Milletin iradesini temsil etmek için o meclis çatısının altına giren bazı milletvekilleri bugün milletin zürriyetine "yasal pranga" vurma telaşına düşmüşler.
Mesele nedir? Bir grup milletvekili, bebeklik ve çocukluk aşılarını zorunlu kılmak için meclise bir kanun teklifi sunmuş meğer. İçeriği ise tam bir facia, rezalet.
Şartlı eğitim, ağır para cezaları ve çocuğa tedbir kararı koymaya kadar varan tabiri caizse " bir tıbbi diktatörlük" tasarısı!
"Beyaz Önlük" Büyüsü.!
Gelin, şu meseleyi bir mantık süzgecinden geçirip misal dürbünü ile de zihnimize iyice yakınlaştıralım: Mesela sokakta yürürken bir adam sizin yanınıza gelse ve size deseki "şu kucağınızdaki bebeğe; formaldehit, cıva, alüminyum, maymun böbrek hücresi, domuz jelatini. sığır serumu ve kürtajla alınmış ceninlerden elde edilen DNA parçaları ve daha bir çok maddeyi ve kimyasalı enjekte etmek istiyorum" acaba ne yaparsınız?
En eğır tepkisi verirsiniz değil mi.? Hatta belki üzerine yürür kavga edersiniz..
Ama o adam "doktor" sıfatını taşırsa, üzerine beyaz bir önlük giyerse ve elindeki bu kimyasal kokteylede "AŞI" denilirse maalesef o aşıyı yaptırmadığınızda "bilim karşıtı" olan siz oluyorsunuz!
Peki, Beyaz önlük takınca o zehirler, kimyasallar, haram maddeler ŞİFA'ya mı dönüşüyor?
HARAM'dan ŞİFA mı oluyor.?
Tabiki HAYIR. AŞILAR ile şifa bulunduğu, salgınların durdurulduğu söylemi vs. tamamen bir ALGI.!
Maalesef bugün hastanelerimiz dahi birer şifa merkezi olmaktan çıkıp, "performans ve prim" çarkının dişlisi haline gelmiş durumdadır.
Sağlık çalışanlarını puan ve para hırsıyla annelerin tepesine çöktüren BU SİSTEM, ne yazık ki şimdi de milletvekillerinin eliyle "kanuni bir zorbalığa" dönüştürülmek isteniyor.
Dünyaya bakın! ABD Başkanı Donald Trump bile, Amerika’da yaklaşık 72 doz civarında olan o kontrolsüz aşı programını, ağır yan etkileri ve riskleri nedeniyle 11 doza indirme kararı alıyor. Hatırlayın, bununla alakalı yaptığı basın toplantısında neler söylemişti neler. Bomba açıklamalar yapmıştı.
Şu durumda aşılara savaş açan Trump ve onun Sağlık Bakanı Kennedy mi cahil, yoksa siz mi "Siyonist Tıp Kartelinin" piyonusunuz?
Dünya uyanırken, küreselci yamyamların ise çocuklara nasıl göz diktiği ifşa olurken; siz hangi akla hizmet bu kimyasal dayatmayı kanunlaştırmaya çalışıyor, buna teşebbüs ediyor, böyle bir çabaya giriyorsunuz?
Allah aşkına, bu teklifinizle hakikatte kimin hukukunu koruyorsunuz?
Size bu yetkiyi veren milletin mi, yoksa küresel tıbbi yapıların kâr ajandalarının mı?
Gerçekten ne garip bir hal çünkü taa okyanus ötesinde, bu işin merkezi olan Amerika’da bile Trump ve Kennedy tabiri caizse elinde balyozla küresel ilaç kartellerinin duvarlarını yıkıp aşı takvimini sorgular ve deşifre ederken bizimkiler ise sanki yıkılan o duvarın altında kalan "kimyasal molozları" toplayıp Türk çocuklarına kanun zırhıyla ve zoruyla zerk etmenin derdine düşmüşler.
Dünya devleri bu "zehirli sofradan" kalkarken, bizim vekillerin başköşeye oturma telaşı; ya derin bir cehaletin ya trajikomik bir vizyonsuzluğun ya da "saatleri geri kalmışlık" halinin bir göstergesi değil mi acaba?
"Okumadık" Mazereti ihanetten Daha mı Hafif?
Halkın olayı öğrenip bu milletvekillerine tepkisi büyüyünce bazı vekillerce açıklanan o bahane ne oldu peki? "Metni okumadan imzaladık."
MAZERET mi şimdi bu?
“Özrü kabahatinden büyük” sözü buraya uymuyor mu?
Emekliler, neresi ucuz diye market-pazar gezerken, millet kıt kanaat geçinirken sizlerin aldığı o çok yüksek maaşların ve kıyak emekliliğin karşılığı, önünüze konan topu bir kaç sayfalık zürriyeti hedef alan, kanunsuzluğu hedef alan, dahası diktatörlüğü, faşistliği getirmek demek olan, çocukları devletin MALI haline getiren ve mevcut anayasaya ise tamamen aykırı olan o fermanı dahi OKUMAMAK mıdır?
Eğer okumadan imzaladıysanız, bu durum "milletin emanetine sahip çıkmamak ve milletin çocuklarını küresel politikalara alet etmek" demek değil midir?
Yok eğer okuyarak imzaladıysanız; o halde bu niyetiniz, "küresel lobilerin (DSÖ, Bill Gates vb.) hesabına ve hanesine yazıldığından bu çok ağır ve dehşetli bir vebal değil midir?
Halkın feryadı zirveye çıkmışken, özür dilemek yerine küresel efendilerin ajandasına yada tezlerine sarılıp "inatlaşan" o vekillerede sormak lazım: Acaba "acaba siz hangi bilimsel veriden" bahsediyorsunuz? Bill Gates’in fonladığı DSÖ’nün manipülatif rakamlarından mı?
Bakınız, bugün ABD Sağlık Bakanı Kennedy dahi; "Büyük ilaç şirketleri on yıllarca yalan söyledi, bu aşıların hiçbiri güvenli değil" diye haykırırken; siz hangi yüzle çocukluk dönemi aşılarını "masum ve tartışmasız" gibi sunabiliyorsunuz?
Hem eski Pfizer yöneticisi Dr. Mike Yeadon’un; "Bu tasarımlar zarar vermekten başka bir amaca hizmet etmiyor" uyarısı kulaklarınızda hiç mi çınlamıyor?
Bilimsel Gerçekler ve Manevi Çöküş
Dünyaca ünlü mikrobiyolog Prof. Dr. Sucharit Bhakdi ve rahmetli Dr. Aidin Salih gibi hakikat savunucularının feryadını neden duymuyorsunuz?
Bakın Sucharit Bhakdi, bu sıvıların insan sisteminde nasıl bir yıkıma yol açtığını haykırırken; Aidin Salih, aşıların fıtratı bozduğunu, genetiği değiştirdiğini ve manevi bir çöküşün kapısını araladığını yıllar öncesinden haber vermişken, siz hangi "bilime" dayanıyorsunuz? DSÖ'ün dayattığı ve tamamen manipüle edilmiş bilimine mi.?
Dr. Sherri Tenpenny: "Aşılar bağışıklık sistemini korumak bir yana, vücudun doğal savunma mekanizmasını kalıcı olarak bozan ve kronik hastalıkları tetikleyen birer biyolojik müdahaledir. Çocuklarımıza sağlık değil, ömür boyu sürecek bir bağımlılık ve hastalık riski enjekte ediliyor!"
Dr. Andrew Wakefield ise: "Bağırsak sağlığı ile otizm ve aşılar arasındaki o korkunç bağı görmezden gelen bilim, gerçek bilim değildir. Biz çocukların sağlığını değil, ilaç devlerinin kâr marjlarını koruyan bir sistemle karşı karşıyayız. Annelerin sesini kısmak, geleceği karartmaktır!" derken ve daha bir çok doktor bu minvalde konuşurken siz hangi bilimden bahsediyorsunuz?
Domuz jelatininden cenin kalıntılarına kadar tabiri caizse binbir şüphe barındıran o sıvıları, Müslüman Türk evladının damarına "zorla" zerk etmek hangi kitabın yada hangi kanunun hükmüdür?
Maalesef bugün çocuk istismarı ve sapkınlık dosyalarıyla dünyayı sarsan Epstein skandalının aktörleri ile bu aşı lobilerini fonlayanların AYNI KİŞİLER olduğu gerçeği işin en vahim kısımlarından biridir.
Sapkınların ve küresel baronların yazışmalarında adı geçen, onların fonlarıyla büyüyen ilaç devlerine bizim çocuklarımızı, sizler hangi mantıkla emanet ediyorsunuz? Çok istiyorsanız kendi çocuklarınızı edebilirsiniz..
Hem çocuklarımızın cinsel istismara uğraması ile tıbbi bir dayatma yoluyla biyolojik istismara uğraması arasında nasıl bir fark görüyorsunuz?
Ayrıca; Ayet okuyarak milleti teskin etmeye çalışmayın. Bizler Allah'ın ayetlerine son derece bağlı ve hürmetkarız fakat; Allah ile aldatma devri kapandı.!
Allah'a savaş ilan edenlerin zihniyetlerini, verilerini ve projelerini savunurken Allah'ın kitabından ayet örnek verip kendinize kalkan yapmaya çalışmanız çok çirkin bir iş olup hiç samimi gelmemektedir..
Eğer samimiyseniz, çocuklarımızın damarlarına zorla şırınga zerk etmeye çalışacağınıza, bu ülkede kaydı tutulamayan o kayıp çocukların hesabını sormak için meclise teklif verin de samimiyetinizi görelim!
Başörtüsü Mücadelesinden Beden'e Tahakküm Seviyesine mi Düştünüz.?
Özellikle bazı milletvekilleri yıllarca bu ülkede "başörtüsü özgürlüğü", "kadın hakları" ve "beden dokunulmazlığı" üzerinden siyaset yaptılar.
Kadının kendi örtüsüne karar verme hakkını da savunan sizler; bugün bir annenin, evladının kanına neyin karışacağına karar verme hakkını hangi yüzle elinden alıyorsunuz?
"Devlet bedenime dokunamaz" diyenler, bu fikri savunanlar bugün devletin şırıngasını ve gücünü, beşikteki o bebeklere ve o masum çocuklara dayamaya mı çalışıyor?
"Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?"
Bu ne yaman çelişkidir, bu nasıl bir savrulmadır böyle?
Saadet ve Gelecek Tabanına Çağrı: Uyanın!
Ey Saadet Partililer ve ey Yeni Yol partisine gönül verenler!
Liderlerinizin ve vekillerinizin hali işte ortadadır. Sizler onları "milletin hakkını korusunlar, uyanık olsunlar" diye oraya gönderdiniz, destek oldunuz ama onlar evlatlarımızı küresel sermayeye kurban eden metinleri "okumaya bile tenezzül etmemişler!"
Yok eğer bu işi BİLEREK, İSTEYEREK yaptılarsa durum daha da vahim demektir. Çünkü TARAFLARINI belli etmişler, zihniyetlerini deşifre etmişler, kimlere göz kırptıklarınıda açık etmişler demektir..
Şu durumda, bu rezalet size yetmez mi? Gözlerinizi açmak için daha neyin olmasını bekliyorsunuz? Sizi aslında kimlerin yönettiğini, kimlerin ajandasına hizmet edildiğini fark etmeniz için bu "bozgun" kafi değil mi?
Bu partinin müntesipleri olarak eğer sizde davanızda samimiyseniz, bu vekillere ya hadlerini bildirin ya da o yapılardan derhal istifa edin! İstifa dilekçelerinize de şunu yazın: "Siz bizim vekilimiz olamazsınız! Zira kılavuzu yanlış (!) olanın istikameti hüsran olur."
"Bugün çocukların damarına girecek olan içeriği son derece tartışmalı, ağır yan etkileri kanıtlanıp gözlemlenmiş, bir çok kimyasal ve haram madde barındıran ve de belki bir zehir hükmünde olan sıvıların devlet zoruyla ve herkese, faşistçe uygulanmasını içeren yasa teklifini okumadan imzalayanlar, yarın bu ülkenin TAPUSU satışa çıksa, şu halde onu da okumadan imzalayabilirler!"
"Bizim vatanımızın tapusu da, evladımızın vücut bütünlüğü de sizin "okunmamış" imzalarınıza emanet edilemeyecek kadar mukaddestir!"
Son İhtar: Ya Özür, Ya İstifa!
Anayasa’nın 17. maddesi (Vücut Bütünlüğü) ve Eğitim Hakkı asla pazarlık konusu edilemez!
Sormak lazım: Acaba bu meclisin hukuk müşavirleri, anayasa komisyonları nerededir? Çünkü Devletin, vatandaşına "zorla" müdahale edip bir de üzerine haraç keser gibi ceza yağdırmasının istendiği ve yine en temel haklardan olan EĞİTİM HAKKININ ELİNDEN ALINMASININ istendiği bu "hukuk garibesi" teklif, Anayasa’nın ruhuna sıkılmış bir kurşun hükmündeyken, Anayasa’yı korumakla mükellef olanlar, NASIL OLUYOR DA "vücut dokunulmazlığını" ayaklar altına alan bu kanun teklifini SIKI BİR HUKUKİ DENETİMDEN GEÇİRİLMEDEN kabul edebiliyorlar.?
Yoksa o meclis, küresel dayatmaların denetimsiz bir noterliği haline mi getirilmek isteniyor?
Sahi, bu kanun teklifini verenler, bu teklifleri ile aslında kimlerin önceliklerine ve amaçlarına hizmet etmiş oluyorlar?
Hem o milletvekilleri, meclis çatısı altında milletin sesini mi duyuracaklar, yoksa küresel odakların ve o ELİTLER denilen aslında şeytani bir yapının projelerine ve dayatmalarına mı yol açacaklar?
Dokunulmazlık zırhına büründükleri ilk fırsatta bu millete ve çocuklarına belki ihanet derecesinde bir yanlışa düşecekler?
Maalesef TBMM çatısı altında ve aslında milletin kürsüsünde; milletin iradesini değil de Bill Gates’in, DSÖ’nün ve Siyonist tıp baronlarının tezlerini savunan bir zihniyeti görmek, bu ülke için çok büyük bir talihsizliktir.
Bağımsız ve yeterli bir araştırma yapmadan, sadece ALGI için önüne konan belki "paçavra" niteliğindeki küresel rapor ve verileri ezberleyerek hiç kimse zürriyetimize pranga vurmaya kalkamaz..
Bu teklifin altındaki imzalar derhal geri çekilmeli ve bu aziz milletten özür dilenmelidir.
Aksi takdirde, bu millet sizi sandığa değil, tarihin "karanlık piyonlar" yada "öngörüsüzler, vizyonsuzlar" sayfasına gömecektir.
Evlatlarımız bizim en mukaddes emanetimizdir. Bizler onları NE küreselcilerin laboratuvarlarına denek, NE DE sizin meclis koridorlarındaki "okunmamış" imzalarınıza kurban edeceğiz!
Hukuk, liyakat ve fıtrat nöbetindeyiz!
Şu ayette buyrulduğu gibi biz ihanet edenlerden olmayacağız inşaAllah.
"Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne ihanet etmeyin. Bile bile kendi emanetlerinize de ihanet etmeyin."
(Enfal, 27. Ayet..)
Selam, Dua ve Direniş İle...
Yorumlar
Kalan Karakter: