" SAYIN HOCAM!  BANA SEVAP İŞLEME İMKÂNI VERİR...
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

" SAYIN HOCAM!  BANA SEVAP İŞLEME İMKÂNI VERİR MİSİNİZ?"

23 Eylül 2018 - 13:13


Aşağıdaki yaşadığım olayı,    bu dünyada anlatmadan öbür dünyaya gidersem Rabbim huzurunda sorumlu olacağım inancıyla siz okurlarımla  paylaşmak istedim.
     Mübarek Ramazan ayının Mart ayına rastladığı bir yıldı.  O yıllarda  okul dışından lise   bitirmelere giren  öğrencilerin  bitirme sınavları da   merkezi bir okul olan Manisa Lisesi’nde yapılıyordu.   Lisemizin gündüzlü öğrenci mevcudu  üç binin üzerinde  idi. Buna mukabil okul dışı kayıtlı öğrenci sayımız da  bin altı yüz civarında idi. Okul dışı  kayıtlı öğrencilerimiz Haziran ve Eylül ayında  yapılan  bitirme sınavlarına girebilmeleri için  Mart ayında kayıtlarını yenilemeleri gerekiyordu. Kayıtlarını yeniletmeyen öğrenciler sene sonunda yapılan bitirme  sınavlarına   giremiyorlardı.
Malum  millet olarak yanlış bir alışkanlığımız  var, işlerimizi hep sona bırakırız. Mart ayının son günleri idi. Ay, yukarıda da ifade ettiğim gibi Ramazan ayı idi.  Saat 17.00 mesai bitti. Okulda  bir ben, bir de kayıt kabul müdür yardımcısı kalmıştı.  İftara da  üç beş dakika  bir şey kalmıştı.  Evime gitmek üzere  odamdan çıktığımda  okul dışı kaydını  yeniletmek isteyen  öğrencilerin kuyruğu   ikinci kat merdiveninde   zemin kata kadar  uzanmış vaziyette. Hemen tekrar odama girerek telefonla  “ Mesut bey bu kuyruk bitmez hemen odanı kapat, iftara bir şey kalmadı  iftara yetişelim” dedim. Cevaben “ Geliyorum müdürüm” dedi ve  ben de odamda  Mesut beyi beklemeye  başladım.  Md. Yard. Mesut bey gelmedi, tekrar  çağırdım,  yine gelmedi. Bunun üzerine  beklediğimi sert bir şekilde ifade edince, odama geldi ve : “ Sayın  hocam! lütfen bana sevap işleme  imkanı  verir misiniz?” dedi. Ben de : “ Ne sevabı ?” dediğimde Md. Yard. Mesut yıldırım: “Sayın müdürüm  okul dışı öğrencilerimiz biliyorsunuz  fakir ve dar gelirli aile  çocukları. Zamanla  okuyamamışlar ki  şimdi  okul dışı sınavlarına giriyorlar. Bunların  çoğu Gördes, Demirci, Kula, Sarıgöl     vs. Manisa‘nın köy ve ilçelerinden  gelen  öğrenciler. Bunlara  ben iyilik yapmaya kalksam  buraları dolaşmam gerekiyor. Hazır bunlar  kayıt için   ayağımıza gelmişler.  Ben bu iyiliği kaçırmak istemiyorum.  Bu kayıtları yapmazsam  ya   Manisa’da kalacaklar, ya da geri dönecekler  tekrar ikinci bir masrafa girecekler. Benim gönlüm bunların tekrar  bu masrafı yapmalarına  razı değil. Müsaade ederseniz  bu kayıtları bitirmeden evime gitmek istemiyorum .” dediğinde adeta şok oldum.  42 yaşındaki  bir idareci olarak  bunu benim düşünmem gerekirken, 24 yaşındaki  müdür yardımcım Mesut Yıldırım’ın düşünmesi karşısında kendimden utandım.  Ve Mesut beye  “Haydi   ikimiz  bu sevabı işleyelim” diye  Mesut beyin  odası kayıt kabul bürosuna giderek   bir Ramazan  akşamı o kuyruğu bitirdikten sonra    gecenin geç yarısında  iftarımızla sahurumuzu beraber yaptık.  Genç Md. Yard. Mesut bey sayesinde   Meslek hayıtımda  geçirdiğim o günün huzurunu   bir türlü unutamıyorum. Ve o günden sonra  da devlet hizmetinde  geçirdiğim yıllarda hiçbir vatandaşımızı  mesai bitti diye  geri çevirmedim.
  Çok değerli  okurlarım   ülkemizde devlet memuru olarak  çalışan milyonlar içinden  bu düşüncede kaç tane memur   çıkar?    Mutlaka çıkar ama  ben bir  sayı  veremiyorum, siz verebilir misiniz?
İşte sözünü ettiğim ve  bana meslek hayatımda  en büyük dersi veren    vatanperver, milliyetçi inançlı bu genç müdür yardımcım FETÖ terör suçlaması iddiasıyla  şu anda  cezaevinde.  Allah şahittir ki   şuna   bütün kalbimle  inanıyorum.  FETÖ terör   örgütü suçlamasıyla    cezaevinde   bulunan Müd. Yardımcım Mesut  Yıldırım,  şayet  FETÖ nün    15 Temmuz ihanetini daha  önceden   bilseydi demiyorum,  sezseydi, dakika,  saniye  değil, salise  bu örgütün içinde  ve yanında olmazdı.
 Hepimizin  en büyük sığınağımız yargımızdır.  Öğrencim Dr. Fahrettin  Er’in tahliyesine sevindim. İnşallah  Cumhurbaşkanımızın  “ İbadet  takımı “ diye isimlendirdiği kardeşlerimizden de  yargımız   suçsuzluğu tesbit edilenleri   tesbit  eder, tahliye olurlar.
  Mesut Yıldırım da, öğrencim   Dr. Fahrettin Er gibi    bu ülkeyi, bu ülkenin  insanlarını seven, bu ülkenin insanlarına hizmet etmeyi ibadet  olarak  gören  vatanperver  inançlı bir insandır. Böyle olduğuna  hem  bu dünyada, hem ahirette Rabbimizin huzurunda şahadet ederim. Bilmeden FETÖ terör  örgütünün  tuzağına düşen bu tür kardeşlerimizi de  yargımız, umarım  teker teker hürriyetine kavuşturur.
 Ama… bütün   gece boyunca   milletimizin  silahlarıyla,  milletimizin  omuzlarına verdiği rütbeleriyle,  FETÖ terör  örgütü  elemanları  tarafından   ülkemin insanlarının başına  yağmur gibi  kurşun, bombalar  yağdırırken, Sayın Cumhurbaşkanımız mini minnacık  torunu  ve aile efradı ile   uçan tabutta gecenin zifiri karanlığında  ışıksız  uçakla     ölümün üzerine  uçarken,  ortada  261  şehidimiz  ve 2196  gazimiz  varken hala  “15 Temmuzu kim  yaptı ise Allah belasını  versin” diyenleri de  biz affetmiyoruz, yargımız da asla  onları    affetmesin ve onlara da  gerekli cezalarını versin.
 Yaşım gereği  bir post olmak üzere, beş darbe yaşayan  bir vatandaşım. Her biri  ülkemizi en az   30 ile 40 yıl geri bırakan darbeleri   millet olarak   bu ülkede   artık bir daha  değil yaşamak, darbe ismini  bile duymak istemiyoruz. www.kadirkeskin.net
 

Bu yazı 1594 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum