KURALSIZ ve SINIRSIZ BÜYÜTÜLEN ÇOCUKLAR
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

KURALSIZ ve SINIRSIZ BÜYÜTÜLEN ÇOCUKLAR

08 Mayıs 2018 - 14:58

Bir keçi, bağlı  olduğu  ipi koparıp boynunu kurtarmış. Artık özgürmüş. Dilediğince koşmuş kırlarda, dağlarda dolaşımış. İstediği her yere gitmiş. Yemyeşil otlardan dayasıya yemiş. Dağlardan gelen  arı duru soğuk sulardan içmiş. Ne çoban karışmış o gün, ne de sahibi… Yanında  hiçbir keçi  kalabalık etmemiş. Kimse bir tarafa sevk edip, bir yöne çekmemiş. Kendince şarkılar mırıldanmış, türküler söylemiş. Ve nihayet şen şakran  özgürce geçen bir  gün  bitmeye  ve hava kararmaya başlamış. Önce ikindi gölgesi düşmüş her şeyin üzerine, sonra güneş ufukta kaybolmuş. Zifiri karanlık sarmış her yanı. Keçi ilk kez ürpermiş. Karanlıkta hiçbir pırıltı,hiçbir ışık kırıntısı kalmamış. İçini dehşet sarmış. Ve birden çalılıkların arkasından , karanlıkların içinden  çakmak çakmak  parlayan iki  göz görmüş. Fakat her nedense  bu parıltıya sevinememiş. Ve evet, aklına gelen  başına gelmiş. Hayatında gördüğü  en son  şey, o parlayan iki göz  olmuş. Kurt, bu taze ve özgür  keçiyi  büyük bir afiyetle yemiş.Keçi özgürlüğün faturasını  çok pahalı  olarak  canı ile ödemiş.

  İpten kurtulan  keçi gibi,  günümüzde  “çocuğumu  özgür  ve kişilikli yetiştireceğim” diye  çocuklarının her yaptıklarını  hoş gören ebeveynler  görüyorum.  Nasıl  çalılar arasından   parlayan  iki göz    sahipsiz  kalan  keçinin sonunu getirmişse, henüz daha  iyi ve kötünün  ne olduğunu kavramayacak derecedeki  beyinleri hukuk, edep, adap ve ahlakla  bezeyip   onlara gerekli rehberliği yapmazsak, toplumda yerimizi  dolduracak, dağdaki  kurttan  daha vahşi kurtların  ağına çocuklarımızı   kendi ellerimizle teslim etmiş oluruz. Konferanslarım esnasında  Çocuk ve Gençlik cezaevlerinde  koğuşları balık sırtı dolduran gençleri gördükçe içim    sızlıyor. Biz büyüklerin bile  zaman zaman birbirimizin  rehberliğine  ihtiyaç duyarken çocuktlarımız  “ Özgür ve kişilikli” yetiştirme  adına  canımızdan çok sevdiğimiz çocuğumuzu ateşe atamayız.  Çocuğumuza  yürümesini, konuşmasını  öğrettiğimiz gibi  özgürlüğün  sınırsız olmadığını hayatta  başımızı taşa vurmamak, cezaevlerinin betonarme duvarları arkasına düşmemeleri için  özgürlüğün de hayatta yaşamanın  da  kuralları  ve sınırları  olduğunu onlara  anlatmamız lazım, Bunları yapmazsak yarın çocuğumuzla birlikte  aynı sıkıntıyı beraber  çekeriz..

Sınırlar  ve kurallar,  çocuğu hayata hazırlayıcı, destekleyici ve koruyucu  işleve sahiptir. Sınır koymak, çocuğu  doğru yönlendirmek için kılavuz niteliğindedir. Çocuğa sınır koyma davranışını kazandıracak  olan kişiler anne- babalardır. Çocuğunun    yanan sobaya  elini değdirmemesi, elektirek pirizine parmağını sokmaması, ayak altındaki ilaçları  şeker  sanıp yememesi  vs   sebeblerle çocuğumuzun canı  yanıp onu kaybetmek istemiyorsak,  büyüyen çocuğumuzu da hayatın  tehlikeli şartlarına karşı da  gerekli kılavuzluğu yapmak ebeveynlerin öncelikli görevidir.

 Anne – babalar  kendi içlerindeki arzu ve isteklerini  daha objektif değerlendirmelidir. “ Biz görmedik o görsün, biz yapamadık çocuğumuz yapsın” türünden eğilimlerini  ciddi şekilde gözden  geçirmeli ve yanlışlarından uzaklaşarak çocuklarına sınır koymalıdırlar. Sınırsız, kuralsız  yetişen  çocuk görünürde  sunulan  bütün imkanlara rğmen , ruhsal  anlamda  kendisini  yalnız ve güvensiz  hisseder. Bu ortamda yetişen çocuk  olgun bir kişiliğe sahip olamaz. Ve dolayısıyla da  davranışlarının sonuclarına katlanamaz. Bağımlı, güvensiz  bir birey olarak yetişir. Her istediğini ağlayarak, inat ederek elde etmeyi  öğrenen çocuk, özellikle önce annesi ve babası   ile ergenlik  ve gençlik çağında  daha fazla  çatışma  yaşayacaktır. Çocuk dürtülerini  kontrol etmede zorlanacağı için  ebeveyn- çocuk ilişkilerinde   daha fazla olması  da kaçınılmazdır. Sürekli  hazzın peşinde  “ Hemen, şimdi burada” düşüncesiyle   işleyen bir benlik dürtüsüyle hareket eder. Bu  dürtünün olumsuz etkisi  gençlik çağında daha çok hissedilmeye başlanır..  Tıpkı hırsızın keman çalması gibi.Hırsızın biri  gecenin bir vaktinde  dükkanın kilidini  testere ile kesmeye  çalışıyor. Oradan geçen saf bir adam: “ Hişt hemşerim ne yapıyorsun?” diye, sorar. Hırsız “ Keman çalıyorum” der.  Saf adam: “ Sesi çıkmıyor ya” dediğinde, hırsız “ Sabahlayın çıkar hemşirim” der.

Böyle yetişen  çocukların sıkıntısı sonunda  ortaya çıkıyor.  Eğitim seminerlerimde  nice baba ve annelerin  göz yaşlarına şahit oluyorum. “14 yaşındaki çocuğunun  kendisini yaraladığını  ağlayarak anlatan bir baba “  32 yaşındaki bir oğlu  için  bir anne  “ Doğru dürüst okumadı, ama okul bitti. Şimdi iş beğemiyor, bulduğumuz işlere  ‘yorucu’ bana yakışmaz, bu paraya çalışılır mı”  gerekçelerle  gitmiyor. Bütün gün evde  TV. Başında   ‘ onu getir  bunu al’ şeklinde emirler veriyor. Yapmak isemediğimizde ‘Beni doğurdunuz bakmak zorundasınız, çocuğunuz  değil miyim?’ diyor. Direnirsek üstümüze geliyor”.

Bir başka anne 16 yaşındaki oğlu için  Her sabah özel  şoförün  okula  götürdüğü, haftalık harcaması  asgari ücretten daha fazla  olan, kredi  ile istediğini  alabilen  ve bunların az olduğunu, okulu nasıl olsa  bitireceğini, babasının işinin  onu beklediğini  ve bu  nedenle gençliğini çalışarak geçirmenin anlamsız olduğunu  söyleyen, sabahlara kadar  bilgisayar başında  geçiren, kızdığı zaman  kendisine küfür eden, el kaldıran bir çocuk.

Hepsinin  son  cümlesi:  “ Doğduğundan  beri  bir dediğini eksik etmedik, koruduk,  sevdik. Hiç bir şeyini  eksik etmedik. Niçin böyle  oldu?” İşte zurnanın zırt dediği delik de burası.

 Akıllı insan kend deneyiminden, daha akıllı insan da  başkalarının tecrübelerinden yararlanan insanmış. Sevgili anneler- babalar!  “SINIRSIZ VE  KURALSIZ ÖZGÜRLÜK ÇOCUKLARINIZA  MUTLULUK DEĞİL , MUTSUZLUK GETİRDİĞİNİ  unutmayın. Bunları,   Allah’a şükür   sorunsuz iki evlat, üç torun yetştiren bunun yanında  55 yıldır  kesintisiz eğitimin içinde, cezaevlerinde,  üniversitelerde, liselerde  öğrencilerle  velilere  verdiğim  388 eğitim semineri ve konfnferanslarımın  sonuçunda elde  ettiğm tecrübelerdir.






Bu yazı 1977 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum