Yeni Öğretim Yılında Bir Dost Ziyaretim
Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

Kadir Keskin'in Kaleminden

Yeni Öğretim Yılında Bir Dost Ziyaretim

09 Ekim 2020 - 10:49

Prof. Dr. Yüksel ABALI beyefendi kardeşimle 1994 yılında bir ÖSS sınavında tanışmıştım. Tanıştığımız yıllarda Atatürk Üniversitesinde doktorasını bitirip MCBÜ Kimya bölümünde yeni Yardımcı Doçent olmuş idi.  Disiplinli çalışması ve gayreti sonucu kariyer basamaklarını sene kaybetmeden tırmanarak 1999 yılında doçent 2005 yılında profesör olmuştur. 2009-2012 dönemindeki başarılı Eğitim. Fak. Dekanlığından sonra da bugün Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığını deruhte etmektedir.  Kendileriyle tanışmamızdan sonra aramızda bir ülfet oluştu.  Dost olduk, yaren olduk arkadaş olduk.   Kurumlarımız ayrı olmasına rağmen irtibatımız hiç kesilmedi. Zaman zaman bir araya gelir kendileriyle hasret gideririz.
Kendileri eğitim yanıklısı bir akademisyendir. Gerek idareci, gerekse öğretmen olarak ne zaman yanına gitsem hep öğrencilerin arasında öğrencileriyle beraber görürüm. 
 Demirci Eğitim Fakültesi Dekanı iken eğitim semineri için Demirci’ye davetinde de bu durumu yakinen müşahede etmiştim. Üniversiteye ne zaman ziyaretine gitsem çevresinde, ışık etrafında dolaşan pervaneler gibi, Abalı hocamızın etrafında hep öğrencilerini gördüm.  Nitekim geçen hafta yeni öğretim yılında başarı dileklerimi sunmak üzere diş hekimi Adayı torunum M. Furkan’ı da alarak kendilerini ziyarete gittiğimde yine Dekan odası öğrencileriyle doluydu.  
Pekâlâ Neden? Hocamız Prof. Dr. Sayın Yüksel ABALI, etrafına pozitif enerji saçan,  bulunduğu yere sıcaklık, gönüllere serinlik akıtan bir insandır.  Güler yüzü ve sempatik tavırları ile sözüne sohbetine doyum olmaz. Okulumuzdan mezun olup, öğrencisi olan öğrencilerimizle karşılaştığımda  “ Hocam! Yüksel hocamızın dersine doyum olmuyor. Ne zaman dikkatimiz dağılsa, ders konusuyla örtüşen bir fıkra anlatarak hemen bizim dikkatimizin yoğunlaşmasını sağlıyor, hem de konuyu kavratıyor. İstiyoruz ki hocamızın dersi hiç bitmesin.  Öğrencilerimin bu kanaatine ben de katılıyorum.  Fıkralar çorbanın tuzu gibidir. Tuzu kararında olan çorba, nasıl insanın içini ısıtırsa, hocamızın dost sohbetlerinde ve derslerinde anlattığı fıkralar da tuzu kararında çorba gibidir.
 Hocamızın her konu için bir latife anlatacak birikimi  olduğundan, onun bulunduğu dost ortamlarında veya yönettiği uzun süreli toplantılarda vaktin nasıl geçtiği anlaşılmaz. Katılanların yüzünden tebessüm eksik olmaz.
Öğrencilerinin ve dostlarının kendilerine, “Bu kadar latifeyi nasıl aklınızda tutuyorsunuz?”  sorularına verdiği cevap da ilginçtir :
-“Kaç çeşit vergi vardır? Hadi sayalım” Birlikte saymaya başlarlar. “Katma Değer vergisi, Emlak Vergisi, Gelir Vergisi….vs. “
 Hocamız devamla : “İşte bu da “Allah vergisi”  der… Gerçekten Allah vergisi. 
Hocamız için makam ve mevkiden ziyade bu vatan  için faydalı işler yapmanın ve erdemli insan olmanın öneminin daha fazla olduğunu gene anlattığı bir fıkradan anlıyoruz: Adamın birisi muhtarlık seçimlerinde 7. aza seçilmiş. Seçimlerden bir gün sonra evinin balkonunda hanımının demlediği tavşan kanı çayını yudumlarken sokaktan geçen insanları göstererek hanımına der ki: “ Hanım hanım!   Bak şu insanlara. Daha dün biz de bunlar gibi sıradan insanlardık :)”  Sayın hocamızın nüktedanlığı ve taşı yerine koyması konusunda Manisa Milli Eğitiminde iz bırakan il müdürlerinden kulağı çınlasın Aziz Ersoy’dan, hocamızla ilgili dinlediğim bir olayı da anlatmadan geçemeyeceğim.  Olay, bilgi birikimine, kültürüne ve hafızasına hayran olduğum Sayın İbrahim Yıldırım Bey kardeşimin “ Geçmişle Başlar Gelecek “ adlı kitabında da geçer.
Manisa Celal Bayar Üniversitesini temsilen panel başkanı olarak Sayın hocamız Yüksel Abalı’nın da katıldığı geniş bir eğitim toplantısında Aziz Ersoy hocamız toplantıya katılan bütün katılımcılara: “ Arkadaşlar eğitim kaç yaşında başlar? “ diye bir soru yönetir. Katılımcılar arasında  konu, saatlerce tartışılır. Muhtelif cevaplar verilir ama   tatmin edici bir sonuca da varılamaz.  Herkes Celal Bayar üniversitesini temsilen gelen sayın Abalı hocamızın vereceği cevabı merak eder.   Ve söz Abalı hocamıza verilir.
Sayın hocamız bu soruya bir fıkra ile cevap verebilir miyim der ve şöyle konuya girer:  “Trene hırsızlık maksadıyla giren bir kadın, kompartımanlardan birinde gözüne kestirdiği bir adama yaklaşır. Adamla sohbet ederken, el marifetiyle adamın cüzdanını yürütür. Az sonra tuvalete gider. Cüzdandaki paraları sayarken, altın kolyesinin yerinde olmadığını fark eder. Adamın yanına gelerek, cüzdanını çaldığını itiraf eder. Kendisinin nasıl olup da altın kolyesini hissettirmeden çaldığına hayran kaldığını” da söylemeden edemez. “Sana bir teklifte bulunayım: Belli ki sen de benim kadar profesyonel bir hırsızsın. Benimle evlen, çocuklarımızı da bu meslekte beraberce eğitiriz,” der. Adam ayağına gelen kısmeti hemen kabul eder ve evlenirler.
 Bir zaman sonra kadın hamile kalır. Karı-koca çocuğumuza tüm marifetlerimizi öğreteceğiz diye hayaller kurarken doğum zamanı gelir ve doğum için ebe çağrılır. Ebe, normal bir doğumla çocuğu dünyaya getirir Fakat gariptir ki çocuğun bir eli yumuktur. Ebe bebeğin parmaklarını aralamaya çalışmaktadır. Bebek doğum esnasında ebenin parmağındaki yüzüğü sıyırıp avucunun içine almıştır. Duruma şahit olan ana- baba ebeye yalvarır: “ Ebe hanım, ne olur ellemeyin bu onun ilk işidir yüzük onun uğurudur. Bedelini hemen ödeyelim de ona dokunmayın.” derler.
Saatlerce tartışılan konuyu Sayın Abalı hocamız herkesi güldüren ve düşündüren bir fıkra ile sonuçlandırır:” EĞİTİM ANNE KARNINDA BAŞLAR.”
Nüktedanlığı yanında hocamız, ülkemizde ses getiren bilimsel konularda da önemli çalışmalara imza atmıştır. 30'a yakını SCI kapsamındaki Uluslararası bilimsel dergilerde olmak üzere 100'ün üzerinde makalesi ve bu makalelerine 550 nin üzerinde atıf yapılmıştır. Özellikle metal borat katkılı antibakteriyel seramiklerin ve nano malzemelerin üretimiyle ilgili çalışmaları dikkate değer çalışmalardır.
Yine Bor madeni ile ilgili çalışmalarıyla tanınan hocamız bu konuda : , Dünya bor madeni rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olduğumuzu belirterek yeraltı kaynaklarımızın zenginliği kadar onların çıkarılması, işletilmesi ve işlenmesinin de çok önemli olduğunu her platformda özellikle önemine binaen vurgulamaktadır.  Bu konuda da   çalışmaları devam etmektedir..
Fakültesinden mezunlara yaptığı enfes konuşmayı da basından takip ettim.  Konuşmasında : “Sevgili gençler!  Üç şeyden asla vaz geçmeyiniz:
 Sağlık, Saygı ve Sevgi. Bu üç şey size ailenize ve ülkemize mutluluk getirecektir. Sağlıklı düşünen insan çok çalışacak; Saygılı olan  kişi başkalarını fark edecek, ve Sevgi dolu  kişi de  başta kendi ülkesi  olmak üzere  tüm insanlığı sevecektir. Sizlerden  değerlere bağlı, dürüst, çalışkan, sevgi dolu adil ve  iyi  birer  insan olmanızı arzuluyorum . Ülkemizin geleceği, umudu ve güvencesi olan siz değerli gençlerimizin bundan sonraki her başarısı, bizlerin gurur kaynağı olacaktır. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun” diyerek öğrencilerini uğurlar..
Muhabbeti artırmayı  3 Z ( Ziyaret, Zerafet ve Ziyafet) olarak; işyerinde huzurlu olmayı da 5 K  ( Konuşma, Karışma, Kaytarma, Kızma, Kıskanma) olarak formulize eden hocamıza güzel ev sahipliği ve misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyorum.
Karşılaşıldığında insanın gönlüne ferahlık veren hocamızın güler  yüzü, ve tebessümü       yüzünden hiç eksilmesin. Sağlık ve afiyet içinde yürüttüğü başarılı hizmetlerini Rabbim daim eylesin inşallah. 
www.kadirkeskin.net

Bu yazı 1751 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum