" Ben Babamı Sevmiyorum"
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

" Ben Babamı Sevmiyorum"

28 Mayıs 2021 - 16:11



Almanya Bielefelt’deki “ Ben Babamı Sevmiyorum” diyen öğrencim, Özel

Bornova Koleji’nde babasına hakaretler eden öğrencim, övey babasıyla aynı

evde kalmak istemeyip Manisa Lisesi pansiyonunda kalmak isteyen öğrencim, “

Övey babama bir zarar vereceğimden korkuyorum” diyen kız öğrencim.

Hangi birisini yazayım. Alın işte geçtiğimiz yıllarda parçalanmış aile

kızlarımızdan biri: “Bursa'nın Osmangazi ilçesinde annesini döven üvey

babasını bıçaklayarak öldüren 20 yaşındaki genç kız, adliyeye sevk edildi.

Genç kızın gözyaşlarını tutamadığı görüldü” ( Osmangazi- Bursa) Şimdi ben

soruyorum: “ Burada katil kim?” Genç kızımız mı, yoksa boşanıp onu övey

baba yanında yaşamaya mahkûm eden öz baba ve anne mi? Siz bu soruya nasıl

cevap verirsiniz bilemem. Ama ben sorunun cevabını betonarme duvarlar

arkasında gençlik cezaevlerinde görüyorum.

Kim bilir cezaevleri dışında ülkemizde parçalanmış aile çocuklarından daha kaç

çocuk, aynı sıkıntı ve bunalımı yaşıyor? Annesi babası sağ iken, Övey baba ile

övey anne elinde büyüyen bu çocukların psikolojik sıkıntılarını tahmin

edebiliyor musunuz? Baharın yağmurların yağması, güneşin toprağı

yalaması ile boynunu uzatıp çiçek açan bir çiğdemin üzerine düşen kaya

parçası ne ise parçalanmış aile çocuklarının uğradığı psikolojik travma da

bundan farksız.

Lütfen bir anda kendi çocuğunuzu ve kendinizi bu tür çocukların yerine

koyun ve başınızı iki eliniz arasına koyun ve düşünün. Güle oynaya

kurduğunuz yuvalarınızı bu çocukları düşünerek yıkmayın. Her evlilikte

boşanmak için yüzlerce sebep olabilir. Boşanmamak için ise binlerce sebep

vardır. Kolay değil iki ayrı insan fıtratının sentezi. İnsan okyanus gibidir.

Ne kadar birbirlerini tanısalar da birlikte yaşasalar da zamanı gelince yeni

yeni huyları ortaya çıkar. Dört yıl geçlerin deyimiyle ‘filört’ edip de evlenen

öğretmenimin evlendikten iki ay sonra odama gelip de “İntihar etmek

istiyorum Müdür bey”in hikâyesini www.kadirkeskin.net sitemden “ Okul

Müdürlüğünün Günlüğünden” kitabımdan okuyabilirsiniz. Olayı

anlatmaya köşem müsait değil. Evlilik bir “ SABIR” işidir?


Gençler bazı ünlü tiplerin gömlek değiştirir gibi karı-koca değiştirmelerine

özenmesinler. Bunlar Dünyanın en mutsuz insanlarıdır. Bakmayın ekranlardaki

kıkırdamalarına. Hiç kimsenin sahip olduğu ün (ŞÖHRET) devamlı değildir.

Ünleri elden gittiğinde bunlar dünyanın en yalnız insanları olarak yaşarlar. Bizim


kuşağın çok ünlü bir sinema artisti vardı C. S. Ahir ömründe gazeteci ile yaptığı

röportaj daha dün gibi belleğimde tazeliğini koruyor. Gazeteci soruyor “

Günlerin nasıl geçiyor?” Cevap: “ Yalnızlık, yalnızlık, yalnızlık”. Ünüm, şöhretim

varken kapımda Mersedesler sıraya girerdi. Şimdi ise kapımın önünden

kaplumbağalar bile geçmiyor.” Sonunda C.S. Beyoğlu’nun arka sokaklarında ölü

olarak bulundu ve cenazesini de İstanbul Belediyesi kaldırdı. ( Allah R. E.).

Evlilik bugün alınıp yarın satılan bir şey değildir. Sabırla koruğun helva

yapıldığını söylemiş büyüklerimiz. Gençler bu konuda büyükleri dinlemeleri ve

onların tecrübelerine değer vermelidirler. Seminerlerimde Enti püften

sebeplerle yuvasını yıkıp da pişman olan genç bay- bayanların pişmanlığını

içeren itirafları “ TELAFİSİ OLMAYAN PİŞMANLIKLAR “ adlı kitabımda üzülerek

yazdım. Özellikle gençler TRT de yayınlayan “ Ömür dediğin” programı mutlaka

izlemeliler. Geçenlerde 65 yıldır evliliğini sürdüren bir ninemize spiker sordu.

“Uzun evliliğin sırrı nedir?” Cevap oldukça manidardı. “Söküğü olduğunda

dikilen, eskidiğinde yamanan, kırıldığında tamir edilen bir kuşağız. Şimdikiler

gibi eskiyince atılan bir kuşak değiliz yavrum” İşte Peygamberimizin ifadesiyle

dünya cenneti olan evliliğin sırrı. Çocuklarını övey baba katili yapmak istemeyen

parçalanmış aileler ve genç anne babalar lütfen birbirinizin iyi tarafını görün

birbirinize tahammül edin ki çocuklarınızı heder etmeyin. Yarım asırdır gençlerle

beraber olan bir eğitimci olarak parçalanmış aile çocuklarının psikolojilerini

yakından gözlemledim. Parçalanmış aile çocuklarının dileklerini boşanan ve

boşanacak anne babalara arz ediyorum:

1- Beni ikinizden birine zorlamayın. Belki siz karı –koca değilsiniz ama benim

annem- babamsınız. Lütfen bana birbirinizin kötülüklerini değil, iyiliklerinize

anlatın 2- Beni aranızda laf getirip götüren biri yapmayanız. Birbirinize

söyleyeceğiniz bir şey varsa lütfen medeni iki insan gibi bir araya gelip

görüşün. 3- Lütfen bana her ikinizin arasında yaşama imkânı ve fırsatı verin.

4- Beni paraya pula boğarak ihtiyacımı giderdiğinizi sanıyorsunuz. Benim

paradan ziyade sizin sıcak nefesinize ve yönlendirmenize ihtiyacım var. 5-

Bana boşanmış bir anne babanın dezavantajını yaşatmayın. Çünkü siz bunun

nedenli zor olduğunu bilmiyorsunuz. Unutmayın siz birbirinize düşman

olsanız da ben hala sizin çocuğunuzum. Hanginizin yanında kalırsam kalayım

sizleri birbirinize eş yapmaz Ama benim umudum ve hayalim sizi hep eş

olarak görmek ve her ikinizin kokusunu da beraber koklamak. Bu kokulara


övey baba , övey anne kokusunun karışmasını hiç ama hiç istemiyorum. Ben

zaten sizin boşanmanızla kaldıramayacağım yükü omuzlarıma aldım.

Konuşacak deşarj olacak bir insan arıyorsanız beni bulmayın. Ben zaten

omzumda kaldıramayacağım bir yük taşıyorum. Deşarj olmak istiyorsanız ki

asla razı değilim kendinize bir arkadaş bulun ya da tekrar birbirinizle evlenin

bunu çok istiyorum. 6- Yaşım kaç olursa olsun, ben kayıp bir insanım. Birçok

sıkıntıyla yüz yüzeyim. Depresyon, sevgi yokluğu, örnek alabileceğim rol

model anne baba yokluğu, ahlak terbiye vs. Geçenlerde nerde ise bu

sıkıntılarımı unutmak için arkadaşımın verdiği ilacı kullanacaktım. Ama

öğretmenimizin söylediği söz aklıma geldi. Uyuşturucu için “ Oğlum ölümün

denemesi olmaz. Uyuşturucu kullanmak bir nevi yaşarken ölmek demektir”

sözü beni bu illeti kullanmama engel oldu. Ama daha fazla bu sıkıntıları

göğüsleyemezsem ne olur bilemem? 7- Ailevi değerler artık benim için eskisi

gibi değil. Ana- baba, dede- nine bir araya gelip kutladığımız neşeli

bayramlar ve özel günler bahar mevsimindeki piknikler, birliktelikler artık

benim için hayal. Keşke bayramlarda, özel günlerde tıpkı eskisi gibi bana o

sevinçleri yaşatabilseniz. 8- Aslında bu özlemleri yaşatmanız çok kolay. O

kör olası ÖFKE – İNAT VE KİNİNİZİ bir yenebilseniz.

Sayın Bakanım, “ Annelik” gibi ağır sorumluluğu omuzlarında taşıyan

annelere bir de “Narkotik Polis” in sorumluluğunu da yüklemeyelim.

Uyuşturucunun en büyük panzehiri Huzurlu ve Uyumlu bir yuvadır. Bunun

dışında uyuşturucu ile mücadele teke tek sineklerle mücadeledir.

Genç bay ve bayanlara da bir çift sözüm var. Yukarıdaki parçalanmış aile

çocuklarının feryadını dikkate alarak “Anne- Baba, Öfke – İnat ve Kin”

yüzünden boşanıp da üç günlük dünya hayatınızı ne kendinize, ne de

çocuklarınıza zehir edip de dünyada cehennemi yaşamayın.

www.kadirkeskin.net.Not: “ OKUL MÜDÜRÜNÜN GÜNLÜĞÜNDEN” adlı kitabımdan.

Bu yazı 269 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum