Aylar önce bu sütunlarda bir uyarı fişeği yakmıştım ve "Duble Yol mu, Tuzak mı? Devletin Ceza Fabrikası A.Ş.!" diye bir başlık atıp yazımda sormuştum.
O gün "Vatandaşın can güvenliği her şeyden önemli" diyenler, bugün o güvenlik vurgusunu geri plana itip kamuoyunda TAHSİLAT tartışmalarını büyüten bir çizgiye savruldular..
2026 yılına öyle bir "merhaba" dedik ki, TRAFİK artık sadece bir güvenlik meselesi değil, devletin en kârlı "tahsilat şubesi" haline geldi.
Masallar bitti, gerçekler ortaya saçıldı.. Gerçekler ise hem çok acı, hem de cüzdanı yakan cinsten!
O gerçeklerden biri ise şu; Bir çok vatandaş yeni çıkarılan trafik ceza yasasının kesinlikle GÜVENLİK için olduğuna inanmıyor..
Sokağın nabzını tuttuğunuzda şu ifadeyi giderek daha sık duyuyorsunuz:
“Bu iş güvenlik değil, adeta bir kumpas…”
Bu cümle, sadece bir tepki değil…
Devlet ile vatandaş arasındaki güven bağında oluşan derin bir çatlağın işareti..
Bütçe Açığını Trafik Cezalarıyla Yamamak!
CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, Meclis kürsüsünden acı gerçeği yüzümüze vurdu: Kısaca "Bütçe sırtını cezaya dayamış meğer!" demiş oldu.
Çünkü 2026’nın daha ilk ayında devletin bütçesi tam 214,5 milyar TL açık vermiş!
1 trilyon 421 milyar gelir varken, 1 trilyon 635 milyar gider olduğunu söyledi milletvekili.
Bu tablo, kamuoyunda şu soruları doğurmaktadır: Bütçe açığı neden önce israftan değil de cezalar ile kapatılmak istenmektedir? Neden tasarruf yerine tahsilat öne çıkmaktadır?
Peki hâl böyle iken hükümetimiz elini taşın altına koyup giderleri düşürmeyi yada mesela; israfı kesmeyi hiç düşünmüş müdür? Buna dair bir genelde çıkartıp bir eylem planı hazırlamış mıdır?
Maalesef HAYIR.. Onlar keyfinden, lüksünden yada mevcut konfor alanlarından vazgeçmiş değiller..
İşte durum-vaziyet böyle iken bir çok insan sokakta "Millete pusu kurulduğunu ve ciddi bir IZDIRAP yaşatıldığını" konuşuyor, böyle algılıyor..
Devlet açısından bakarsanız ise eminimki bazı hükümet yetkililerinin bahaneleri hazırdır. Mesela: "devletin itibarından tasarruf olmaz" diyip işi sulandırıp böylece topu da taca atarlarsa hiç şaşırmamak lazım..
Düşünebiliyor musunuz; 2026 yılı için belirlenen YILLIK trafik cezası hedefi 350 milyar TL civarındayken, daha YILIN İLK AYINDA 800 milyar TL ceza kesip para toplamışlar!
Bakın İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın tam olarak şöyle diyor: "Tarihi bir rakamdan söz ediyorum, tarihi bir rakam. Yıllık ceza hedefiniz, 348 milyar tl iken, bu yılın ilk ayında 802 milyar tl ceza topladınız. Yani 1 yılda toplayacağınız öngördüğünüz verginin 2 katından fazlasını yalnızca BİR AYDA, maliye aracılığıyla, trafik polisleri aracılığıyla kestiniz vatandaştan. Sonrada merhamet ayı öyle mi?" (Ramazan ayını kastediyor)
Bakın dostlar, kesilen 800 milyar tl'lik bu sonuç gerçek ve samimi bir trafik denetiminden çok, gelir odaklı bir uygulama görüntüsü vermektedir.
Bu uygulama, güvenlikten çok tahsilatın öncelendiği yönünde güçlü bir algı üretmektedir.
Bu tablo, becerilemeyen bir mali yönetimin bedelinin halkın sırtına yüklendiği yönünde güçlü bir kanaat oluşturmaktadır..
Emekli ve Asgari Ücretlinin İdam Fermanı! 200 Bin-300 Bin TL Ceza mı Olur?
Bakın dostlar, 27 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7574 Sayılı yeni kanunla artık şaka bitti. Şimdi sıkı durun:
• Ehliyeti geçici alınmış yada iptal edilmiş birinin direksiyon başına geçmesi: 200.000 TL!
• Trafikte araçtan inerek kavga etmek veya saldırgan takip: 180.000 TL! 60 gün ehliyete el konulması ve 30 gün araç trafikten men cezası.
• Sahte plaka kullanmak: 140.000 TL, tekrarında 280.000 TL!
• Hız ihlallerinde cezalar, en düşük aşım seviyelerinden itibaren bile yaklaşık 2.000 TL’den başlayarak kademeli şekilde artıyor..
Allah aşkına, siz bu millete 28 bin lira asgari ücreti reva görür ama kendiniz fahiş fiyatla maaş alır, kıyak emeklilik hakkı elde eder, meclis lokantalarında nerede ise BEDEVA diyilebilecek şekilde yiyip içerken, bir vatandaş hata yaptı yada bir anlık öfkesine yenildi diye ondan 10 yıllık BİRİKİMİNİ istemek acaba hangi hakiki adalet iledir?
Sizler bu zamana kadar siyaseten yaptığınız hangi hatanın, yanlışın CEZASINI ödediniz?
Siyasette yapılan hataların bedelini çoğu zaman millet ödüyor…
Peki soruyorum:
Bu kadar ağır bedeller vatandaşa yüklenirken, siz hangi hatanın sorumluluğunu üstlendiniz?
Yoksa "biz hiç hata yapmadık, her şeyi dosdoğru yaptık" mı diyorsunuz?
Sizler, trafik cezalarındaki bu çok fahiş, incik-boncuk hükmündeki bazı şeylerden ve dışarıda bir çok insan tarafından BAHANE olarak algılanan şeylerden ceza yazmakla, işte bu tavrınızla maalesef insanları sistem dışına itiyorsunuz!
Toplumun hayatını kolaylaştırmıyor, iyice zorlaştırıyor hatta perişan ediyorsunuz..
Malumdur ki bir yumruk yada tokat atan adama idam cezası veremeyeceğiniz gibi, basit bir kural yada sürüş hatasına da bir insanın hayatını karartacak bedeller ödetemez, onu mâli olarak idam edemezsiniz!
Hiç böyle bir saçmalık olur mu? Suç ve ceza orantılı olmak zorundadır!
Ceza, caydırıcı olabilir; fakat yıkıcı ve orantısız hale geldiğinde adalet duygusunu zedeler..
Eğer tamamen orantısız ve fahiş fiyatları gelişigüzel, rahatça vatandaşınıza yazabiliyorsanız demek ki YA ciddi bir yönetim zaafı var, YA kamuoyunu ciddiye dahi almayan ve ona ACIMAYAN yanlış bir uygulama tercihi var, YA DA ortada büyük bir acizlik ve çaresizlik var..
Eğer böyle bir acizlik ve çaresizlik varsa da millet ile inatlaşmaya, millete hayatı dar etmeye, toplumsal infial oluşturmaya hiç gerek yoktur.. Ne kadar para lazımsa lütfen söyleyin, bu millet size ve devletine kendi isteğiyle versin.. Sizde uğraşmayın milletide uğraştırmayın.. Emin olun bu şekilde toplayacağınız parayı hayal bile edemezsiniz..
Zenginin Vergisini Sil Ama Garibanın Yoluna Radar Koy, Öyle mi?
Yine milletvekili Sayın Gökhan Günaydın yaptığı konuşmada "2013-2024 yılları arasında tam 8 milyar dolarlık vergi borcunun tek kalemde silindiğini" söylüyor.
Şu durumda ne yani onca vergi borcunu silecek gücünüz ve iradeniz var, ama asgari ücretliyi koruyacak iradeniz ve adaletiniz yok öyle mi?
Bir tarafta silinen devasa vergiler, diğer tarafta bütçe açığını kapatmak için kesilen müthiş cezalar..
Eğer bu hükümet tarafından vatandaşa kurulan mali bir pusu değilse en hafif olarak “Tahsilat odaklı bir uygulama" izlenimi doğurmaktadır.
"Kaymak Gibi Duble Yollar" Edebiyatından O Yollarda Vatandaşa Radar Pususu mu?
Bakın bu sadece bir ekonomi meselesi değildir, bu bir VEFA ve vicdan meselesidir!
15 Temmuz darbe gecesi çağrıya kulak verip vatanını korumak için tankların önüne yatan, sokaklara dökülüp vatanı koruduğu gibi AK parti iktidarınıda koruyan bu millete, dahası evine yetişmeye çalışan, çorbasının ve geçiminin derdine düşmüş bu Müslüman Türk milletine sanki "değenekçi" mantığıyla radar tuzakları kurup milyonlarca lira ceza kesmek, millet nezdinde en büyük hakaret ve ağır bir vefasızlık olarak görülmez mi?
Sosyal medyada ve çeşitli paylaşımlarda bu yönde çok sayıda görüntü ve şikâyet dolaşmaktadır.
AK parti yönetimi bu uygulamalarla hem toplumsal desteğini zedeliyor hem de milleti daha fazla sıkıntıya sürükleyip toplumsal infiale sebep oluyor.
Seçimler öncesi süt dökmüş kedi misali milletin kapısına, iş yerine kadar gelip oy dilenip kuzu gibi uysal, mülayim, yapıcı, halkın yanında durucu bir tavır takınıp tabiri caizse boyunlarınıda büküp oy isterken seçimi kazanıp tekrar iktidara gelince daha da milleti tanımımayıp YOLUNACAK KAZ GİBİ GÖRMEK ve öyle muamale yapmak kabul edilemez.
Kaymak Yollarda "Hasat" Mevsimi
Ey Ak Parti Yöneticileri!
Yıllarca "Duble yollar yaptık" diye övündünüz. Her fırsatta dile getirdiniz, bunu siyasi bir başarı anlatısına dönüştürdünüz.
Milletin parası ile yaptınız ama bütün şerefi üzerinize alıp yıllarca da edebiyatını yapıp bunu bir koz gibi tepe tepe kullandınız. Ama görüyoruz ki o yollar artık hizmet için değil, hazineyi beslemek için sanki pusu kurulmuş birer "ceza fabrikası" haline gelmiş..
Aynı yol üzerinde saniyeler içinde hız limitinin 90’dan 70 ve 50’ye düşmesi ve hemen ardından radar kurulduğu görüntüler-kayıtlar asla kabul edilemez ve bu, uygulamanın güvenlik değil aslında tahsilat odaklı olduğunu düşündürmektedir!
Burada amaç gerçekten can güvenliği ise, denetimin kuralları ve yerleşimi şeffaf biçimde açıklanmalı ve uygulanmalıdır.
Bu uygulamalar vatandaşta güçlü bir "PUSU KURULUYOR" algısı oluşturmaktadır!
Devlet ise elbetteki vatandaşına PUSU KURMAZ!
Tam da bu yüzden, vatandaşa böyle hissettiren uygulamalar yeniden gözden geçirilmelidir..
Hükümet yetkililerinin ise izzetli, şerefli, merhametli devletimizi bu hale sokmaya, böyle göstermeye hakkı-hukuku yoktur, olamaz ve bu asla kabul edilemez..
Hız sınırları, radar tuzakları, artık her yere yaygınlaştırılan EDS sistemi saçmalıkları vs... Bu devlete asla yakışmamaktadır.
Hükümet, DEVLET mekanizmasının bir yürütme organı olarak DEVLETİN İMAJINI, İTİBARINI bu ölçüde zedeleyen uygulamalardan kaçınmak zorundadır..
Millet dışarıda şu yapılan uygulamaların bir çoğunun kesinlikle "para tuzağı" olduğunu düşünmekte ve konuşmaktadır.. Hatta yoğun şekilde "hükümet vatandaşın cebinde paraya göz dikmiş" yorumları yapılmaktadır..
Ne feci bir düşüştür... Ne dehşetli bir akıbettir.. Gidişattır... Nereden nereye...
2023 tam bağımsız Türkiye hedeflerinden buraya mı düştük şimdi?
Hükümet olarak bu mu sizin o "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturunuz?
Saçma sapan- incik boncuk bir çok şeyden ceza yazmak için bir çaba, gayret neden?
Bu kadar ölçüsüz bir ceza siyaseti nasıl savunulabilir?
ARTIK YETER!
Bu Millet "Çantada Keklik" Değil..
Ve bu muameleyi yapamazsınız..
Halkın arasında konuşulanlar çok ağırdır: "Hükümet sıkıştı, paraya ihtiyacı var, o yüzden bizi yoluyor."
Bir çok insan kendilerini artık "vatandaş" gibi değil, "etinden, sütünden, yününden faydalanılacak, sağılacak bir inek" gibi hissediyor.
Yahu bu millet sizi 24 yıl boyunca sırtında taşıdı. Size inanmanın, ısrarla güvenmenin, arkanızda durmanın bedeli bu ağır zulüm mü olmalıydı?
Sonuç Olarak;
Hükümet yetkililerine sesleniyorum: Milleti "yolunacak kaz" gören bu anlayış, toplumsal bir yaraya yol açar.
Devlet, vatandaşına adaletle hükmetmekle mükelleftir.
Devletin görevi vatandaşını avlamak değil, kuralı öngörülebilir kılmaktır. Adalet ise; ancak kurallar açık, denetimler makul ve cezalar orantılı olduğunda ayakta kalır..
Fakat şu an da devletimizi güzel temsil etmiyor, imaj ve itibarına zarar veriyorsunuz..
DEĞERLİ OKURLAR!
Bugün bizler eğer susarsak, yarın kapımıza gelecek olan sadece trafik cezası değil, adaletin yokluğudur!
Bu gerçekleri, bu rakamları herkes duymalı, bu haksızlığa herkes DUR demelidir.
Eğer siz de "Vatandaş yolunacak kaz değildir!" diyorsanız; bu yazıyı paylaşın, duyurun, sesimize ses katın.
Çünkü her bir paylaşım, bir haksızlığa karşı yakılmış bir meşaledir.
Eğer bizler hakkımızı aramazsak, daha çok yolunuruz!
Eğer bizler hakkımızı aramazsak SIRTIMIZA DAHA ÇOK SEMER VURAN ÇIKAR..
Haydi, şimdi ses verme vakti!
Bu yazıyı paylaşın!
Çünkü her bir paylaşım, bir radar pususunu deşifre etmek, bir haksızlığa "DUR" demektir.
Grubunuzda, sayfanızda, dost meclisinizde bu rakamları konuşun. Konuşun ki, milleti "çantada keklik" sananlar, bu kekliğin aslan kesildiğini görsünler!
Selam, Dua ve Hürmetle..
Yorumlar
Kalan Karakter: