"Hocam! El Ayak Nasıl Konuşacak?"
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

"Hocam! El Ayak Nasıl Konuşacak?"

27 Nisan 2021 - 17:40


Tarihte ünlü Pers padişahlarından biri, yığınla para harcayarak süslemeleri

altın ve gümüşten olan bir saray yaptırmış. Saray, tamamlanıp atlastan ve

ipekten kumaşlarla dayalı döşeli hâle geldiği zaman, saray erkânına ve padişahın

yakın mesai arkadaşlarına sarayda bir davet vermiş. Padişah, bu arada ülkenin

ileri gelenlerini de çağırmış. Bütün davetlilere, önce sarayı gezdirip sonra

mükemmel bir sofraya oturtmuş.

Padişah, yemek sonrası davetlilere : “ Sarayı gezdiniz , içinizde bir

eksik kusur göreniniz var mı? ” diye sormuş. Herkes, hep bir ağızdan

hayranlığını ifade etmişler ve demişler ki: “ Dünyada bundan daha güzel

daha muhteşem bir saray yoktur.” Bunun üzerine davetliler arasındaki bir

zahit ayağa kalkıp : “ Padişahım, sarayınız gerçekten dünyada eşi benzeri

görülmeyen bir saray… Bu muhteşem sarayda ancak bir delik

bırakmışsınız. Onu da kapatırsanız, sarayınız gerçekten bir cennet bahçesi

olacak.” der. Padişah: “Ben böyle bir delik görmedim.” diyerek davetlilere

döner :“ Siz gördünüz mü ? ” Davetliler hep bir ağızdan: “ Hayır,

padişahımız, saray muhteşem, hiçbir kusuru olmadığı gibi dünyada da

eşi benzeri yok” derler. Bunun üzerine zahit: “ Azrail’in gelince gireceği

deliği kapatmamışsınız, padişahım .” der. “ O deliği eğer tıkamazsanız; ne

saray ne taç, ne de taht kalır. Tam yaşanılacak yer ama baki değil. cennet

gibi ama ölüm çirkin yüzünü gösterecek. O yüzden buraya hiç

ayrılmayacakmış gibi yerleşme. Dizginleri bırakıp dünya sarhoşluğuna ve

şehvetine kapılma!” diyerek padişaha ve davetlilerine unutamayacakları bir

ders verir.

Dün öyle de bugün farklı mı? Dünkü saraylara taş çıkartacak akıllı evler,

villalar yaptırıyoruz ama Azrail’in gireceği kovuğu kapatmak aklımıza

gelmiyor. Gelse de zaten kapatmaya aklın gücü yetmiyor.

Bun doğma, büyüme Manisa’lı değilim. Mevlânâ ile Şems arasında

yaşanan bir olaydan esinlenerek “ Yalancılar Kahvesi” adlı bir kitap yazdım.

Denemek için doğma büyüme Manisalı, aşağı yukarı on beş arkadaşıma

sordum. “ Manisa’da kaç tane yalancılar kahvesi var?” diye. Bana avcı

kahvelerini saymaya başladılar. En az 15 kişiye sordum. Nihayet, dedim ki

”En büyük yalancılar kahvesi mezarlıklardır.” Çünkü atım, arabam, villam,

akıllı evim, bağım, bahçem var, diye gururlanan hiçbir kardeşim, sahip

olduklarını Kırtık ile Çatal Mezarlığına götüremiyorlar .” dedim. Birçok

arkadaşım: “ Kırtık Mezarlığı” dediler. Ama Manisa’nın en eski mezarlığı

olan “ Çatal” mezarlığının ismini bile söyleyemediler. Bu 15 kişiden

eksikliğini her zaman hissettiğim yakın dostum, okuyan bilgi ve irfan sahibi


bilge Terzi merhum Adnan Turan kardeşim bildi. Rabbim kendilerinin

mekanını cennette ali eylesin. Amin.

Yüce peygamberimiz “ Size kalıcı iki nasihat bırakıyorum: Biri sesli

“Kur’an”, diğeri sessiz “Ölüm” buyurmuştur. M. Akif Ersoy’un “ İnmemiştir,

Kur’an hele şunu hakkıyla bilin/ Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak

için!” diye haykırırken, Kur’an’ı bilenler de Kur’an’ı ölü kitabı haline

getirdiler. İşimiz gücümüz perşembe ve cuma günleri geçmişlerimizin ruhuna

Yasin okumak olmuş ama o Yasin Suresinin içinde ne var ? diye, merak

edenimiz pek az.

Orada, Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “ Ey Âdemoğulları! Size şeytana

tapmayın, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. ’’ demedim mi? “ Ve bana

kulluk ediniz, doğru yol budur.’’ demedim mi? Şeytan sizden pek çok

milleti kandırıp saptırdı. Hala akıl erdiremiyor musunuz? İşte bu size vaat

edilen cehennemdir. İnkârınız sebebiyle oraya girin. O gün onların

ağızlarını mühürleriz, yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da

şahitlik eder. Kime uzun ömür vermişsek, biz onun gelişmesini tersine

çeviririz. ( 90-95 yaşına gelen büyüklerimizi düşünelim, empati kurup bir de

kendimizi o yaşta düşünelim. Daha önce bildiklerimizi bilmez hale geliyoruz,

âdeta bir bebek gibi bakıma muhtaç hale düşüyoruz.)

Çalışırken dersine girdiğim bir sınıfta “Hocam! Yanan ve kül olan

insanı veyahut denizde kaybolup balıkların yediği insanı, Allah nasıl

toplayıp diriltecek? Nasıl elini ayağını toplayıp da hesap soracak? ’’ diye

masumane bir soru sordu. Ben de dedim ki : “ Yavrum, akşam evde oturup

kumandayı eline aldığında Ankara’dan İstanbul’a hatta dünyanın diğer

yerlerinden yapılan TV yayınlardaki resimleri ve sesleri , nasıl küçücük

bir kutuda toplanıyorsa , mini minnacık bir radyoda Ankara ve

İzmir’den çalınan şarkıları toplanıp dinleyebiliyorsak, Allah bizden

daha mı âciz ?

O, yaratıp dağıttığı insanları, tekrar tekrar toplamaya kadirdir. Hem de

işlenen suçları tespitte en önemli bir delil olan ve bugüne kadar yaşayanlarla

hâlâ yaşamakta olan birbirine benzemeyen insanların parmaklarını Kıyamet

Suresinin 3. Ayetinde : “ İnsanın kemiklerinin bir araya

toplayamayacağımızı mı sanır? Evet, biz onların parmak uçlarını bile

aynen eski hâline getirmeye gücümüz yeter.”

Bu defa öğrencim ikinci bir soru sordu: “ Hocam, kusura

bakmayın ama bu el ayak nasıl konuşacak? ” dedi. Ben de “ Yavrum ,

insanoğlu bir demir parçası olan CD’ yi kıvrımlarından konuşturuyor

da Allah elimizin kıvrımlarından bizi niye konuşturmasın ?”

dediğimde…


Öğrencim: “Tamam, hocam . Kafamdaki tereddütleri giderdiniz.” diyerek

teşekkür etti. Sıkıntı şudur ki : Cenab-ı Hak’kın kudretini kendi gücümüze

kıyaslıyoruz. Onun kudreti sınırsızdır. Bir şeye “ Ol ” demesi yeterlidir.

Evet, biz yine padişahın sarayına dönelim. Sarayın deliğini

kapatamadığı için ne padişah kaldı , ne de vezirleri.Onların başlarına gelenler

bizim başımıza da gelecek. Dünya meşgalesi ve sınırsız dünya hırsıyla

Rab’bimizi unutmayalım. (Haşr Suresi 19. Ayet) : “ Allah’ı unutan ve bu

yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi

olmayın. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir. ”

Evet, dostlarım, biz dünyadayken Allah’ı unutmayalım ki, yarın ahrette de

Rab’bimiz bize sahip çıksın. Yazımı bir halk ozanının deyişiyle noktalayayım.

Dereler aktı gitti /Kurudu vakti geçti

Nice han, nice sultan/ Tahtı bıraktı gitti.

Dünya bir penceredir/ Herkes baktı gitti.

www.kadirkeskin.net.

Bu yazı 367 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum