Sevgi ve kabul görme ihtiyacı bazen sınırlarımızı çizerken bize zorluk çıkarmaktadır. Sırf birileri bize saygı duysun ya da sevsin diye istemediğimiz şeylere illaki ‘Evet’ demek zorunda kaldığımız olmuştur. Bu yazımda her birimizin en az bir kere de olsa yaşadığı bu duruma değineceğiz.
Aslında bu durum bir yere kadar kabul edilebilir olsa da her şeyde olduğu gibi bu konuda da fazlası kendimize yapmış olduğumuz bir haksızlık haline gelebilir. Tabii ki bazen sevdiklerimiz için tolere ettiğimiz durumlar olabilir. Fakat bunlar hayatımızın her alanında varsa ve geleceğimizi etkiler boyuttaysa işte tam da sorun burada başlıyor demektir.
Kararlarını bulunduğu topluluğa, ailesine ve kişilere göre alan bireyler genelde çocukluk yaşamında ailesi tarafından koşullu sevgi görmüş kişiler olarak karşımıza çıkar . Başarı gösterdiği sürece taktir edilen, başarısızlık karşısında sevgi göstermekte geri duran, kişisel sınırlara saygı duymayan ailelerin çocukları; gelecekte bağımlı kişilik oluşturmuş yetişkinler olarak toplumda var olur. Genelde bu bireyler alacakları en ufak karar da bile çevresine danışır. Bu bir elbise, takı, şapka dahi olabilir. Kendi kararlarını almakta çekinen kişilerin,haklı oldukları durumda bile ‘Acaba yanlış mı yapıyorum?’ düşüncesi hep içlerini kemirir.
Bu noktada en başta ebeveynlere büyük rol düşmektedir. Çocuklarımıza sınırlarına saygı duyduğumuz, başarı/başarısızlıkta yanında olduğumuz, koşulsuz sevgi gösterdiğimiz bir yaklaşım sunmalıyız. Bugünün bireyleri olarak bize düşen sorumluluk ise, hayatta var olma ve kendi benliğini oluşturma çabasıdır. Başkalarının davranışlarını değiştiremeyiz belki ama onların bize nasıl davranacağını şekillendirbiliriz.
Hayır diyebilmek bir öz saygıdır.Çünkü başkalarının isteklerine koşulsuz evet demek kendi sınırlarından vazgeçmek anlamına gelir. Kendi hayatının kaptanı olmak istiyorsan da hayır diyebilme cesaretini göstermen gerekir.
Psikolojik Danışman Nurgül DEMİR
Yorumlar
Kalan Karakter: