YAŞAMAK MI ZOR YOKSA......? ( 2. Bölüm)
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

YAŞAMAK MI ZOR YOKSA......? ( 2. Bölüm)

05 Mart 2018 - 14:33

Zor ve katlanılmaz  şartlar altında  yaşamak  cana kıymaya sebep olsaydı, mülteci kampalarında  yaşayan insanların intihar etmesi  ve çektiği çilelere  son vermesi gerekirdi. Ancak dünyada vukuu bulan intihar vakalarına bakıldığında Batıdaki sayının   Doğu ve Ortadoğu'kinden   daha  fazla olduğunu  görüyoruz. Batıda   son yıllarda  intihar olayları azalağı yerde 2005 yılana  göre % 15 oranında artmıştır. Oysa   İntiharların, refah  seviyesi yüksek olup da savaş nedeniyle her şeyini kaybedip  mülteci kamplarına düşen insanların arasında  daha fazla olması gerekirdi. Oysa bugün  kendi ülkelerinin  yaptıkları istatistiklere  göre  rafah seviyeleri yüksek olan,   yıllardan beri savaş görmeyen,  diz boyu kan içinde yaşayan  müslüman ülkelerden  daha aşağı olması gerekirken,  Amerika ve batıdaki  intihar olayları diz boyu kan içinde yaşayan  İslam ülkelerinden ve doğu ülkelerinden  çok daha fazla. Bu fazlalığı kendileri tarafından, kendi ülkelerinde  yaptıkları  istatistiklerde  açıkca görülmektedir.

İster  Doğuda, ister Batıda  olsun bunalıma  düşen insanların iradelerine yenik düştüklerinde  tevessül ettikleri çıkış,  ya da kurtuluş yolu intihardır.  Ama çoğu kez intihara  niyetlenip de  intihardan vaz ecçenlerin  sayısı intihar edenlerden daha çoktur.En zor intiharlardan biri de  ölmek isteyip de  kendisini öldürmekte aciz kalanlardır.    Bazı insanlar da devasız   bir hastalığa düçar olduğunda  çektiği  ıstıraplara  son vermekten  aciz bir şekilde, öylece  ölümün gelip  bulmasını  temenni ederek yaşar.  Ölümlerden ölüm beğendirerek ve son nefesinde  ölmeyi murat eden insanlar vardır. Yaptığı zulümlerin hesabını  ötede görecek  olmanın yanında  dünyada görenler.

Bu tür insanlar  Hz. Hüseyin’nin  bedduasını alan  adamın yaşadığı  imtihanın benzerini yaşarlar. 82 Kişilik  heyetiyle    Fırat kenarına yerleşen Hz. Hüseyin ve heyetindeki sabi çocukları dahi çölde güneşin  alnında  susuz bırakan  Yezid’in adamı gibi. Burunlarının dibinden  akan   Fırat nehrinden Hz. Hüseyin  ve  mini minnacık  çocuklara  bir yudum su vermediği gibi susuzluktan tükenme noktasına gelen Hz. Hüseyin, Fırata yöneldiğinde  bağrına  ok atan  Yezid'in adamına    Hz. Hüseyin: “  Susuzluktan ölesin “ diye beddua etmişti. Ne mübarek bir dua idi ki  fazla değil Hz. Hüseyin’in şehadetinden  çok az bir  süre sonra öyle bir susuzluk hastalığına yakalandı ki  nekadar  soğuk su verdilerse de kar etmedi.   Harareti dinmeyen bu adam  hiç durmadan su istiyordu. Sürekli verilen suya rağmen etrafıdakilere “ Yazıklar olsun size, neden bana su vermiyorsunuz?” diye etrafına  küfrederek bağırıyordu. Sonunda yakınları, mazlumlara su vermediği Fıratın içine sokup gırtlağına kadar su ile  dolması sonucu mide fesadı  nedeniyle   su vermediği mazlumların yanına boylandı.

1982 Yılında Lübnan'da Sabra  ve Şatille mülteci kamplarında kalan binlerce  Filistinli mültecileri çoluk çocuk demeden bir gece baskınında  katledan  kasaba (  Ariel Şaron) nedemeli? Ahir ömründe rahat  döşekte son nefesini  teslim etmeyi ne kadar isterdi kimbilir?  Evet döşek rahattı ama  tam sekiz yıl ölümlerden  ölüm beğendirildi de ölemedi.  Tam sekiz yıl her gün bir acı yaşadı. Etrafındaki yakınları dahil  herkes bıktı kendinden. Hatta  Natanyahu bile  "çok masrafa  mal oluyur,  fişi çekin " diye emir vermesine rağmen Hahamlar müsaade etmedi. Sekiz yıl boyunce belki   o hergün ölmek istedi  ama ölmedi, ölemedi.  Hergün artarak acılar yaşadı.Yaralar derinleşti, sekiz yıl boyunca. Kendisini öldürecek  kudreti ah bir olsaydı, hiç şüphe etmez, kıyardı canına. İki kelime kurup  fişimi çekin demekten bile acizdi. 1982 yılının kudretli başbakanı. Ama diyemedi.

  Mazlumların  ahını alıp da  kolay ölmek  yakışmazdı kudretli başbakana. Allah'ı güreşte  yenen bir  peygamberin  muntesiplerindendi,  O (!) Allah'ın kudreti onun yanında   ne de küçüktü.(!) Öyle olmasaydı  bebekleri öldürüp, hamile kadınların karınlarını  süngü ile deşer miydi? Mazlumun yardımcısı olan Allah'ın varlığına rağmen  inat, yaptı bütün bunları. Allah'ınız gelsin de  kurtarsın demişti sırıtarak, ara sıra da kişneyerek bir zaman. Bilmedi ki  Allah müntakim olandı.  İhmal eden değil, mühlet verendi.www.kadirkeskin.net

Not: Şehitler Ortaokulu Müdürü Sayın Tufan Sarıbeyler'in davetiyle,  Demirci'de  ilçesindeki başarılı hizmetlerini, Şehzadeler İlçesinde de  büyük bir gayretle  ifa eden    İlçe Milli Eğitim Müdürü   Sayın Ebubekir ERMİŞ  beyefendi  kardeşimle,  23 Şubat cuma  günü  Şehitler ortaokulu  öğrencileriyle  beraber olduk. 



Bu yazı 920 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum