Okurlarım, köşemde siyasi yazılara pek yer vermediğimi, polemik ve entrikalardan uzak durmayı tercih ettiğimi bilirler. Bugüne kadar daha çok gençlik ve toplum temalı konulara ağırlık vererek yazılarımı bu doğrultuda hazırladım. Ancak bu durum, siyasete karşı sessiz veya duyarsız kaldığım anlamına geldiğini düşünmeyin. Yakın arkadaş çevremle yaptığım siyasi değerlendirmelerin ve öngörülerimin, uzun vadede teorilerime uygun şekilde sonuçlandığına çoğunlukla şahit olduk. İşte tam da bu yüzden, hatırı sayılır dostlarımın tavsiyesi ve isteği üzerine, artık köşemde sık olmamak kaydıyla siyasi analiz ve yorumlara da yer vermeye çalışacağım.
2000’li yıllardan itibaren siyaset arenasındaki "idealler", yerini ne yazık ki "hedef odaklı adamcılığa" bıraktı. Bu değişim, her siyasi partinin kendi içinde ciddi sorunlar yaşamasına yol açtı. Hatta iş öyle bir boyuta vardı ki, A partisinin fikrini benimseyip B partisinde siyaset yapanların sayısı hızla çoğaldı. Rakiplerin içini karıştırmak ya da sıkışılan noktada rakip saf üzerinden suni aksiyonlar üreterek işleri yoluna koyma taktikleri iyice arttı. Son yıllarda bu durum neredeyse alenen, gözümüzün içine sokularak yapılıyor. Tabii seçmen de siyaseti bir "futbol taraftarlığı" gibi coşkuyla ve sorgulamadan yapmaya başlayınca, siyasilerin işi iyice kolaylaştı.
Gelelim asıl gündemimize...
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kanadında yaşanan "mutlak butlan" davasının ardından, parti içindeki ciddi ayrılıklar ve çatışmalar tamamen gün yüzüne çıktı. Son günlerde hem Ankara siyasi kulisleri hem de Manisa’nın derin siyaset dinamikleri oldukça hareketlendi. Mutlak butlan kararı ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık koltuğuna dönme süreci, CHP iç siyasetine ve bu siyasete yön veren aktörlere yeni bir rota çiziyor. Kulislerde konuşulanlara göre, yaklaşık 60 CHP il başkanının değişeceği, bazı illerin ise Kılıçdaroğlu ile çalışmak istemeyerek parti değiştirmeyi düşündüğü iddia ediliyor.
Ben işin diğer iller boyutunu bir kenara bırakıp, bizi doğrudan ilgilendiren Manisa kısmına değinmek istiyorum.
Manisa’mızdan siyasete yön veren, ulusal düzeyde çok yükselen isimlerin çıkması her zaman gurur vericidir. Kentimizden bir genel başkanın çıkması ve siyasette bu denli ses getirmesi, siyasi görüşlerden bağımsız olarak Manisa için büyük bir kazançtı. Eğer parti içi dinamikler ve siyasi çatışmalar izin verseydi, belki de Özgür Özel ismiyle Manisalı bir Cumhurbaşkanı görme ihtimalimiz bile doğabilirdi. Ancak 2000'li yıllardan bu yana süregelen ve yukarıda bahsettiğim o yapay siyasi atmosfer, bu ihtimalin önüne geçmiş gibi görünüyor.
Yaşanan bu hukuki ve siyasi süreçte, Manisa’nın örgütünün Özgür Özel’e destek vermesi, Kılıçdaroğlu yönetiminin radarına girmiş görünüyor. Ankara kulislerinden sızan bilgilere göre, Kılıçdaroğlu yönetimi Manisa’da bir il başkanı değişimine kesin gözüyle bakılıyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise daha büyük bir iddia var: Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun da Kılıçdaroğlu ile çalışmak istemeyeceği hem Ankara hem de Manisa derin siyasetinde kısık sesle konuşuluyor. Hatta Manisa Büyükşehir'in Doğru Yol Partisi’ne (DYP) geçebileceği yönündeki iddialar kulisleri iyice hareketlendirmiş durumda. Eğer bu senaryo gerçekleşirse, Manisa’nın ilçelerinde de çok ciddi bir siyasi dalgalanma yaşanacaktır. Ve yine eğer bu iddia gerçeğe dönüşürse, Manisa yıllar sonra yeniden Doğru Yol Partisi’nin kalesi haline gelebilir.
Elbette bunlar şimdilik özel odalarda, kapalı kapılar ardında konuşulan kulis bilgileri... Bu yazdıklarımı okuyup "Hadi canım, oradan!" diyenler muhakkak olacaktır. Ancak hafızalarımızı tazelemek adına küçük bir hatırlatma ekleyeyim: Besim Başkan’ın babası Ahmet Dutlulu, 27 Mart 1994 Yerel Seçimlerinde Doğru Yol Partisi çatısı altında ciddi bir oyla farkıyla Akhisar Belediye Başkanı seçilmişti. Yani siyasi genetik ve geçmiş, bu ihtimallerin hiç de uzak olmadığını bizlere fısıldıyor.
Bakalım Ankara ve Manisa hattındaki bu hareketlilik, önümüzdeki günlerde bize neler gösterecek? İzleyelim ve görelim...
Yorumlar
Kalan Karakter: