Şimdiki Aklım Olsaydı Öğrenci Velisine Bu Mektubu Yazmazdım
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

Şimdiki Aklım Olsaydı Öğrenci Velisine Bu Mektubu Yazmazdım

18 Mart 2021 - 18:27



Baharda yağmurun yağması, ardından güneşin toprağı yalamasıyla toprak

kabarıyor ve milyarlarca bitki, ağaç, böcek bir anda nasıl canlanıyorsa aynı

bahar mevsiminde, özellikle gençler üzerinde gözle görülür biyolojik ve fiziki

değişmelere de sebep oluyor. Bu tespitimi, yarım asrını gençler arasında geçiren

biri olarak belirtiyorum.

Okulların disiplin kurulu tutanaklarını incelediğinizde bu tespitimin

doğruluğunu görebilirsiniz. Okullarda en çok disiplin vakaları nisan, mayıs ve

haziran aylarıdır.

Böyle bahar aylarından birinde bir öğle teneffüsü esnasında odamda

otururken nöbteçi öğretmen odama gelerek bir kız öğrenci ile bir erkek

öğrencinin dikkati çekecek şekilde okul bahçesinin bir köşesinde uygunsuz

şekilde oturduklarını söyledi. Yerimden kalkıp odanın penceresinden baktığımda

gerçekten kız ile erkek öğrencinin okul kurallarına uymayan bir şekilde okul

bahçesinin içindeki bir ağacın altında oturduklarını gördüm. Erkek öğrenci,

ellerini kız öğrencinin omzuna atmış; kız öğrenci de erkek öğrencinin omzuna

yaslanmış diğer öğrencilerin ve çevrenin dikkatini çekecek bir görünümdeydiler.

Odanın penceresini açıp o iki öğrenciye seslenerek yanıma gelmelerini

söyledim. Her iki öğrenci de çağrım üzerine odama geldiler. Kendilerine o

şekilde orada oturmalarının okul kurallarına uymadığını söyledim. Bu uyarım

karşısında kız öğrenci, ses çıkarmazken erkek öğrenci, kız öğrenci ile kardeş

gibi olduklarını, komşu çocukları olduklarını, beraber büyüdüklerini, beraber

ders çalıştıklarını, anne babalarının kendileri hakkında bilgi sahibi olduklarını

söyledi.

Ben de öğrencinin bu söylediklerine inandığımı, kendilerine saygı

duyduğumu; ancak okul içinde bu tür davranış içinde olmamaları gerektiğini

söylediğimde öğrenci: “Benim kötü kalpli olduğumu, kendileri hakkında

kötü düşünerek kendilerine haksızlık yaptığımı” söylemesin mi? Bu itham

üzerine çok canım sıkıldı ve çok sinirlendim. Kesin ve kararlı bir ifadeyle okul

müdürü olarak kendilerini bu davranışlarıdolayısıyla ikaz ettiğimi, durumdan

ailelerine de haber vereceğimi söyledim. Sonra da kendilerini bir daha bu

şekilde görmek istemediğimi hatırlatarak sınıflarına gönderdim.

Ben, öğrencilerin durumlarını ailelerine haber vermedim ve vermek niyetinde

de değildim. Bu olaydan birkaç gün sonra postadan bir mektup aldım. Mektubu


açtım: “Sayın Müdür” diye şahsıma yazılan bir mektup olduğunu gördüm.

Şahsıma yazılan mektubun metnini aşağıya aynen alıyorum.


“Sayın Müdür,

Geçen hafta liseniz öğrencilerinden kızım F. ile komşu

çocuğumuz A.yi öğle teneffüsünde okul bahçesinde ders

çalışırlarken odanıza çağırıp kızımın ve arkadaşının

onurunu incitici davranışlarda bulunduğunuz için sizi

kınıyorum. Lütfen, ufkunuzu genişletin. Gerici

düşüncelerle gençleri itham edip onların geleceğini

karartmayın ve üzmeyin. Şayet kızımı ikinci kez

üzdüğünüz takdirde sizi gerekli makamlara şikâyet

edeceğimin bilinmesini rica ederim. 14.05.1987 M.T”

Mektubu okur okumaz çok sinirlendim; ama yapmamam gereken bir şey

yaptım. Kalemi kâğıdı elime alıp bir mektup da ben yazdım.


“Sayın Veli,

Kızınızla, komşu çocuğunuz A. okul bahçesinde okul

kurallarına uymayan davranışlarından dolayı ikaz

edilmiştir. Benim düşüncelerim ve ufkum sizi

ilgilendirmez; ama sizin ufkunuz geniş ise gençlerin bu tür

davranışlarına evinizin bir odasında müsaade etmenizi

rica ederim.”


Öğrenci velisi, mürekkep yalamış oldukça çevresi olan bir şahısmış

mektubumdan son derece alınmış. Beni ilgili yenlere şikayete hazırlanırken,

konuyu o yıllarda lisemiz okul aile birliğinde çalışan komşusu Fatma Cider’e

anlatmış. Merhum Fatma Cider( rahmetli oldu) bu durumu bana intikal ettirdi.

Rahmetliye, velinin kızının durumunu : “Bana değil, olayı gören nöb.

öğretmene soralım! Ondan aldığın bilgiyi ailesine götür!” dedim. Rahmetli

aile birliği başkanı Fatma Cider’in verdiği bilgiye ve onun da ricası üzerine veli

beni şikâyetten vaz geçmiş. Ve ben de öğrenci velisi ile hiç karşılaşmadım.

Olay benim açımdan kapandı; ama aile açısından maalesef, kapanmadı. Bu

öğrenci, lise son sınıfta iken maalesef kardeş gibi büyüdükleri ve beraberce ders

çalıştıkları komşu çocuğundan (….) kaldı. Aile, utancından Manisa’yı terk etti.

Öğrenci velilerine seslenmek istiyorum. Elbette her anne-baba çocuğuna

inanacaktır ve inanmaya da devam etsinler; ama müdürlere ve öğretmenlere

inanın. Onlar hiçbir öğrencisinin yanlış yapmasını istemezler. Veliler

çocuklarının verdiği bilgileri doğru kabul edip, tek taraflı olarak hareket


ettiklerinde çok sevdikleri çocuklarını kaybedebilirler. Çocukları yüzünden

anne-babaların eğilen başlarını, hiçbir vinç yukarı kaldıramaz. Lütfen,

çocuklarınıza olan sevginiz, gözünüzü ve aklınızı perdelemesin.

Kur’an-ı Kerim’in İsra/37 de:” Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına

düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi ondan ( yaptığınızdan)

sorumludur. Şura/30. : “Başınıza gelen iyilikler Allah’tandır, kötülükler de

kendi ellerinizle yaptıklarınızdandır.” buyruluyor. Rabbimin bu buyruklarına

kulak asmayan kardeşlerimin sonucunu, cezaevlerinde göz yaşı döken

kardeşlerimin pişmanlıklarına şahit olduğumda içim sızlıyor.

Çoğu kez anne-babaların merhameti çocuklarını yanlışa götürmektedir.

Yanlışa düştükten sonra “Ben nerede hata yaptım?” diye çırpınmanın bir yararı

olmadığını her gün etrafımızda ve ekranlarda görmekteyiz. ( İbretli Yaşanmış

Anılarla OKUL MÜDÜRÜNÜN GÜNLÜĞÜNDEN adlı kitabımdan.

İsteyenler www.kadirkeskin.net ve [email protected] dan temin

edebilirler.)

Not: Bizim kuşağın idarecilerinden efendi, nezaketli, işinin ehli,

deneyimli, başarılı idareci Şehzadeler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Müdürü hemşerim Sayın Hüseyin SALAR beyefendiyi makamında ziyaret

ederek yeni çıkan kitaplarımı takdim edip, başarı dileklerimi sundum.

Bu yazı 752 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum