SELAM'ın SİHRİ
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

SELAM'ın SİHRİ

16 Mayıs 2021 - 13:06



Sokaklar kalabalaştıkça insanlar yalnızlaşıyor. Pandemiden önceki bir

Ramazan ayında, bir fırının önünde pide kuyruğunda beklerken tesadüfen bir

emekli bir asker arkadaşla tanıştım. Selam verip “Nasılsınız?’’ diye

sorduğumda: “ Hiç de iyi değilim. “ diye cevap verdi.

“ Hayrola bir rahatsızlığınız mı var?” dediğimde, “ Allah’a şükür hiçbir

rahatsızlığım yok. Ancak çok yalnızım sanki Manisa bir hapishane, ben de

içinde bir mahkûmum. Hiç dostum, arkadaşım yok.” diye derdini dökmeye

başladı.

Annemizi, babamızı ve kardeşlerimizi Allah takdir ediyor ama dostlarımızı,

arkadaşlarımızı kendimiz seçiyoruz. Sosyal hayat da ancak dostlarla yaşanılırsa

bir anlam ifade eder. Ancak dost kazanmak o kadar da kolay değil. Fedakârlık

ister. Amerika’da 500 telefon konuşmasını teybe alıp tahlil etmişler. İçinde tam

3900 tane “ben” kelimesi çıkmış. Dostluklar “ ben “ kelimesi ile kurulmuyor.

Her dilde en önemsiz kelime “ ben” en önemli kelime de “ biz”dir.

Düğün, nişan törenlerinde, okullarda ve pikniklerde çektirdiğimiz fotoğraflar,

saklayacağımız en iyi anılarımızdan biridir. Fotoğrafı elimize alır almaz neye

bakarız? Tabii ki kendimize… Eğer biz tesadüfen güzel, genç, şık çıkmışsak

yanımızdakiler nasıl çıkmışsa çıksın, resim iyi çekilmiş demektir. İnsan, kendi

kendinin aşığıdır. İnsan kendini ve kendi aklını beğenmezse çatlar, ölürmüş.

Kendimizi elbette beğeneceğiz ama bu beğenme başkalarını küçük görme yolu

ile olmamalıdır. Kendini üstünlük duygusuna kaptırıp kendinden başka her şeyi

kara gören, en basit sözlerden alınan, aşağılık kompleksi içinde dünyayı hem

kendisine hem de çevresindekilere cehennem eden insanlar, dost kazanmak

istemeyen insanlardır.

Günlük hayatımızda öyle insanlarla karşılaşırız ki ya bizi görmemezlikten

gelirler ya da selam vermeyi küçüklük sayarlar yahut gözümüzün içine bakarak

ilk önce bizim selam vermemizi isterler. Her ne şekilde olursa olsun karşımızdan

somurtarak gelen insana gülümseyerek selam verdiğimizde hemen onlar da

gülerek selamımızı alırlar. Çinliler:“ Gülümsemesini bilmeyen insan, dükkân

açmasın.” derlermiş. Gülümseme bütün dillerin ortak bir anlaşma vasıtasıdır.

Meşhur İslam Âlimi İmam-ı Gazzâlî: “Somurtan bir insanın yüzünde tam

kırk tane kas çalışır, tebessüm eden insanın yüzünde ise yedi kas çalışır. Be

hey, gafil! Yedi kası çalıştırmak varken niye kırk tane kası çalıştırmaya

kendini zorluyorsun? ” der.

Gülümsemenin en basit ve en etkili vasıtası da “ SELAM”dır. Onun içindir ki

her dostluğun anahtarı riyasız, çıkarsız selamla başlar.Yüce peygamberimiz: “


Selamı yayınız.” derken insanlar arası dostluğu hedeflemiştir. Bizim dinimizde,

selam bir duadır.

Kısaca anlamı da “ Ben Müslümanım, benden sana zarar gelmez.” manasına

gelir. Diğer dillerde de “ Ben seninle ilgiliyim, senin de benim gibi mutlu

olmanı dilerim, sana kıymet veriyorum. Aramızda sizinle barış olsun.” gibi

anlamlar ifade eder. Dost kazanmak isteyen önce kendi fedakâr olmalıdır.

Riyasız, çıkarsız tebessümle selamını vermelidir.

Hata yapmayan insanın nasıl iş yapmasına imkân yoksa ideal dost arayan

insanın da dost bulmasına imkân yoktur. Dost bulabilmek için her şeyden önce

biz dost olmalıyız. Başkalarının bize yapmasını istemediğimiz şeyleri biz de

başkalarına yapmamaya özen göstermeliyiz. Bize yapılmasını istemediğimiz

şeyleri başkalarına yapmamamız gerekir. Buraya kadar izah etmeye

çalıştıklarımı, yüce peygamberimiz ne güzel özetlemiş. ‘‘Kendin için istediğini

başkaları için de istemedikçe gerçek Müslüman olamazsınız.” Dostluğun

anahtarı elimizde de sanırım, o anahtarı kullanıp dostluğun kapısını açmakta

zorlanıyoruz. Buna da mâni olan şeytanın en çok sevdiği “ erkimiz,

benliğimiz”dir.

Ramazan kuyruğunda tanıştığımız asker emeklisini merak ediyorsanız,

söyleyeyim. Fedakârlığım ve çıkarsız ilgim sayesinde Manisa’da en iyi

dostlarımdan biri oldu. kadirkeskin.net Not: “ YALANCILAR KAHVESİ” adlı kitabımdan

Bu yazı 268 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum