içinde sabahı akşam ederken, aslında en kıymetli hazinelerimizi çoğu zaman göz ardı ederiz. O hazinelerin başında ise anne ve babalarımız gelir. Onlar hayattayken sıradan sandığımız sesler, bakışlar, nasihatler; bir gün ansızın büyük bir boşluğa dönüşebilir. İşte o zaman “Keşke” kelimesi dudaklarımızdan düşmez ama ne yazık ki çoğu zaman iş işten geçmiş olur.
Anne ve baba, insanın bu dünyadaki ilk öğretmenleridir. Daha yürümeyi bilmeden elimize tutan, konuşmayı bilmeden dilimize kelimeleri yerleştiren onlardır. Uykusuz gecelerde başımızda bekleyen, ateşlendiğimizde sabaha kadar dua eden yine onlardır. Bizim için kendi hayallerinden, isteklerinden, gençliklerinden vazgeçmişlerdir. Kimi zaman yıpranmış bir montla, kimi zaman eskimiş bir ayakkabıyla dolaşıp, bize en iyisini almaya çalışmışlardır.
Zaman acımasızdır. Anne babamız da yaşlanır. Eller titrer, dizler eskisi gibi tutmaz, sesleri kısılır. Bir zamanlar bizi sırtında taşıyan omuzlar çöker. O gün geldiğinde artık roller değişir. Çocukken bize bakan anne baba, bu kez ilgimizi, şefkatimizi, bir telefonumuzu bekler hale gelir. Ne yazık ki modern hayat, bu bağları her geçen gün biraz daha zayıflatıyor. Aynı evde yaşasak bile birbirimize yabancılaşabiliyoruz. Aynı şehirde olup aylarca uğramadığımız anne babalarımız var.
Oysa bazen bir çay içmek, bazen kısa bir ziyaret, bazen “İyi misin?” diye sormak dünyalara bedeldir. Onlar için büyük hediyeler değil, küçük ilgi kırıntıları bile mutluluktur. Birlikte geçirilen birkaç saat, anlatılan eski hatıralar, paylaşılan bir tebessüm… Bunlar onların kalbine ilaç gibi gelir.
Unutmamak gerekir ki anne babalarımız ebedi değildir. Bugün hayatta olan, sesini duyabildiğimiz, kapısını çalabildiğimiz anne babamız yarın olmayabilir. Mezarlıklar, “Keşke” diyenlerle doludur. “Keşke daha çok vakit ayırsaydım, keşke bir kez daha sarılsaydım” diyenlerin pişmanlığı ne yazık ki geri dönüşü olmayan bir pişmanlıktır.
Anne babaya gösterilen saygı ve sevgi, aslında insanın kendi insanlığına verdiği değerdir. Onlara iyi davranmak bir lütuf değil, bir borçtur. Hayattayken kıymet bilinmeyen sevginin, yoklukta bir anlamı kalmaz. Bir mezar taşı başında dökülen gözyaşları, sağlığında esirgenen ilgiyi telafi etmez.
Bugün hâlâ fırsat varken; anne babamızın ellerini öpelim, gönüllerini alalım. Bir hatalarını büyütmek yerine, emeklerini hatırlayalım. Bir gün değil, her gün onların kıymetini bilelim. Çünkü yarın geç olabilir… Ve hayat, bize ikinci bir şans sunmayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: