( Evdeki Yılan ve Çığanlar Kabirdeki yılan ve Çıyanlardan Daha Gaddar)
Miras denildiğinde akla ilk gelen mal, mülk oluyor. Oysa pek çok insan manevi mirasın, bırakılan tüm maddi varlıklardan değerli ve kalıcı olduğunun farkında değiller. İnsanlar öldükten on sekiz ay sonra unutulurmuş. Eski İslam alimlerimiz insanların öldükten sonra varisleri tarafından unutulmamaları ve hayır dua ile anılmaları için maddi mirasın yanında, manevi miras da bırakmalarını özellikle tavsiye etmişlerdir. İslam tarihinde önemli bir yeri olan “VAKIFLAR” da bu gerekçe ile ortaya çıkmıştır. Herkesin de vakıf kuramayacağına göre, buna karşılık sade Müslümanların da varislerine manevi miras bırakmalarını tavsiye etmişlerdir. Ama maalesef manevi miras, bugün hiçbir ebeveynin gündeminde değil. Dolayısıyla da ölenin arkasından maddi miras konusunda kardeşler arasında tatsız olaylar yaşandığını biliyoruz ve duyuyoruz.
Geçenlerde bir dostum komşusunun vefatıyla çocuklarının miras konusundaki anlaşmazlıkları konusunda “ Kadir hocam evdeki yılan ve çığanlar, kabirdeki çığan ve böceklerden daha çok gaddar” diyerek anlattığı olay karşısında nutkum tutuldu. Onun için anne – babalar maddi mirasın yanında, nesilden nesillere aktarılacak manevi miras da bırakmaları gerekir. Çünkü Maddi miras bir süre sonra tükenip gidebilir. Ancak, yazılı manevi miras nesilden nesile aktarılan asla değer kaybetmeyen en büyük zenginliktir. Maddiyatın yanında çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miras, maddiyattan ziyade, onların karakterini, manevi ve inanç dünyasını şekillendiren hayat boyu rehber olacak evrensel ve ahlaki değerlerdir
Ben bu konuyu birkaç dost ortamında söz konusu ettiğimde dostlarımın oldukça ilgisini çekti. Dostlarıma ve okurlarıma örnek olması açısından ben böyle bir manevi mirası kaleme aldım. Dostlarım da evlatları hakkındaki dilek ve isteklerini yazıya dökerek birer zarf içinde varislerine bırakırlarsa, hiç olmazsa arkasından çıkacak nahoş olayları da önlemiş olurlar.
Onun için anne- babalar evlatlarına maddiyatın yanında, manevi dünyasını pekiştirici yazılı miras bırakmasında yarar var. Biz fanilerin en büyük dilleği arkamızdan soyumuz tarafından hayır dua ile anılmaktır. Hem hayır dua ile anılmak, hem de çocuklarımıza ve torunlarımıza hayatlarında rehberlik yapacak yazılı bir belge bırakmanın inancımızın gereği olduğunu düşündüm. Takdirlerinize arz ediyorum.
Sevgili torunum Batuhan Kadir Keskin,
Önce sevgi ile gözlerinden öperim. Rabbim seni hayatın boyunca kötülerden, kötülüklerden, kötü insanlarla ve arkadaşlarla olmaktan konusun. Neden mi? Çünkü yaratıkların en vahşisi , en acımazı, en adisi ve en sefili insan olduğu gibi, en şereflisi de insandır. Bunu ben değil, bütün canlıları yaratan - yaşatan Rab “TİN “ suresinde söylüyor. Senin için tekrar tekrar duam Allah seni şerir insanlardan ve şerir arkadaşlardan korusun. AMİN…
Sevgili torunum, bu yazdıklarımı şu anda anlayacak yaşta değilsin. Hayatım boyunca gençlere rehberlik ettim. Yaşın ilerledikçe bu yazdıklarımı zaman zaman okursan bu satırlar, sana da rehberlik edecektir.
Şair: “ Gençlik tutulmuyor elle, günlerini geçirme boş emelle. “ diyor. Bu satırları yazarken 82 yaşındayım. Gözümü kapatıp arkama baktığımda 82 yıl, sekiz saniye gibi gelmiyor. İnşallah senin de bu yaşa nasıl geldiğinin benim gibi farkına varamayacaksın.
Batuhan Kadir’ciğim, iyi bir çocukluk hayatı yaşadın. Her istediğin oyuncağa sahip oldun, her istediğin giysinin en iyisini giydin. Akülü arabaların da en lüksüne bindin. Çocukluk isteklerinin hiç birisine annen- baban “ HAYIR” demedi. Her isteğine “ EVET “ kelimesi ile karşılık aldın. Adeta bir prens olarak büyütüldün. Ama bu prensliğin hayatta bir karşılığı yoktur. Biliyorsan, bilgi üretiyorsan, dünyanın öbür tarafında üretilen bilgiden haberin varsa ve bir de bildiklerini inanç ve ahlaki değerlerle sentezini yaparsan hayatta prens muamelesi görebilirsin. Kariyerini bu değerlerle sentezini yapamazsan şeytanın dürtüsüyle yaptığın bir yanlışlık, kariyerini tümüyle yok eder. Nasıl ki matematiğin toplama- çarpma-çıkarma-bölme gibi dört işlemi varsa, KUDRET-SERVET- ŞÖHRET ve ŞEHVET diye hayatın da dört işlemi (hesabı) vardır. Matematik problemlerinde yaptığımız yanlışlığın sağlamasıyla doğrusunu yaparız. Ancak hayatın hesabında yaptığımız tek yanlışlık, bütün doğrularımızı götürür.
Şunu iyi bil ki hayata atıldığında “ EVET” kelimesinin yanında “ HAYIR” kelimesi de duyacaksın. Hayat hiçbir zaman düz ayak değildir. Sıkıntılarla karşılaştığında inançlı bir ailenin imanlı bir çocuğu olarak, Allah’a olan inancını ve umudunu asla kaybetme. İnsanlar 40 güç aç, 4 gün susuz, 4 dakika nefessiz yaşayabilir ama bir dakika umutsuz yaşayamaz. İman ve umut en büyük hazinemizdir.
Şu anda sen en kritik(13) yaştasın. Kısmet olursa en çok hata yapma yaşına girmek üzeresin. Zira TÜİK’in tespitine göre ülkemizde ve dünyada en çok hata ve yanlış yapma yaşı 14 ile 21 yaş arasıdır. Adana’dan, Ankara, İstanbul, İzmir’e kadar ilçeleri dahil cezaevlerinde ilgi gören seminerlerim için gitmediğim cezaevi kalmadı. Cezaevlerinde benim yaşımda hiçbir kimseye rastlatmadım. Ama siteme bakarsan, kısmet olursa senin idrak edeceğin 14 ile 21 yaş arası gençler koğuşlarda balık istifi. 19 yaşında iken arkadaşlarına uyarak bir çok yanlışlıklar yapıp cezaevine düşen bir delikanlının göz yaşları içinde “ Hocam şimdiki aklım olsaydı hiç buralara düşer miydim?“ sözü, hala kulaklarımda çınlıyor. Maalesef büyük küçük bütün insanlar, sahip olduğu nimetin kıymetini kaybettikten sonra anlıyorlar.
Batuhan Kadirim, hiçbir anne – baba çocuğuna “ oğlum al bu sigarayı iç, alkol al, bahis oyna, uyuşturucu kullan, kadını kızı taciz et.” demez. BOŞ KAFA ŞEYTANIN ÇALIŞMA OFİSİDİR. Şunu iyice kafana koy ki, insan için zararlı alışkanlıklar, şeytanın arkadaşlar vesilesiyle “ YAP”” dediği DÜRTÜLERDİR. Bunları yaparsan ne olur? Hayatta 3 şeyi kaybedersin 1- PARA 2- İTİBAR 3- SAĞLIK . Bunları kaybedenler ahrete kalmadan dünyada cehennemi yaşamaya başlarlar. Bunların örneklerini cezaevlerinde bizzat gören biriyim. Şunu da unutma arkadaş seçmek hayatta meslek seçmek kadar önemlidir. Sana öğrettiğim “ NAS “ suresinde geçen ŞEYTANSI arkadaşlardan uzak dur. Kim olursa olsun, can ciğer sevdiğin arkadaşın bile olsa, yanlış ve zararlı alışkanlığı varsa, bil ki o, şeytanın elçisidir. Bu tiplerden PİTPUL dan kaçar gibi kaç. Anne- babanı Allah seçti. Ama arkadaşı kendimiz seçiyoruz. Yanlış alışkanlığı olan arkadaşlarınla değil bir adım, yarım adım atma.
Baban, nasıl hastasının, hastalığına göre reçete yazıyorsa, seni yaratan ve yaşatan Rab da daha doğar doğmaz dünyanın en leziz, en hijyen gıdasını iki musluktan akıtarak, büyüdükçe de neleri yiyip, neleri içeceğinin reçetesini yüce kitabımızda beyan etmiştir. Babanın hastası, babanın yazdığı reçete için : “ Prof. Dr. Fatih Keskin ben seni tanımıyorum, senin verdiğin reçeteni de kullanmıyorum.” dediğinde, hastalığı arttığı gibi, İnsanlar da Rabb’ını tanımayıp , onun verdiği reçeteye uymazsa kullandığı zararlı alışkanlıkların ıstırabından ve üzüntüsünden kimseye şikayet etmeye hakkı yoktur. Şunu da asla unutma yanlış ve zararlı alışkanlıklar BÜYÜTMEZ, KÜÇÜLTÜR, Ama ne yazık ki gençler büyümenin simgesi olarak bunlara özeniyorlar. Sonra da KÜÇÜLDÜKÇE KÜÇÜLÜYORLAR. Bu yolla küçülen evlatlarla Allah hiçbir anne- babayı imtihan etmesin. Evladı dolayısıyla eğilen anne- babaların başını hiçbir vinç kaldıramaz.
Batuhan Kadir’ciğim, bunları niye yazıyorum, İnsanlar hayatı, yaptığı yanlışlarla öğrenir. Ama bütün yanlışları yaparak, hayatı öğrenmek için uzun bir ömre de sahip değiliz. O halde başkalarının yaptığı yanlışlar bizim için en büyük MUALLİMDİR. Yanlış yapan insanları örnek almayanlar, sonunda kendileri de örneklik hale düşerler. Kısacası gençlikte yapılan yanlışlıkların kirini ve lekesini benim yaşımdaki yaşlıların silgisiyle temizlenemez.
Bir de sana benim ilave ettiğim İslam’ın 6. Şartı “ HADDİNİ ve HESABINI” İslam’ın diğer şartlarını unutmadığın gibi bu 6. Şartı da asla unutma. Hayatta Haddini aşarsan “GÜLÜNÇ” duruma, hesabını bilmezsen “ REZİL” duruma düşersin.
Bütün ömrü gençler arasında geçen eğitimci deden olarak gençleri, çok iyi tanıyan biriyim. Seni de tanıyorum. Çok zeki - algılaman ve IQ ‘ün yüksek. Baban profesör, annen mühendis. Bir ülkede çocuklar anne – babalarını geçerse o ülke gelişir. Hedef annen- babandan ilerde olman bütün aile olarak bizleri mutlu eder. Deden olarak senden tek isteğim Dijitalden daha çok kitaba zaman ayırman. Adam olmanın şartı kitaptır. Tadını tadarsan bir daha bırakamazsın. Ben bile bu yaşta kitabı elimden bırakamıyorum, Şu sözüm de kulağına küpen olsun. “ Dünyanın en güzel kokusu KİTAP kokusu ile EVLAT ve TORUN KOKUSUDUR. Bu kokuları bana tattıran Rabbime şükürler olsun.
Batuhan Kadirim duam: İnşallah ileride annenin, babanın, öğretmenlerinin ve ülkemin onur ve gurur duyacağı bir evlat olursun. En büyük mutluluk insanın kendi başarısı ve mutluluğu değil, çocuğunun mutluluğu ve başarısıdır. Baban-halan ve halanın çocukları Dr. Serra ablan ve Dr.Furkan abin bana bu söylediklerimi tattırdı. İnşallah sen de annene - babana, bizlere tattırırsın.
Bu umutlarla Cenab-ı Haktan sana baht ve zihin açıklığı temenni ediyorum. Tekraren Rabbim seni, hayatta kötülerden, kötülüklerden, kötü insanlardan ve kötü arkadaşlardan korusun. Başarın daim olsun. İnşallah senin için Rabbimden umduklarım gelecekte ailecek bulduğumuz olur.
Seni çok seven Deden ve babannen
www.kadirkeskin.net 27 Mayıs 2026 ( KURBAN BAYRAMI)
Not: Tüm okurlarımın Kurban bayramlarını tebrik eder, selam ve saygılarımı sunarım.

Yorumlar
Kalan Karakter: