İTİRAFLAR...
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

İTİRAFLAR...

26 Ağustos 2018 - 14:02

( BU YAZIMI ANNELER  ve EVLİLİĞİNDE SIKINTI YAŞAYAN  BAYANLAR  OKUSUN)

Seminerlerimde çok enteresan itiraflarla karşılaşıyorum. “ Ders çalış” deyince kulağını tıkayan  çocukları hakkındaki şikayetleri annelerinden, anneleri hakkındaki şikayetleri de  çocuklarından dinliyorum.

Anneler!  Annesi yüzünden psikolojik travma yaşayan bir öğrencimin itirafını sizlere aktarıyorum. Sizde bu kusur varsa acilen değiştirin. Bu tür kusurlar çocuklar üzerinde  psikolojik travmalara sebep oluyor ve okullarındaki başarılarını   olumsuz yönde etkiliyor.

“Hocam! annemin çift kişiliğini bir türlü hazmedemiyorum. Evdeki davranışları ile dışarıdaki davranışları arasında yüz seksen derece  bir farklılık var. Evde özellikle babama karşı  sert ve kaba davranan annem, dışarı çıktığında  tam bir hanımefendi oluyor. Dışardaki hareketlerini inceliyorum. Geçenlerde  alış- veriş yaptığı mahalle bakkalına nazikçe teşekkürü, işyerindeki beylerle  konuşurken son derece   nazik ve kibar  konuşan bir annemle karşılaşıyorum.. Annem neden dışarıda  başkalarına gösterdiği  bu inceliği ve nezaketi,  evdeki babama göstermiyor, anlamıyorum. Oysaki babam,  dışarıda nezaket gösterdiği beylerden   daha beyefendi, nazik bir insan. Elin adamıyla  güzel geçinip, kendi kocasıyla hep tersine gitmek  olacak iş midir? Yanlış anlamayın  hocam! Annem ahlaksız bir kadın değildir. Namusu konusunda da son derece dikkatlidir. Bu konuda asla taviz vermez. Bu konuda  özellikle kız kardeşim konusunda  da çok hassastır. Ama  dışarıda  hatta mahalle bakkalına  gösterdiği nezaketi,    evde babamdan  esirgemesini bir türlü hazmedemiyorum.

 Arkadaşlarımla  konuyu paylaştığımda  benim gibi bazı arkadaşlar da  aynı konulardan şikayetçi. Yarın evlendiğim hanımım annem gibi davranırsa,  inanın hocam evimde  bir saat bile tutmam….” diye devam eden bir gencin itirafları.

 Seminerimden sonra boşanan iki katılımcının kendi rızaları dahilinde  şahsıma gönderdiği  iki mesajı da  sizinle paylaşmak istiyorum. Buyurun:

“Sayın hocam sizi sürekli gençlerle beraber görüyorum. Allah size güç kuvvet versin. Ne olur onlara söyle. Karar verip evlenirken mutlaka büyüklerinin olurlarını ve onaylarını alsınlar.  Evlendikten sonra da ilk kocalarının ne kadar çilesi varsa çeksinler. Özgür yaşama adına sonu olmayan maceralara girmesinler.  Sizin de tanıdığınız ilk eşim, çocuğum (……….) nın babası  meğer  melek gibi adammış. Maalesef kıymetini bilemedim mesleğime güvenerek maddi anlamda ayaklarımın üzerine durabilirsem her şeyin düzeleceğini sanmam en büyük hatam oldu. Bir dul kadının parası ve mesleği olsa da toplum içinde kendi ayakları üstünde kalacağının zorluğunu bizzat yaşadım. Ailecik görüştüğümüz arkadaşların beylerinin bile bir anda ne kadar değiştiğini ve gerçek yüzlerini ibretle gördüm. Başarı, huzur olursa lezzet veriyormuş. Huzursuz başarı mücadelesinde insan kıdım kıdım eriyor. Dul kalmamak için yaptığım ikinci ve üçündü evlilikler hep hüsranla ve acıyla sonuçlandı.

            Nefis Kalbe karşı durdu/ Gelen vurdu giden vurdu/Aradığım çok şey değil/ Yalnız ve yalnız huzurdu./Onun da kıymetini ben bilemedim.( İsmi mahfuz)

11 Ağustos  günü Manisa’da bir kamu kuruluşunda  verdiğim seminer sonu gelen mesajlardan biri ile  yazımı noktalamak istiyorum:

 “Sayın hocam,dünkü seminerde  benim hayatımı anlattınız sanki. Keşkelerle dolu kocaman boş bir hayat. Hocam boşanmada, yanında olan yengeler, akrabalar, hatta ‘sen daha iyisine layıksın’ diyen herkes, meğersem  hepsi yalanmış. Boşandım ve suçlu ben oldum.  Boşanmam için bana destek olanlar: “. Çekseydin ya!” dediler.ŞİMDİKİ AKLIM ALSAYDI asla yuvamı yıkmazdım. Severek, aşık olarak evlendiğim kocamı ve evimi  kendi ellerimle ikinci kadına teslim ettim.  Kendi evim varken  şimdi ben 9 yıldır baba evinde sığınmacı gibi yaşıyorum. Bu yüzden Suriyeli kardeşlerimizi çok iyi anlayabiliyorum. Asla bu doğduğum, büyüdüğüm  evi kendi evim gibi göremedim. Evlenince insan, baba evine  yabancı kalırmış derlerdi de inanmazdım,doğruymuş hocam. Şimdi tok ilerden  ev çıktı. İnsallah çalışır, kimseye minnet etmeden ödeyebilirim. Çok şükür Rabbime, dualarım  kabul oldu, kızımla yaşayacağım. Yeni bir ev, yeni bir hayat, yeni evimizde kızımla mutlu oluruz inşallah. Kızım yanımda oldu mu yıkılmam hocam. Kızım benim nefes arkadaşım, can yoldaşım, canım her şeyim..

 Hocam,  boşanmak isteyen arkadaşlarıma asla “Boşanmayın” derim. Ben boşandım ve 9 yıl oldu.  Kızımı üvey babada büyümesin diye evlenmeyi düşünmedim ve düşünmek  de istemiyorum.  Sizin de seminerde söz ettiğiniz gibi  kızıma övey baba kokusu koklatmak istemiyorum.  Ama yanımda kızım da olsa  yalnızlığın ağırlığı çok büyük ve yalnızlık  çok zor. Ne olur genç bayanlar eşlerinin iyi  taraflarını düşünsünler ve yuvalarını  yıkmasınlar. İnsanın yılları, doğduğu evden daha fazlası,   kendi evinde geçiyor. Telli duvaklı gelin çıktığım baba evine dönmenin  ne kadar zor olduğunu hiç düşünmemiştim. 9 Yıldır baba evindeyim  inanın  doğduğum büyüdüğüm bu evde,  ailemin ilgsine  rağmen  sığınmacı  gibiyim.”

 Size gönderdiğim bu mesajımı, seve seve yazabilirsiniz. Hatta seminerlerinizde de okuyabilirsiniz. Başka  eşler benim durumuma düşmesin. Hocam arkadaşlar eşlerine sahip çıksınlar, gerekirse bir şans tanısınlar gelin gittiği yuvasında kuma olarak kalsınlar yuvalarını terk etmesinler ve  asla  eşlerinden vazgeçmesinler, giden geri gelmiyor hocam. Büyütmekte olduğunuz canınız evladımız bir kızınız varsa asla 2.evlilik olmuyor, hayali bile sadece hurafe. Gençler benim gibi ham hayallere  kapılıp geleceğini karartmasınlar. Yuvalarına sahip çıksınlar hocam.  Sonradan   “ keşke şimdiki aklım olsaydı” gibi pişmanlık fayda vermiyor. Yaşadığım hayat şerit gibi gözümün önünden geçtikçe   kızımın yanında göz yaşlarımı içime akıtarak ağlıyorum. Baba sevgisinden yoksun  çocuk yetiştirmek çok zor. Gösterdiğim anne şefkati,  bu açığı kapatamıyor. Boşanmak isteyen bütün bayan kardeşlerime zararın neresinden dönerseniz kardır, diyorum. Yuva kolay kurulmuyor. Borç harçla kuruluyor. Yuva bozuldu mu beğenerek aldığımız eşyalar eskiyor,  göze görünmüyor, hatta bazılarını gecenin karanlığında çöpe atıyorsunuz. Ama  o eşyaların bıraktığı anılar ve yaşanılan güzel yıllar  unutulmuyor.

Hocam semineriniz benim ve arkadaşlarım açısından çok yararlı oldu.  Yuvaları konusunda sıkıntı yaşayan arkadaşlar sizi dinledikten sonra  fikirleri değişti. Ne olur hocam sizi daha sık dinleyelim. Biz gençlerin, siz büyüklere  çok büyük ihtiyacı var. Allah razı olsun Hocam. Sizi tekrar dinlemek istiyoruz. ( İsmi Mahfuz)

Sevgili bayanlar! Yuvayı yapan dişi kuştur, derler doğrudur. Bu itiraflara hiç bir yorum eklemeyeceğim. Yalnız şunu söyleyeceğim.  Boşanma olur mu? Elbette olur. Cinsel kusur, tedavisi mümkün olmayan zararlı alışmalıklar, yüz kızartıcı suçlar, aldatma, hırsızlık, erkeğin eve bakmaması, kazandığı parayı eve getirmeyerek  gece hayatında harcaması, alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılığı gibi kusurlar varsa bu tür eşlerle yaşamak demek  dünyada cehennemi yaşamak demektir. Ancak hastalık derecesindeki kıskançlık, büyüklerin kaprisi, zan, yanlış ve yanıltıcı bilgi, bazı bilgilerin saklanması,   asılsız dedikodu gibi sun’İ sebepler  yüzündenden de  yuvanızı yıkıp, yeni yuva kurmaya arayışına girmeyin. Şunu aklınızdan çıkarmayın!  Hiçbir evlilik birinci evlilik gibi değildir. 

 

   Eşlerin en büyük yanlışlarından biri de eşleriyle yaşadıkları mutlu ilişkileri çevresiyle paylaşmazken yaşadıkları sıkıntıları,   gözlerindeki yaşlarla kurşun asker gibi annelerine babalarına, yengelerine anlatmaları ve farkında olmadan  yakınlarını  eşlerine karşı  düşman yapmaları. Daha sonra da yaşanılan  bir sıkıntı ile de  zaten şartladığınız anneniz, babanız  sizin göz yaşınıza dayanamıyor ‘ “Boşan kızım”  deyip  sizin yuvanızın yıkılmasana sebep oluyorlar.

Unutmayın! Kör, köre kılavuzluk yaparsa her ikisi de çukura düşer.  Kadın erkek birbirinizin iyi taraflarını görün.  Kendi göz yaşlarınızla kör ettiğiniz anne – babanızı kılavuz  seçmeyin. Seçerseniz  hepiniz de  çukura düşersiniz. Sonunda da ömür boyu “ KEŞKE ŞİMDİKİ AKLIMIZ OLSAYDI”   sözcüğünü ömür boyu tekrarlamak zorunda kalırsınız. Bugün okuduğum gazete haberlerinde “ UYUMA”  haber hattı ile güvenlik güçlerimiz sokak sokak  uyuşturucu ile  mücadele savaşını başlatmış.  Adana,  Ankara – Sincan, Konya Kütahya, Afyon’dan İzmir’e kadar girip çıktığım cezaevlerinde gördüğüm gençlerle,  Türkiye genelinde  dolaştığım 389 lisede,  okullarında problem  olan gençlerin  % 80 ni parçalanmış aile çocuklarıdır.    Uzakta değil  Akhisar’da   seminer verdiğim bir okulun 450 öğrencisinden 167 sinin parçalanmış aile çocukları  olduğunu  okul müdürü  arkadaşım söylediğinde şok oldum.  Tehlikenin ne boyutta olduğunu  da  takdirlerinize arz ediyorum. Bence sokak  sokak uyuşturu  ile mücadele yerine ev ev  aileyi  yaşatma mücadelesi yapılırsa  daha isabetli olur. Böylelikle sinekle mücadele yerine  bataklığı kurutmuş oluruz.

Eşler! kadın – erkek hepinize söylüyorum.  Evlenmeden önce  bir anlam ifade eoen   “ Sevgim, aşkım, cicim” kelimeleri”  evlendikten sonra anlamsız hale gelmektedir. Evlendikten sonra  en sihirli  sözcük: “ SEN HAKLISIN.

llarım  çocuklarınız arasında  geçti . Hala da çocuklarınızla beraber geçiyor. Şunu aklınızdan çıkarmayın. ÇOCUKLARIN HİÇ SEVMEDİĞİ KOKU ÜVEY ANNE- ÜVEY BABA KOKUSUDUR.


Bu yazı 3005 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum