Anne- Babaların Çocuklarına Olan Farklı Davranışları ve...
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

Anne- Babaların Çocuklarına Olan Farklı Davranışları ve Farklı sonuçları:

08 Ağustos 2021 - 17:04


1-Çocuğunu okula götürürken ve okul dönüşü de  çocuğunun çantasını sırtlayarak taşıyan velileri sizler de görüyorsunuz. Bur gün çarşıdan eve dönerken sokakta 10 -11 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir öğrencinin çantasının babası tarafından taşındığını gördüm. Nedense bilecenliğim tuttu. Yanlarından geçerken gayet nazik bir şekilde selam verip “ Çantasını bu delikanlı kendi taşısa olmaz mı?”dediğimde, baba gayet mağrur bir şekilde “ Benim oğlum yorulmamalı” diye cevap verdi. Ben de kendisine emekli öğretmenim, 50 yılım bu gençlerle geçiyor, seminer ve konferanslarımla hala bu gençler arasındayım. “ Çocuğunu yormayanlar sonunda çocukları tarafından yoruluyorlar” dediğimde benidikkate alan baba, dinlemeye başladı. Kısa sürede tanıştık. Beni kahvede oturup çay içmeye davet etti.

2-32 Yaşında oğlu için bir anne. Bir seminerim sonunda oğlunu şikâyet ederek: “ Doğru dürüst okumadı ama okul bitti. Şimdi de iş beğenmiyor. Bulduğumuz işlere ‘yorucu, bana yakışmaz, bu paraya çalışılır mı?’ gibi gerekçelerle işe gitmiyor. Bütün gün evde ‘ Onu getir, bunu al’ şeklinde emirler veriyor Yapmak istemediğimizde ‘ Beni doğurdunuz, yapmak zorundasınız, çocuğunuz değil miyim’ diyor. Direnirsek üzerimize yürümeye kalkışıyor.”

3- 16 yaşındaki oğlu olan bir anne: “ Her sabah özel şoförün okula götürdüğü, haftalık harcaması asgari ücretten fazla olan, kredi kartıyla istediğini alabilen, okulu bitirince nasıl olsa babasının işinin hazır olduğunu, gençliğini ders çalışarak geçirmenin anlamsız olduğunu söyleyen” çocuğundan şikâyeteden anne,

4--14 yaşındaki oğlu tarafından yaralandığını ağlayarak anlatan bir baba

.5-  İki defa çağrıldığım bir ceza evinde“ BANA BİR OĞUL VER, NASIL OLURSA OLSUN DEDİM. ŞİMDİ OĞLUM YÜZÜNDEN CEZA EVİNDEYİM” diyen mahkûkardeşim. Allah kimseyi bu kardeşimizin durumuna düşürmesin. 

6- Hepsinin son cümlesi aynı: “ Doğduğundan beri bir dediğini iki etmedik, koruduk, sevdik. Hiçbir şeyini eksik etmedik. Niçin böyle oldu? “ İşte zurnanın “ ZIRT” dediği delik de burası. Benim cevabıma gerek kalmadan, kendi sorularına kendileri cevap veriyorlar.

 

 7-  “Arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim. “ diye, arkadaşın önemi hakkında büyük –küçük herkesi ilgilendirenatasözümüzü çok severim.   Diş hekimi adayı olarak yaz tatilini bir diş kliniğinde çalışarak  geçiren Dr. Muzaffer Balsoy’un oğlu    Furkan Balsoy ile Omancalı’da bulunan Talu büyük baş hayvan çiftliği ortaklarından  Sayın  Oray Yalçın’ın  oğlu  Yunus Yalçın ile   sayın Mustafa Çelebi’nin oğlu Metin Emre  Çelebi torunumun arkadaşları olarak geçtiğimiz hafta sonu  misafirimdi.  Kendilerine kitaplarımdan hediye ederek sohbet etme imkânımoldu.  Sohbetimiz esnasında bu delikanlıların Ege sahillerinde yıldızlı otellerde tatil yapma imkanları var iken okul kapanır kapanmaz bu delikanlılardan Furkan Balsoy’un kendini diş kliniğinde,  Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesinde okuyan Yunus Yalçın’ın ile Marmara Mühendislikte okuyan Metin Emre Çelebi’nin kendilerini hayvan çiftliğinde bulduklarını  oradahayvanlarla beraber olmayı, çiftlikte çalışmayı  ege sahillerinde   tatil yapmaya tercih ettiklerini  söylediler. Furkan Balsoy’un iyi bir diş hekimi olma hedefi var. Yunus Yalçın ile Metin Emre’nin de  iyi bir işletmeci  olma hedeflerinden  söz ettiler.   Yunus Yalçın’ın geceleyin hayvanları yemlediğinimakinelerle sadığı sütleri sabaha hazır ettiğini, Metin Emre’nin de sabahleyin hazır olan sütleri  Manisa’daki marketlere dağıtımını yaptıklarını çiftlikte zevkle çalıştıklarını, hayvanları çok sevdiklerini söylediler. Anlattıklarından anladığım kadarıyla hayvanları veçiftliği sevmişler ve çiftlikle bütünleşmişler, yaptıkları işleri heyecanla anlatıyorlardı.   

Kendilerine sordum.” Ailenin ve ülkenin gelişmesi için mutlaka evlatlar babalarını geçmesi lazım. Furkan Bey kardeşimizin iyi bir diş doktoru olma, hatta üniversitede kalıp kariyer yapacağını söyledi. Kendisini tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Sizin çiftlik hakkında nasıl bir hedefiniz var? Babalarınız güzel bir çiftlik kurmuş. Siz bu çiftliği aynen devam ettirecek misiniz, yoksageliştirmek için bir projeniz var mı?” dediğimde, her ikisi birden heyecanla: “ Geliştirerek devam ettirmek istiyoruz.” dediler. “ Ne yapmak istiyorsunuz?” dediğimde, “ Şu anda süt üretiyoruz. Busütleri mandıra kurarak ürettiğimiz sütleri kendimiz işleyip  kaliteli peynirler üreteceğiz.. Ayrıca Antalya’da revaç gören yanık sütlü dondurma işine girmek istiyoruz.  Ve böylelikle önce ülkemizde, sonra da yurt dışına açılarak “ TALU MANDIRA”  ve marketler zinciri oluşturmak istiyoruz.” dediler. Gençlerin hayal ve hedeflerini büyük bir mutluluk içinde gururla dinledim. Ve sonra da gençlere:

 Arkadaşlarınız yaz tatilinin tadını çıkarırken, sizlerin de tatillerinizi ertelediğinizi görüyorum. Allah dökülen alın terini zayi etmez. Gelecekte kariyer sahibi bir diş hekimi olmak isteyen Sayın Furkan Balsoy, babalarınızın kurduğu çiftliği daha da  ileriye taşımak isteyen  sayın Yunus yalçın ve Metin Emre Çelebi sizleri canı gönülden tebrik ediyorum.  Sizi yetiştiren anne- babalarınızı da tebrik ediyorum. Prof. Dr. Acar Baltaş : Bir insanın hayatında acı, üzüntü, hayal kırıklığı ve başarısızlık yoksa o hayattan bir hikâye çıkmaz.   Katiyetle herkes için geçerli olmamakla beraber bu tipler genelde patron çocuklarınınözellikleridir. Bunlar genelde insan kıymeti bilmezler, her şeyi kızarak yönetirler, isteklerini ağlayarak elde ederler, her şeye sahip olma hakları olduğuna inanırlar.” diyor. Evet sayın hocamızın bu tespitine ben de “ Mahrumiyet”  ekleyerek igenelleme yapmadan söylüyorum. “  Koç yaymayan, inek gütmeyen, tarlada çalışmayan, bindiği servisi, gittiği okulda öğretmenini beğenmeyen, çarşıya çıkıldığında her gördüğünü isteyen, anneye – babaya hiç yardım etmeyen “sakın incinmesin’ diye yerine  annelerin ders çalıştığı prens ve prensesler, anne- babalarını kaybettikten sonra  durumlarını  varın siz düşünün.

Evet gençler siz bu  genellemenin dışındasınız. Şu anda sizler baba paralarıyla yıldızlı otellerde değilsiniz, ama başarılarınızla, ileride kazanacağınız  kendi paranızla gelecekte   daha iyi yerlerde tatil yapma imkanınız olacaktır.” 

Saygı değer anne—babalar sizler de hiç endişe etmeyin.  Siz nasılsanız çocuklarınız da sizin aynınız olacaktır. Hiçbir zaman dalındaki armut, elma ağacının altına düşmez. Allah korusun uyuşturucu kullanan ve okullardaki haylaz ve tembel gençler nasıl birbirini buluyorlarsa,  gördüğünüz gibi çalışkan, geleceği hedefleyen gençler de birbirini buluyorlar.

.Seminerlerimin sonlarında göz yaşı akıtarak çocuklarından şikâyet eden anne- babalara sesleniyorum. 11. Yüzyılda yaşayan ünlü Türk bilgesi Yusuf Has Hacip sanki bugünleri görmüş gibi “ ÇOCUĞUNA ACIYANA SONUNDA AĞLAMAK DÜŞER.” demiş. Ben de  diyorum ki 

Bu yazı 180 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum