"BENİM BURADA BULUNMAMIN SEBEBİ NE?"
  • Reklam
  • Reklam
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

"BENİM BURADA BULUNMAMIN SEBEBİ NE?"

30 Haziran 2019 - 15:01
Reklam

Vakti zamanın birinde eşeğin biri, bir aslan postu bularak sırtına giydi. Bu kılık değiştirmiş haliyle dağda yaşayan hayvanları korkutmaya çalıştı. Ama bunda pek başarılı olamadı. Dış görünüşü benzese de  çıkardığı  ses  aslan sesi değil, kendi sesi idi. Kendi sesiyle de hemen eşek olduğu anlaşılıyordu. Bu duruma daha fazla kayıtsız kalamayan tilki, alaylı bir şekilde seslendi:  “Eğer bizleri geçekten korkutmak istiyorsan sadece postunu değiştirmen yetmez; anırmanı da değiştirmen lazım.” dedi.
 
La Fontaine’in bu hikâyesindeki gibi günümüzde aslan postuna bürünmüş o kadar insan çok ki. Belki siz de etrafınızda böyle tipleri çokça görüyorsunuzdur. Hele bürokraside böyle tiplere  o kadar  çokça rastlıyorsunuz ki, ben gördüklerimin ve yaşadıklarımın birkaç tanesini  siz okurlarıma anlatarak paylaşmak istiyorum.
 
Haydi konuya girmeden bir hikaye daha anlatayım ki meramım daha iyi  anlaşılsın.  Eski zamanlarda biliyorsunuz evlerde musluk yoktu. İnsanlar  su ihtiyacını  çeşmelerden taşıyarak giderirlerdi.. Nitekim bir köy çocuğu olarak  bizim evde de su yoktu. Eşekle ve sırtımızla  su taşırdık.  Tabii şehirlerde  bulunan umumi tuvaletlerde de  aynı şekilde. Tuvalete bakan sorumlu kişiye ibrikçi başı derlermiş.   Çok sayıda  ibrikleri su ile doldurarak  tuvaletin içine sıralarmış. Adamın biri iyice sıkışmış tuvalete daldığı gibi eline geçirdiği bir ibrikle tam kabine girerken  tuvaletin bakım ve temizliği ile ilgilenen ibrikçi başı atladığı gibi  adamın elinden  ibriği alır, eline  sıradaki ibriği  verir. Adamın “ Niye?” diye soracak hali olmadığı için  gerekeni yapar, kabine dalar  ve hacetini giderdikten sonra   tuvaletçinin neden o ibriği  bıraktırıp da diğerini aldırdığı konusunda düşünmeye başlar.  Çünkü ikisi de aynı su dolu ibrik. Nihayet hacetini bitirip çıktıktan sonra  tuvalet ücretini öder “ Neden ibriği değiştirdiğini ?” sorar. İbrikçi başının verdiği cevap “ Benim burada bulunmamın sebebi nedir?”
   Siz de  bu fıkraları  okuduktan sonra  etrafınızdaki insanları  şöyle bir gözden geçirin.  Etrafındaki insanlara göre kendinde farklılık gören tiplerin çevresine bakışları hemen değişiyor. Elbette hepsi değil ama değişenleri çok görüyoruz. Hele hele bürokraside.
Bir zamanlar önemli bir mevkiye  gelen  ve nişan yüzüklerini  benim taktığım  bir kardeşime “ Hayırlı olsun” ziyaretine gittim.  Ziyaretim esnasında eşini de arayıp bir hal hatır sormak istediğimde, ziyaretinde bulunduğum kardeşim evinin telefonunu sekreterine sorması  çok tuhafıma gitmişti. Güya işleri o kadar yoğunmuş  ki evinin telefonunun  dahi hatırlayamıyor havasını  verdi bana.. Düşündüm aramızda asgari değil azami müştereklik olan bu kardeşim makamında bana hava atarken tanımadıklarına nasıl davranır, onu da siz tasavvur edin.
 
Yine ilimizde yakinen tanıdığım bir bürokratın kapısında görüşmek  için  dakikalarca  beklerken, (biliyorsunuz koltuklar  kadıya mülk değil.) Koltuktan düştükten sonra ilk aradığı kişi ben oldum. Bir değil binlerce personeli olan bu bürokratın bana acı bir itirafı oldu.  “ o kadar  değer verdiği,  kendileri  için riske girdiği personelinden hiç birinin geçmiş olsun demediğini, sadece   bir tanesinin   telefonla  aradığını” söylemişti. Bu tür misaller o kadar çok ki.  Koltukta iken aslan  postuna  bürünen bu insanların  koltuktan düştükten sonra sokağa gündüz değil, gece çıkanlarına da  şahit olduk.
Yazımı uzatmak istemiyorum. Siz de yukarıdaki hikayelere göre etrafınıza bir  göz gezdirin siz de etrafınızda   aslan  postuna bürünmüşlerle, ibrikçi başlarını  sizler de görebilirsiniz
 
 Yakinen tanıdığım karı koca işçi ailesi gül gibi geçinip giderlerken   bayanın  iş yerinde  konumu  kocasına  göre  farklılık  olunca “ Benim kariyerime  uygun değil” diyerek boşanmak için soluğu  mahkemede  aldığını yakinen bilenlerdenim.  Gömlek değiştirir gibi   eş değiştiren ekranlardaki şöhretlerle, sonradan ün, unvan ve  un  ( zengin) sahibi  olan insanların  fıtratı dışındaki davranışları  ile içinde yaşadığı  toplum içinde  ne hale geldiklerini  bilmem teker teker anlatmaya gerek var mı?
 
 Varın siz siz olun. ne aslan postuna bürünüp, ne de ibrikçi başına özenip  çevremizde gülünç duruma düşmeyelim.  Sonunda kaybeden siz  olursunuz. Mevlana’nın söylediği gibi ne olursak olalım ama olduğunuz gibi görünmekten, göründüğümüz gibi olmaktan şaşmayalım.
 
Evvelimizin bir damla su, ahirimizin de bir avuç gübre olacağını asla unutmayalım.
www.kadirkeskin.net
 
 
 
 
 

Bu yazı 500 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum