Berzah âleminden bu yana aşina olduğumuz onca insan oldu; olmuştu, oluyor ve olacak. Kimi bir evlilik rolüyle girdi hayatımıza, kimi bir flört, kimi aileden biri, kimi de bir evlat olarak. Herkes aynı yerden gelmedi ama aynı nedenle dokundu: Bizi bir sonraki hâlimize taşımak için.
Kimi uzun kaldı, kimi kısa. Kimi başrol sandık, kimi figürandı. Ama şurası kesin: İnsan hayatında tesadüf yoktur, yalnızca süresi dolan roller vardır.
İnsan ilişkileri dünya ile başlamadı aslında. Bu kadar hızlı bağ kurmamız, bu kadar tanıdık hissetmemiz, bu kadar derinden kırılmamız boşuna değil. Açıkça söyleyelim: Bu, alemler ötesinden gelen bir aşinalık. Bazı insanlar hayatımıza kalmak için gelir, bazıları ise tam da gitmesi gereken yere kadar eşlik eder. Her karşılaşma “sonsuza kadar” vaadi taşımaz. Bazıları dersini verir ve çekilir.
Evlilikler de bu gerçeğin dışına düşmez. Her evlilik bir ömürlük devam için değil, bazen bir fark ediş süreci için yaşanır. Bir yerde tıkanır ilişkiler. Önce sözler azalır, sonra saygı incelir, en sonunda insan kendini savunur hâle gelir. İşte o noktada mesele artık sevgi değil, dayanma meselesidir.
Daha zor olan şudur: Bu tıkanıklık çoğu zaman iki kişiyle sınırlı kalmaz. Aileye kadar uzanır. Gelin–kayınvalide çatışmaları, bitmeyen akrabalık bağları, taraf olma hâlleri… Bunların hiçbiri asıl sebep değildir; yalnızca belirtidir. Asıl sorun, birey olamamış ilişkilerin evlilik adı altında taşınmaya çalışılmasıdır.
Toplum bize hep şunu öğretir: İmza varsa yürümeli.
Hayır.
Hiçbir bağ, sırf imza var diye yaşamak zorunda değildir. On yıl, yirmi yıl… Süre, sağlığın ölçüsü değildir. Nerede kangren olmuş bir yara varsa, pansuman çözüm değildir. Orada neşter gerekir. Zamanında kesilmeyen her çürük, sağlam olanı da hasta eder.
Hele ki bu kangren aileye kadar uzanmışsa… Orada artık sabır değil, feraset gerekir. Aile elbette çok kıymetlidir. Ama kutsal olan her şeyin sağlıklı olması gerekir. Çürüyen bir bağı “aile” diyerek taşımak fedakârlık değil, ihmaldir.
Bazı evlilikler bitmelidir. Çünkü her devam erdem değildir. Bazı bitişler insanın kendini kurtardığı yerdir. Gitmek her zaman kaçmak değildir; bazen başka bir rolde, başka insanlarla kesişecek yollara alan açmaktır. Hayat, aynı hikâyeyi tekrar tekrar anlatmak için değil, daha bilinçli bir versiyona geçmek için vardır.
Ve nihayet şunu kabul etmek gerekir:
Bazı insanlar hayatımıza eş olmak için değil, uyandırmak için gelir.
Bazı bağlar ise tutulduğunda değil, bırakıldığında şifa olur.
Koyu bir kangren varsa…
Koyuver gitsin.
Bu merhametsizlik değil; akıldır.
Dipnot
Cinsiyet ayrımı yapmaksızın; kimsenin sizin adınızı, ailenizi ve hayatınızı nahoş durumların içine sürükleyip “eşiniz” sıfatıyla ortalıkta boy göstermesine izin vermeyin. Sizi yıpratıp, yalnız bırakıp, perişan edip sonra kendi hayatında sefa süren hiç kimse masum değildir.
Eş olmak; zarar verip kaçma hakkı değil, sorumluluk alma hâlidir.
Ve bu sorumluluğu taşımayan hiç kimse, yanınızda durmayı da hak etmez.
Yorumlar
Kalan Karakter: